Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2587 E. 2026/2382 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2587
- Karar No
- 2026/2382
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/428 E., 2026/250 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/341 E., 2023/594 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Köyü, 858 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkili ... ve dava dışı ... ... adlarına yarı hisse olarak kayıtlı iken ... ...'nin hissesini 05.02.2021 tarihinde ...'a sattığını, müvekkiline bu konuda herhangi bir ihtar gönderilmediğini, tapuda gösterilen değer ve alıcı hissesine düşen tapu harcını ödeyerek ön alım hakkını kullanmak istediklerini belirterek dava konusu hissenin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zeminde fiili anlamda bir taksim mevcut olduğunu, davalı müvekkilinin hissesini satın aldığı ... ...'nin davacının ayrı yaşadığı eşi olup işbu 858 parsel sayılı taşınmazı satmadan evvel batı tarafını malik sıfatıyla kullandığını, tarlanın ... kısmını ise davacı ...'nin kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılan keşifte taşınmazda herhangi bir ayrım bulunmadığı görülmüş ise de, davalı yanca sunulan sözleşmeye göre eski malikin vasisi ile davacı arasında taksimata ilişkin anlaşmanın olduğu ve dilekçe ekinde sunulan hava fotoğraflarına göre taksime uygun şekilde tarlanın bir kısmının sürülü diğer kısmının kullanılmadığı, yapılmış olan taksimin tanık beyanları ile de teyit edildiği, taraflar arasında fiili taksimin söz konusu olduğu ve sözleşmedeki imzaya itiraz olmadığından davacının şufa hakkını kullanamayacağı anlaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 05.02.2021 tarihinde edindiği paya ilişkin noter aracılığıyla bir bildirim yapılmadığı, davacının davasını 17.06.2022 tarihinde hak düşürücü süre dolmadan açtığı, Mahkemece mahallinde yapılan keşif, düzenlenen bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanları, paylaşıma ilişkin tutanak ile saptanan fiili taksim olgusuna değer verilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerek keşif sırasında gerekse görüntülerde taşınmazın kullanımına ilişkin ayırt edici unsurlara rastlanmadığını, dinlenen davacı tanıklarının taşınmazın tamamının davacıya ait olduğunu söylediklerini, taşınmaz üzerinde fiili taksim olup olmadığı varsa taşınmazın hangi bölümünün kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususlarının tam anlamıyla açıklığa kavuşturulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732. maddesi uyarınca ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.