Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5353 E. 2026/1895 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5353
Karar No
2026/1895
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2616 E., 2025/1809 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1 E., 2024/190 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın edinimi için davalı damadına 105.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının da taşınmaz için toplam 125.000,00 TL ödemede bulunduğunu, taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, davalı ile aralarında 20.08.2017 tarihli adi yazılı sözleşmenin düzenlendiğini, aile konutu şerhi tesis edilen taşınmazın davalı tarafından satılmaya çalışıldığını, inanç sözleşmesi uyarınca taşınmaza % 46 oranında malik olduğunu ileri sürerek taşınmazın % 4 payının davalıya ödenerek ½ payın davacı adına tescilini veya taşınmaz rayiç değerinden payına düşen miktardan şimdilik 5.000,00 TL’lik kısmın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınmasını talep etmiştir. Davacı vekili 04.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; taşınmazın % 46’lık kısmının adına tescilini, bu mümkün olmaz ise taşınmazın % 4 payı davalıya ödenerek ½ payın adına tescilini, bu da mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinden payına düşen miktar olan 736.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının konut alım bedelini bağış olarak gönderdiğini, ödenen bedelin ödünç olarak verildiği kabul edilse bile davanın davacının kızı olan ...’ne de yöneltilmesi gerektiğini, 20.08.2017 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dayandığı 20.08.2017 tarihli sözleşmenin tapu iptali ve tescil istemini içermediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine; bedele yönelik istemin kabulü ile taşınmazın tamamı 1.600.000,00 TL değerinde olduğundan yüzde 46’sı olan 736.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı ile davalı ve dava dışı kızı arasındaki sözleşmenin mülkiyet naklini içermediği anlaşıldığından bedelin hüküm altına alınmasının doğru olduğu, ancak davacının dava dilekçesindeki ilk isteminin reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına; davanın tapu iptali ve tescil yönünden reddine, bedel isteminin kabulü ile 736.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tapu iptali ve tescile karar verilmesini, dava tarihinden itibaren yasal faiz yerine temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ortada bağış olduğunu ve bağıştan dönmenin şartlarının somut olayda gerçekleşmediğini, belgenin düzenlenme amacının boşanma hâlinde mal paylaşımına gidildiğinde tarafların paylarını göstermesinin amaçlandığını, davacının kızının da boşanma davası olmasaydı babasının bu parayı talep etmeyeceğini söylediğini, davacının yardım amaçlı bu parayı gönderdiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminata ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz sebepleri de dikkate alındığında temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5353, K. 2026/1895, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5353-e-2026-1895-k-a03594be6890