Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4166 E. 2026/2936 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4166
- Karar No
- 2026/2936
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1824 E., 2025/1492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/559 E., 2023/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların muris ...'ın yasal mirasçıları olduklarını, murisin 30.04.2016 tarihinde 87 yaşında iken vefat ettiğini, Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/747 Esas sayılı dosyasına gelen tebligat ile murisin sağlığında 07.01.2010 tarihinde noterden düzenleme şeklinde vasiyetname düzenlediğini öğrendiklerini, okunan vasiyetnameye müvekkilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece verilen süre içerisinde eldeki davayı açtıklarını, vasiyetnamenin yasada aranan şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmediğini, murisin okuma yazması bulunmadığı iddia edilerek parmak basması suretiyle tanıklar huzurunda vasiyetname düzenlendiğini, tanıklara vasiyetname içeriğinin hileli şekilde okunmadığını, vasiyetname ile davacıların saklı paylarına tecavüz edildiğini, vasiyetnamenin tanzim edildiği tarih itibariyle murisin temyiz kudretinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek, muris tarafından tanzim edilen 07.01.2010 tarihli vasiyetnamenin iptaline, aksi kanaat hâlinde vasiyetnamenin davacıların saklı payları oranında iptali ile vasiyetnameye konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline, bu mümkün görülmediği takdirde ise davacıların saklı paylarının tespiti ile tespit edilecek bedellerin murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin tanzim edildiği tarihte murisin tasarruf ehliyetine haiz olduğunu, vasiyetnamenin yasada aranan şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiğini, saklı pay ihlalinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "ATK 4. İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 10.09.2021 tarihli rapora göre vasiyetnamenin tanzim edildiği tarih itibarıyla murisin temyiz kudretini haiz olduğunun belirlendiği, ölüme bağlı tasarrufun hile sonucu tanzim edildiği iddia edilmiş ise de, toplanan delillere göre bu iddianın ispat edilemediği, resmi şekilde tanzim edilen vasiyetnamenin yasada aranan şekil şartlarına sahip olduğu, vasiyetnamenin iptali talebinin yerinde olmadığı; davacıların terditli tenkis istemleri bakımından ise murisin ölüme bağlı tasarrufu nedeniyle davacıların saklı paylarına tecavüz edilmediğinin tespit edildiği, davanın sübut bulmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporuna göre miras bırakanın vasiyetname tarihinde ehliyetli olduğu anlaşıldığı gibi davacı tanıklarının anlatımları ile dahi, vasiyetnamenin düzenlenmesinde mirasbırakanın iradesinin fesada uğratıldığının ispat edilemediği; tenkis alacağının doğması için mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan bir tasarrufun olması gerektiği 13/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu ölüm bağlı tasarruf ile davacıların saklı paylarına tecavüzün olmadığı belirlendiği, öte yandan tenkis davalarında dava değeri, davacının saklı payına el atılan miktar olup; yargılama sırasında bilirkişi raporu ile belirlenecek bu miktarın, dava dilekçesinde gösterilen değerden daha fazla olduğunun tespiti halinde, tespit edilen bu miktar üzerinden harcın tamamlatılması gerekmekte ise de; somut olayda, dosya kapsamına ve yöntemine uygun olduğundan hükme elverişli bulunan bilirkişi raporunda, davacıların saklı paylarına bir tecavüzün olmadığı belirlendiğine göre, dava değeri dava dilekçesinde gösterilen 10.000,00 TL olduğu halde, temlik dışı tereke 616.528,19 TL’nin harca esas dava değeri olarak kabul edilip, davacı vekiline 30/09/2022 tarihli duruşmada bunun üzerinden peşin nisbi harcı tamamlaması için kesin süre verilmesi, kesin sürenin gereği yerine getirilmeyince takip eden 09/12/2022 tarihli duruşmada dava dosyasının işlemden kaldırılması, bunun üzerine davalı vekilinin usulünce harcı tamamlaması nedeniyle davaya devam edilerek, anılan dava değeri üzerinden davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, bu hususa ilişkin istinaf sebebinin yerinde bulunduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl ve terditli davaların ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti 10.000,00 TL üzerinden hükmedilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Murisin fiil ehliyetine haiz olmadığını, hileli davranışlar ile vasiyetnamenin düzenletildiğini, b. Bilirkişi raporunun hüküm kuramaya elverişli olmadığını bildirmiştir 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Davacıların temyiz taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, b. Tarafları lehine hükmedilen vekâlet ücretinin İlk Derece Mahkemesinde tesis edilen miktarda olması gerektiğini bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.