Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5005 E. 2026/2966 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5005
- Karar No
- 2026/2966
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1464 E., 2025/1657 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/149 E., 2025/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Karaman ili, ... ilçesi,.... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 1 43... parselde kayıtlı taşınmazın kadastro çalışmaları neticesinde davalı ... adına mera vasfı ile tespit ve tescil edildiğini, 23.10.1992 tarihinde davalı tarafından yapılan ifraz işlemi neticesinde 1 43... , 50... parsel numaralarını aldığını, 51 parsel sayılı taşınmazın tarla vasıflı olarak yeniden ... adına tespit ve tescil edildiğini, tescil işleminin yolsuz tescil mahiyetinde olduğunu ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile tarla vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, taşınmazın yürürlükteki imar planında tarım alanı içerisinde olduğunu, kök taşınmaz niteliğindeki 1 43... parsel hakkındaki Kadastro Beyannamesinde yer alan açıklamalar göz önüne alındığında bu taşınmazın aslında normal bir mera arazisi vasfı taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile "mera" vasfı ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmadığı, imar planında tarım alanında kaldığı, teknik açıdan mera olarak kullanımının mümkün olmadığı, taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi kapsamında kalmadığı, bu nedenle aynı nitelikle davacı adına tescili gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı gözetildiğinde Mahkemece yazılı gerekçe ile imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi, tarım ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meraların bu vasıflarını yitirmeleri hâlinde Hazine adına tescilinin gerekeceği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmemişse de, TEK Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkının korunmasına karar verilmesi gerekirken irtifak hakkının terkini sonucunu doğrucak şekilde tapunun iptaline karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzenine ilişkin nedenlerle kaldırılarak, davanın kabulüne, Karaman ili, .... ilçesi, ... Mah., 1 43... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, irtifak hakları hanesinde mevcut TEK Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkının korunmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını ve dava konusu taşınmazın mera vasfı taşımadığını, İlk Derece Mahkemesinin davayı salt davacı iddiaları ve eksik bilirkişi raporu üzerinden değerlendirdiğini, taşınmazın güncel hâline, mevcut durumuna ve tesis kadastro tarihi itibariyle mera vasfı taşıyıp taşımadığına dair teknik ve açıklayıcı bir değerlendirme yapmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Kanunun ve 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince tapusunun iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.