Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4789 E. 2026/2508 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4789
- Karar No
- 2026/2508
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1984 E., 2025/876 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/359 E., 2021/635 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ile davacı arasında noterde 26.07.2017 tarihli satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, davalı ...’nin (diğer davalı adına da vekaleten) 400 m² işgal alanlı 2600 m² zilyetliğinde olan toplamda 3000 m² araziyi bu satış vaadi sözleşmesi ile sattığını, ayrıca davalının yine aynı tarihte noterde muvafakatname verdiğini, bu muvafakatname ile de 2 49... parsel sayılı taşınmazda mevcut her türlü hak ve hissesinin tamamını 6292 sayılı Kanun kapsamında akdi halefi olarak davacının almasına muvafakat ettiğini, davacının 980.000,00 TL para ödediğini ileri sürerek, 2 49... parsel sayılı taşınmazın 3000 m²’lik alanı üzerindeki davalı müdahalesinin men'ine, şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; satış vaadine konu edilen ve tapu tahsis belgesinde özellik ve nitelikleri yazılı taşınmazın davalı ...’a ait olduğunu ve davacı ile satış vaadi sözleşmesini davalı ...’a vekâleten babası diğer davalı ...’nin yaptığını, bu sözleşme ile davalı ...’a ait tapu tahsis belgesindeki 400 m² işgal alanlı-2kat-2 daire niteliğindeki gayrimenkulde bulunan hak ve hissenin tamamının satıldığını, müvekkili tarafından 3000 m²'lik bir alanın satılmadığını, böyle bir yeri de olmadığını, satış vaadi sözleşmesinin mevcut tapu tahsis belgesine dayalı olarak yapıldığını, muvafakatnamenin ise tapu tahsis belgesindeki yer için gerekli işlemleri yürütebilmesi için verildiğini, davacının tapu tahsis belgesi ile satın aldığı yerde hiçbir tasarruflarının bulunmadığını, davalı ...’nin eşinin adına tahsisli aynı arazi üzerinde farklı bölümde bulunan evde yaşadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “satış vaadi sözleşmesine konu 400 m²'lik alanın ve bu alan içindeki binanın davacı tarafından da kabul edildiği gibi devrinin ve tesliminin yapıldığı, bu nedenle davalı ...'dan talep edilecek alan bulunmadığı, diğer davalı ...'nin ise muvafakatname ile parseldeki kullanımını davacıya devrettiği ancak keşifte yapılan tespitte dava konusu yerde Nalan tarafından devir edilen alanın yaklaşık 500 metre ilerisinde herhangi bir hakka dayanmaksızın Seher Sarıkaya'nın işgalci olarak oturduğu bir alanın olduğu, bu nedenle davalı ...'nin bu kısma yönelik bir kullanımının bulunmadığı gibi tapuda veya kullanıcı hanesinde de herhangi bir kullanım veya mülkiyet belirtmesinin bulunmadığı, davalı ...'den herhangi bir şekilde hak sahibi olmadığı bir yerin kullanımının istenemeyeceği” gerekçesiyle her iki davalıya karşı davacının ispat edemediği davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmün isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davacının satış vaadi sözleşmesi ve muvafakat belgesi ile 3000 m² alanı satın almak istediğini, ancak kendisine 400 m²'nin devredilmeye çalışıldığını, anlaşmanın 3000 m² üzerinden yapıldığını ve 980.000,00 TL’nin ödendiğini, satış vaadinde belirtilen 100.000,00 TL’nin 400 m² alan için verildiğini, müvekkilinin 100.000,00 TL bedelle taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmışken davalılara 980.000,00 TL ödemesinin mantıklı olmadığını, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalarını tanık beyanları ile ispatladıklarını, 2. Davalıların hakkı olmayan yeri davacıya devretmeyi vaddettiğinin taraflarınca anlaşıldığını, ancak satış vaadinde malikliğin geçerlilik şartı olmadığını, ifa açısından önem taşıdığını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.