Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4953 E. 2026/2670 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4953
- Karar No
- 2026/2670
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1466 E., 2025/1658 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/159 E., 2025/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 4 49... parsel sayılı mera vasıflı taşınmazın 20.02.1979 tarihinde kadastro çalışmaları neticesinde mera vasfı ile ... adına tapuda tespit ve tescil edildiği, 4 49... parselin davalı tarafından ifrazı ile 4 49... ve 3 parsel olarak ikiye ayrıldığı, 4 49... parselin Karaman Belediye Başkanlığınca muhtelif tarihlerde yapılan imar uygulamaları sonucunda değişik ada ve parsel numaralarına dağıtıma tâbi tutulduğu, dağıtım sonucu oluşan 4 49... ve 19 parsel sayılı taşınmazların yeniden mera vasfı ile davalı adına tescil ve tespit edildiğini, davalı tarafından resen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapmak suretiyle dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu taşınmazların mera vasfından çıkarıldığını belirterek 4 49... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davaya konu taşınmazın yürürlükteki İmar Planında konut sahası içerisinde kaldığını ve taşınmazın arsa vasfının 4342 sayılı Mera Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 28.02.1998 tarihinden önce de mevcudiyetini muhafaza ettiğini belirterek davanın öncelikle usulden ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi kapsamında kalmadığı ve aynı nitelikte davacı adına tescilinin gerektiği anlaşıldığından, davanın kabulüne, 4 49... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hukuka uygun karar verildiğinden başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 2. 19 parselin arsa vasfında olup mera vasfı taşımadığı, son olarak 2012 yılında yürürlüğe giren imar planında yerleşim alanı olarak düzenlendiği, kök parselin büyük kısmının 2003 yılı öncesinde de imar planına dâhil edildiği ve taşınmazın davacı adına tescilinin hukuken mümkün olmadığını, 3. Bilirkişi raporundaki taşınmaz değerinin tespitine ilişkin kısımların hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığını, 4. Mera niteliği taşımayan ve etrafında yapılaşması tamamlanmış birçok bina ile çevrili bulunan 4 49... parsel hakkındaki davanın hem usul hem de esas bakımından hukuki mesnetten yoksun olduğu ortadayken hak düşürücü süre ve husumet itirazları üzerine gerekçeli bir değerlendirme yapmaksızın verilen kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.