Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5053 E. 2026/3188 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5053
Karar No
2026/3188
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1221 E., 2025/1616 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/217 E., 2025/89 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Karaman ili, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, tapunun 4 49... parsel numarasında kayıtlı ve 825.346,00 m² yüzölçümlü mera vasıflı taşınmazın 20.02.1979 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında mera vasfı ile davalı ... adına tapuda kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazın davalı tarafından yapılan ifraz işlemi ile 4 49... ve 4 49... parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, belediye meclislerinin meraların sadece yararlanma ve kullanma şekillerini değiştirme yetkilerinin bulunduğunu, özel mülkiyete dönüştürme ve satma yetkilerinin bulunmadığını, bu nedenlerle dava konusu 4 49... parsel sayılı 25,27 m² yüzölçümlü taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu vasıfla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; taşınmazın mera niteliğinin 14.03.1986 tarihli ifraz işlemi sonucunda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11/4. maddesi gereğince kendiliğinden kalktığını ve taşınmazın arsa niteliğini kazandığını, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılaşmalar olduğunu, tapu kaydının tescili üzerinden 45 yıl geçtikten sonra Karaman Belediyesi aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, öncelikle hak düşürücü süre yönünden, olmadığı takdirde esas yönünden davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline, davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığını, tapu tescilinin üzerinden 45 yıl geçtiğini ve davacının taşınmazın mera vasfının değiştiği ve çeşitli işlemlerden haberdar edildiğini göz önüne alındığında hak düşürücü sürenin davacıya uygulanamayacağını iddia etmenin hukuki bir dayanağı olmadığını, 2. Dava konusu taşınmazın hâlihazırda mera vasfı taşımadığını, arsa niteliğinde olduğunu ve civarının yapılaşmış sahalarla çevrili bulunduğunu, 2012 yılında yürürlüğe giren İmar Planında yerleşim alanı olarak düzenlendiğini ve kök parselinin büyük kısmının 2003 yılı öncesinde de imar planına dahil edildiğini ve davacının bu süreçten haberdar olduğunu, davaya konu taşınmazın mera niteliğini 4342 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden çok önce yitirdiğini ve kök parselinin 01.01.2003 tarihinden önce imar planı içerisinde yerleşim yeri olarak planlanmış bir sahada bulunduğunu, 3. Davanın yasal dayanağının bulunmadığını ve Yargıtay ilâmlarının da bu doğrultuda olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Belediye adına tescil edilen taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince tapusunun iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5053, K. 2026/3188, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5053-e-2026-3188-k-b9742011ff68