Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4463 E. 2026/2782 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4463
- Karar No
- 2026/2782
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2768 E., 2024/1520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/380 E., 2022/356 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının babası ...'nın 26.10.1972 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçı olarak davacı ve davalı ile anneleri ...'nın kaldığını, davacı ve davalının 08.12.2011 tarihinde annesi ve babasının mirası ile ilgili bir kısım paylaşımlar hususunda protokol imzaladıklarını, son aylarda meydana gelen olaylar ve değişik mahkemelerde verilen ifadelerden davacının hile ve dayatma ila kandırıldığını fark ettiğini, söz konusu protokolü davalı adına Avukat ...'ın imzaladığını, Avukat ... 'ın aynı zamanda davacının da avukatı olduğunu, ortada çıkar çatışması olduğunu, kendi avukatının kendisinden hiçbir şey saklamayacağını düşünen davacının bu protokolü imzaladığını, protokolün imzalanmasından sonra yeni çıkan banka kayıtları ile ... Biracılık A.Ş.'ne ait bir kısım hisse senedi ve temettülerin davacıdan saklandığının anlaşıldığını, protokol tarihinde ...'nın hayatta olduğunu, onun mirasının paylaşılamayacağını ileri sürerek 08.12.2011 tarihli protokolün iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu protokolün yapılmasında ısrarcı olan davacının kendisi olduğunu, davacının olumsuz tutumları sebebi ile bir araya gelmek istemeyen davalının yerine protokolün avukatı tarafından imzalandığını, bu sebeple protokolün tanzimi hususunda dayatma yapıldığı hususu ile hile ve kandırma olduğu hususunun asılsız olduğunu, davacının babasından ve annesinden eksik pay almadığını, 1996 yılında hisse senetlerinin kayda geçirilmesi zorunluluğu getirildiğinde davacının bilgisi ve rızası dahilinde hisse senetlerinin ... Bankası A.Ş'ne 20.06.1996 tarihinde "teslim bordrosu" ile davalı ve annesi adına kaydettirildiğini, davacının yeni elde ettiğini beyan ettiği ... no.lu hesabın 01-29.08.1996 tarihli hesap durumunun aynı tutar olan 469.200.000,00 TL olduğunu, bu miktarın 8.000.000,00 TL alış ve 167.020.000,00 TL'lik bedelsiz artış sonucu 644.220.000,00 TL olduğunu, tarafların 1997 yılında hisse senetlerini paylaşmaya karar vererek tarafların karşılıklı rızası sonucu 1/3 hisse karşılığı olarak davacıya 16.01.1997 tarihinde banka talimatı ile 214.700.000,00 TL'Iik hisse senedinin verildiğini, davacıdan saklanan başka hisse senedi olmadığını, davacının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ...'ın hisse senetlerinin paylaşımını düzenleyen protokolün ilk maddesinin diğer mirasçı ...'nin katılımının sağlanmaması nedeniyle geçersiz olduğu, her ne kadar mirasçı ... dava devam ederken vefat etmiş ise de, vasisinin diğer mirasçı olması sebebiyle işbu protokolde temsilinde menfaat çatışmasının doğmaması adına kayyım ile temsilinin gerektiği, protokol tarihinde hayatta olan muris ...'nin malvarlığı yönünde paylaşım maddeleri içeren 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. maddelerin ise yazılı şekilde mirasçılar arasında yapıldığı, sözleşmenin tanzimiyle ilgili olarak irade fesadına neden olabilecek hata veya hilenin davacı yanca ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 08.12.2011 tarihli protokolün 1. maddesinin iptaline, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. maddeleri yönünden ise geçerli olduğu gerekçesi ile iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ...'dan intikal eden hisselerin paylaşımı konusunda protokolün 1 ve 2. maddeleri açısından düzenleme tarihinde sağ olan mirasçılardan biri olan ...'nın mirasçı sıfatı ile katılımı olmadığı ve bu şekilde tüm mirasçıların katılım şartı gerçekleşmediği, protokolün 3. ve devamı maddelerinin tarafların annesi ...'ya ait hisse senetlerinin paylaşımına ilişkin olduğu, sözleşmenin düzenlendiği 08.12.2011 tarihinde muris ...'nın hayatta olduğu hâlde miras payının devri ve paylaşımına ilişkin bu sözleşmeye muris sıfatı ile katılmadığı gibi izni de alınmadığı, davanın tümüyle kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, 08.12.2011 tarihli "protokol" başlıklı sözleşmenin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, davacının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, tüm hakkını aldığının dosya kapsamı ile de sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, miras taksim ve miras payının devri sözleşmesinin iptali istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.