Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/4918 E. 2024/6412 K. – Kişiyi Hürriyetin

Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4918
Karar No
2024/6412
Karar Tarihi
Konu
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2546 E., 2021/1214 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 26.03.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 35 inci maddesi, 32 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 11 ay 3 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. 3. Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 26.03.2018 tarihli kararına yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.11.2021 tarih ve 2018/2546 Esas, 2021/1214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına ve sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca, 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiş ve yasal süreden sonra istinaf kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu reddedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastı olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın cezalandırılmasının hakkaniyete ve yasalara aykırılık teşkil ettiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Mağdur vekilinin temyiz sebepleri; sanığa daha ağır ceza tayin edilmesi gerektiğine, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay, sanığın, suç tarihinde sokakta oynayan mağdur çocuğu çikolata vereceğinden bahisle kucaklayarak çadırına götürmek suretiyle hürriyetini kısıtladığı iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü; İlk derece mahkemesince; sanığın, ruh ve beden bakımından kendini savunamayacak çocuğa karşı teşebbüs aşamasında kalan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği ancak olay tarihinde psikotik bozukluk sebebiyle 5237 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında akıl rahatsızlığı bulunduğu kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü; Bölge Adliye Mahkemesince; "...Mağdur ...'ın 2011 doğumlu olup suç tarihi itibariyle yaklaşık 5 yaşında olduğu, olay günü evinin önünde oynamakta iken ortadan kaybolduğu, durumu farkeden aile bireylerinin etrafta aramaya başladıkları, bulamayınca telaşa kapıldıkları, babaannesinin akrabaları olan ... durumu söylediği, tanık ...'un etrafta çocuğu soruşturmaya başladığı, oradakilerin aklı melekeleri zayıf olan sanık ...'ın yanında gördüklerini söyledikleri, yaklaşık 15 dakika sonra kaybolduğu yerden yaklaşık 750 metre mesafede sanığın evinin önünde mağduru onun kucağında gördüğü, çocuğun tanığı gördükten sonra çırpınmaya başladığı, sanığın kucağından mağduru aldığı anlaşılmış olayın oluş biçimi bu şekilde kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesince eylemin sabit görülmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ancak sanığın TCK 32 maddesi kapsamında akıl hastası olup olmadığı hususunda dosya kapsamındaki rapor ile daha evvel yapılan yargılamalarda alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu halde bu çelişki giderilmemiştir. Dairemizce yapılan yargılamada sanığın suç tarihi itibariyle atılı suça ilişkin eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı hususunda dosya içerisindeki tüm raporlar arasında çelişki bulunduğundan İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kurulundan rapor alınmış, 14/10/2021 tarihli raporda sanığı bulunduğu suça karşı ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiş bu şekilde çelişkiler giderilmiştir. Her ne kadar sanık suçsuz olduğunu savunmuş ise de sanığın suç tarihinde henüz 5 yaşında olan mağduru ailesinin izni ve onayı olmadan kapısının önünden kucağına alarak kendi evinin önüne kadar götürdüğü, çocuğun kaybolması ile bulunması arasında yaklaşık 15 dakika kadar zaman geçtiği, bulundukları zamanda mağdurun akrabasına çocuğu vermek istemediği bu şekilde mağduru hürriyetinden yoksun kıldığı anlaşılmıştır..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Suçun işleniş şekli, atılı suçun 5 yaşındaki çocuğa karşı işlenmesi, mağdur çocuğun 15 dakika süreyle hakimeyet alanında tutulmuş olması karşısında temel cezanın alt sınırdan önemli miktarda açılarak tayini gerekirken alt sında hüküm kurulması aleyhe istinat bulunmaması karşısında eleştirilmekle yetinilmiştir. A. Mağdur vekilinin temyiz istemi yönünden; Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, müşteki anlatımları, Adli Tıp Kurumu raporları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden mağdur vekilinin, sanığa daha ağır ceza tayin edilmesi gerektiğine, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden; 1. Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, müşteki anlatımları, Adli Tıp raporları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastı olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın cezalandırılmasının hakkaniyete ve yasalara aykırılık teşkil ettiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezasının 11 ay 3 gün hapis cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, sonuç cezanın 11 ay 3 gün hapis cezası olarak belirlenmesi, hukuka aykırı görülmüş ise de; bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.11.2021 tarihli ve 2018/2546 Esas, 2021/1214 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği hüküm fıkrasından kazanılmış hak uygulamasının yapıldığı (2-b) bendindeki 4 numaralı paragrafın çıkartılarak yerine "5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın cezasının 11 ay 3 gün hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle; Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/4918, K. 2024/6412, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2022-4918-e-2024-6412-k-35595090de4d