Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/831 E. 2026/2628 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/831
Karar No
2026/2628
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/586 E., 2024/1642 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/41 E., 2022/968 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ili, ... Köyü, ... Mahallesi, 1 20... parsel sayılı Hazineye ait taşınmazın davacı tarafından yıllardan bu yana zilyet sıfatı ile kullandığını, 11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren “Hazineye ait taşınmazların idaresi hakkındaki yönetmeliğin “Tarım arazilerin kiraya verilmesi” hakkındaki geçici 7. maddesinde “Gerçek veya tüzel kişiler tarafından izinsiz olarak tarımsal amaçla kullanılan Hazineye ait tarım arazilerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde talep edilmesi halinde, 2886 sayılı Kanunun 51/g bendi uyarınca fiili kullanıcılarına on yıla kadar kiraya verilebileceği” yönünde düzenleme yapıldığını, böylece, ilgili Kurumun değişen yönetmelik gereği işgal altındaki Hazine arazilerinin kullanıcılarına (zilyetlerine) öncelikli olarak kiraya verilebilmesinin yolunun açıldığını, yani zilyetin kiralamada öncelikli hâle geldiğini, eğer Hazinenin taşınmazının zilyedi yok ise bu durumda talep hâlinde ihale ile taşınmazı kiraya verilebileceğini, anlaşılacağı üzere taşınmazda 11.09.2014 tarihinden önce zilyet olunması ve bunun Kurumca kabulü hâlinde ilgili taşınmazın kiralanmasında zilyede çok açık bir öncelik tanındığını, davacının dava konusu yerde zilyet olduğu hususunun kadastro tutanağına açıkça yazıldığını, Millî Emlak tarafından 18.03.2013 tarihinde Kadastro Komisyonu nezdinde zilyetliğinin yazılması hususuna itiraz edilse de itirazın Komisyon tarafından reddedildiğini, davacının taşınmazda uzun süreden beri zilyet olup, zilyetliğinin 11.09.2014 tarihinden önce başladığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli Müdahil ... müdahale talebinde; dava konusu taşınmazın zilyedinin 27.04.2007 tarihinden beri ve 11.09.2014 tarihinde de ve hâlen kendisi olduğunun tespiti ile kadastro tutanaklarının kullanıcının kendisi olduğu şeklinde düzeltilmesini ve kendi zilyetliğinin tapuya şerh verilmesini talep etmiştir. 3. Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/576 Esas sayılı birleştirilen davasında davacı ... vekili; davacının 2007 yılında ... 'den devraldığı İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 20... parselde kayıtlı tarla ile ilgili zilyetliğin tespiti davası açıldığını öğrendiğini, 2013 yılında da gerçeğe aykırı kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinin görüldüğünü, davaya konu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 20... parselde Hazine adına kayıtlı taşınmazın bitişiğinde müvekkilinin babasından mirasen kalan arazi olduğunu, müvekkilinin babasından kalan yerin bitişiğindeki bu yerin zilyetliğini 27.04.2007 tarihinde ... 'den 6.000,00 TL bedelle devraldığını, ... 'in davaya konu yerin davacıdan önceki kullanıcısı olduğunu bütün köyün bildiğini, davalının Hazineden uzun süreli kiralamak için İzmir Millî Emlak Müdürlüğüne başvurduğunu, davaya konu yeri kiralama çabası ile tamamen kötü niyetle kullanıcısı ya da zilyedi olmadığı arazi üzerinde hak sahibi olmadığı ve hak sahibi olmadığını da bildiği hâlde hak sahibi imiş gibi taleplerde bulunduğunu, gerçeğe aykırı işlemler yapılmasına göz yumarak araziye haksız müdahalede bulunduğunu belirterek, kadastro tespitine dayalı olarak Hazine adına tescili yapılan İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 20... parselde kayıtlı tarlanın kullanıcısı olarak davalı ...'in tespitine dair kadastro tutanağının ve bu yönde tapuya kullanım şerhi düşüldü ise şerhin iptali ve tapu kayıtlarının düzeltilmesine, taşınmazın kullanıcısının davacı olduğuna dair şerh düşülmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hakdüşürücü süreler yönünden davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, taşınmazın zaten 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ilgili maddelerine istinaden zilyedi olmadığından Hazine adına tescil edildiğini, davacının taşınmazdaki kullanımının 23.11.2014 tarihinden sonra ekin ekmek suretiyle işgalci sıfatıyla başladığını, söz konusu taşınmazda davacının işgalci konumunda olduğunun kendi beyanlarından da anlaşıldığını belirterek, ilgili Kanunlara ve hukuka uygun olarak taşınmazın doğrudan davacı tarafa kiralanma talebine karşı idarece yapılacak işlem bulunmadığı yönündeki idare beyanlarına karşı davacı tarafından mesnetsiz iddialarla açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Maliye Bakanlığı Millî Emlak Müdürlüğü 29.01.2015 tarih sayılı 81 ile dağıtımını yaptığı Müsteşar imzalı yazısında bu maddenin uygulanmasında zilyetilğin tespiti bakımından kadastro tespit tutanağı ile belgelendirmeyi kabul ettiğini belirtmiş olup, davacının da elinde kesinleşen kadastro tespit tutanağına göre yönetmeliğin istediği tarihten öncesinde zilyet olduğu belirtildiğinden davacının bu belge ile kuruma başvurabilmesi mümkün iken bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine, birleştirilen davada ise davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın kadastro tespit tutanağında edinme sebebi başlığı altında kullanıcı olarak davalı ...’in tespitine yönelik zilyetlik şerhinin iptali ile kendisinin kullanıcı olduğuna ilişkin şerhin verilmesi istemli davada, kullanım kadastrosu yapılmayan taşınmazda zilyetlik şerhi verilmesi talebinde davacının güncel hukuki yararlarının bulunmadığı, tutanağın edinme sebebi kısmına taşınmazın davalının kullanımında olduğu yönünde eklenen açıklamanın tek başına hukuki bir sonuç doğurmayan açıklama olup tapu kütüğüne şerhi gereken hususlardan olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h ve 115/2 hükümleri uyarınca davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücretine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca birleştirilen davacının taşınmaza zilyet olduğunun da ispat edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asli müdahil-birleşen dava davacısı vekili; dava dilekçesindeki ve yargılama sırasındaki beyanlarını tekrarla, İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında çelişki olduğunu, tanık beyanları ve tüm deliller değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı hatalı karar verildiğini, verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının hiçbir zaman taşınmaza haklı şekilde zilyet olmadığını, hukuka aykırı şekilde taşınmazı zaptettiğini, zilyetliğin gaspının söz konusu olduğunu, davacının haklı zilyeti baypas ettiğini ve haksız olarak taşınmazı işgal ettiğini, kadastro tutanağının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, kadastro tutanak tanıklarının beyanlarına dikkat edilmediğini, yaptıkları bütün itirazların sonuçsuz kaldığını, itirazlarının haksız olarak reddedildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ve ek rapor alınmadığını, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada zilyetliğin tespiti, birleştirilen davada kadastro tutanağında zilyetlik hususunda yapılan tespite itiraz istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asli müdahil birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/831, K. 2026/2628, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-831-e-2026-2628-k-3ac9e258f5f3