Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/945 E. 2026/1712 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/945
Karar No
2026/1712
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1431 E., 2024/1962 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/201 E., 2024/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekilleri Avukat ... ile Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekilleri Avukat ... ile Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in davalı ... Katılım A.Ş. ile 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel olmak üzere toplam 6 adet taşınmaz alımında kullanılmak üzere 8.194.336,92 TL kredi kullanımı konusunda anlaşmaya varıldığını, kredinin teminatı olarak taşınmazların ipotek verildiğini, davalı Bankanın kredi kullanımına konu ve kendisi lehine ipotek olan bodrumdaki taşınmazı icrada satışa çıkarttığını ve yapılan ihalede davacı adına kayıtlı taşınmazı kendisi satın aldığını, bu satın alma işleminden önce davacıya taşınmazı satın alarak banka alacağının tahsil edilmiş olmasını ve bu suretle bilançolarının düzeleceğini, kendilerine yardımcı olmak amacıyla vefa hakkı vereceklerini, davacının ödeme yaptıktan sonra taşınmazı geri alabileceğini söylediklerini, verilen sözlere güvenmekten başka çaresi olmayan müvekkilinin bunu kabul ettiğini ve tarafların vefa protokolü imzaladığını, ancak davalının vefa hakkının kullanımı için vefa protokolünde açıkça belirtilen yükümlülüklerine uymadığını, davacının ise protokol gereği ilave protokol şartlarını dâhi yerine getirdiğini, davalı Bankanın, davacının hem kredi kullanımına konu ve rayiç değeri borcun çok çok üzerinde olan taşınmazları aldığını, bankadaki 1.000.000,00 TL'sini uzunca bir süre kullandığını hem de üçüncü kişi ...'a ait taşınmazdaki ipotek ile dava konusu 6 adet taşınmaz üzerindeki ipotekleri kaldırmadığını, davalı Bankanın vefa protokolü gereklerine uymadığı gibi taşınmazı da müvekkiline geri vermediğini, ayrıca müvekkilinin çok sayıda taşınmazı üzerinde de onlarca haciz ve ipotek mevcut olduğunu, davalı tarafın vefa hakkının kullanımı süresi içerisinde kendisine yapılan tüm yazılı ve sözlü ikaz ve taleplere karşı duyarsız kaldığını ve kendince vefa süresinin sona ermesini beklediğini ileri sürerek davacının, davalı Bankaya olan borcunun belirlenmesi ve davalı üzerine kayıtlı 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel, 1 03... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazlarının olduğunu, davacının protokolde kararlaştırılan edimlerini yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının süresi içerisinde sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davadaki uyuşmazlığın temelinin 05.07.2018 tarihli protokol ile bu protokolde kararlaştırılmış olan borç ve yükümlülüklerin taraflarca yerine getirilmediği iddiasının oluştuğunu, protokolün 05.07.2018 tarihinde okunarak imzalandığının, protokolün alım hakkı tanınması niteliğinde sözleşme olduğunu, davacının protokolde öngörülen sürede dava konusu taşınmazların satın alma hakkına sahip olduğunu, satın alma hakkı tanındığını, davacının alım hakkını kullanması üzerine davacının taşınmaz bedelini ödeme, davalının da taşınmazların devri borcu altına girdiğini, bunun 18 aylık süreye bağlandığını, protokolle her iki tarafın da yükümlülük altına girdiğini, alım hakkının kullanılmasının davalı Bankanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine bağlı olduğunu, 18 ay içinde talepte bulunabileceğini, bu sürenin 24.11.2019 tarihinde sona ereceğini, salt sürenin dolmasının alım hakkının sona erdiği anlamına gelmeyeceğini, alım hakkının sona erip ermediğinin tarafların protokolden doğan borçlarını ifa edip etmediği ile taraflardan birinin hakkın kullanılmasına engel olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, protokolün 10. maddesi ile işlemin hangi amaçla yapıldığının açıkça düzenlendiğini, davalı Bankanın davcıdan kredi sözleşmesinden doğan bakiye alacağının kaldığını, protokol uyarınca davacıya borçlarını ödeme konusunda kolaylık sağlanması, davacının mal varlığı üzerinde hacizlerin kaldırılması, davacının mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisi kaldırılarak gerekli finansman sağlanmasıyla gerçekleşeceğini, ipotek tesis edilmesine rağmen Bankanın hacizleri kaldırmayarak mal varlığı üzerinde tasarruf etmesine imkân tanıyacak gerekli kolaylık ve olanağı sağlamadığını, protokole aykırı davranarak alım hakkını engellediğini, davalı Bankanın hacizleri kaldırmayarak davacının ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmesini engellediğini, ipoteklerin terkini hacizlerin kaldırılması gerektiğini, protokolden doğan borcun hangi sıra ile ifa edilmesi gerektiğinin belirlenmesi gerektiğini, alım hakkının kullanılmamasına davalının protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinin sebep olduğunu, ihtarlara rağmen hacizleri kaldırmadığını gerekli plan masrafı talep etmediğini, taraflar arasında koşula bağlı sözleşme yapıldığını, davalının koşulun gerçekleşmesinde dürüstlük kuralına aykırı olarak engellediğini, 18 aylık süre dolsa bile alım hakkının kullanılabileceğini, davalının hakkını kötüye kullandığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında ciddi çelişkiler bulunmasına rağmen giderilmediği, protokolden doğan yükümlülükleri yerine getirmek koşulu ile dava konusu taşınmazların devrine karar verilmesi gerektiğini, protokolde yer alan bakiye 1.250.000,00 TL borç, kredi borcu ile ihale bedeli arasındaki farkın muhasebeleştirilmesi için kayden oluşturulmuş borç olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, protokolden (vefa hakkından) kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/945, K. 2026/1712, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-945-e-2026-1712-k-f7c0eda53e69