Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5164 E. 2026/3391 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5164
Karar No
2026/3391
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1771 E., 2025/1314 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/286 E., 2023/341 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olup 31 99... parsel üzerinde iki katlı binayı birlikte satın aldıklarını ancak tapunun davalı adına yapıldığını, aslında iki katlı binanın giriş katındaki 1 No.lu dairenin davacıya, üst kattaki 2 No.lu dairenin de davalıya ait olduğunu ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının ½ hisse oranında iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1994 yılından beri ayakkabı imalathanesinde ortak olarak değil işçi vasfı ile çalıştığını, işyerinin davacı ...'a devredildiğinde de işçi-işveren ilişkisi içinde olduğunu, davacının Osmangazi ilçesinde müvekkili ile ortak aldıklarını iddia ettiği dükkânın tapusunun müvekkili adına değil davacı adına kayıtlı olduğunu, ortaklık ilişkisinin hiçbir zaman olmadığını, davacının işlerinin kötüye gitmesi sebebiyle müvekkilinin maddi zarara uğratılarak işten ayrılmak zorunda bırakıldığını, müvekkili aleyhine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tarla vasfında olması ve davacı tarafın dava konusu taşınmaz hakkındaki talebi doğrultusunda taşınmazın ifrazının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na ve imar planına aykırı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 31 99... No.lu parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmazın 130/4800 hissesinin davalı adına kayıtlı olduğu, davalının işbu hisseyi 13.01.2003 tarihinde dava dışı şahıstan satış edinme sebebi ile iktisap ettiği, Mahkemece, her ne kadar davanın genel olarak tapu kaydının iptali ve tescili olarak nitelendirilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlığın inançlı işlemden kaynaklı tescil istemine ilişkin olduğu, hukuki nitelemenin hatalı yapıldığı ancak bu tür davalarda dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatının şekle bağlı olmayan yazılı delile bağlı olduğu, şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği, ayrıca davacının yemin teklif etme hakkının da bulunduğu, davacı tarafça yazılı delil sunulmadığı gibi yazılı delil başlangıcı sayılan bir belgenin de sunulmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, ispatlanamayan davanın reddi kararı sonuç olarak yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yazılı gerekçeyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davanın fiili ortaklık olarak değerlendirildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince davanın inançlı işlem olarak nitelendirildiğini, bu değişikliğin tarafların hukuki dinlenilme ve savunma haklarını ihlal ettiğini, aile bireylerinin tanık olarak dinlendiği ve taşınmazın bedelinin birlikte ödendiğini, binanın alt katında davacının, üst katında ise davalının oturduğunu belirttiklerini, ancak Mahkemece dikkate alınmadığını, akrabalık ilişkisinin, tanık beyanının değerini düşürmeyeceğini, tanığın doğruyu söylediğinin esas olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın inançlı işlem olarak nitelendirip yazılı delil arandığını, oysa kardeşler arasındaki güven ilişkisinin, delil başlangıcı ve tanık anlatımıyla ispatlanabileceğini, 08.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın imar planı içinde, iki bağımsız bölüm niteliğinde olduğunu ve bölünebilir olduğunu saptandığını, ancak Mahkemece, teknik raporu gerekçesiz reddedildiğini ve çelişkinin giderilmediğini, imar planına göre dava konusu taşınmaz konut alanında kalmasına rağmen Mahkemece tarla olarak nitelendirildiğini, ayrıca davacıya yemin teklif hakkını hatırlatılmadığını, davalı istinafa başvurmamış olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davalı lehine yeni gerekçe oluşturduğunu, bir taraf istinaf etmemişse, o taraf lehine yeni gerekçe yaratmanın usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5164, K. 2026/3391, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5164-e-2026-3391-k-d853a677740b