Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4063 E. 2026/2396 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4063
- Karar No
- 2026/2396
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1252 E., 2025/1540 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çine 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/93 E., 2025/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Aydın ilinde akaryakıt bayi olarak ticari faaliyette bulunduğunu, taraflar arasında önce 15.09.2003 tarihinde ve daha sonra bu sözleşmenin feshedilerek 02.10.2007 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davalının dağıtıcı davacının ise bayi sıfatıyla çalıştığını, davalıdan kaynaklı nedenlerle davacının sözleşmeyi feshe zorlandığını, 02.10.2012 tarihinde davacının davalıya ihtarname göndererek tek taraflı olarak süresinde sözleşmeyi feshettiğini, 02.10.2007 tarihli sözleşme sonrası davacının davalıdan alacağı akaryakıt alımlarında davalın şirketi cari hesap borçlarının teminatı için dava konusu taşınmaza 01.10.2007 tarihli ipotek tesis edildiğini, davalının mal ikmal borcu, hibe yakıt verilmesi gibi taahhütlerine aykırı davrandığını, anılan ihtarname ile fesih ve ipoteğin terkinini istendiğini iddia ederek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 1639 parsel sayılı taşınmazda davalı lehine olan ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik mal alımı nedeniyle davacının davalıya 109.837,00 USD cezai şart borcunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...Taraflar arasında görülen mahkememiz 2018/51 Esas ve 2019/450 Karar sayılı fesihten kaynaklı alacak davasının reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, cezai şarta ilişkin taraflar arasında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/363 Esas sayılı davanın da reddine karar verilerek kararın kesinleştiği görülmekle, davacının davalıya borçlu olduğu bakiye alacak bulunmadığı, ipoteğin kaldırılması şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Taraflar arasında kesinleşmiş menfi tespit davası bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan kar payı alacağının bulunduğunu, 3. Beyanlarının dikkate alınmadığını, bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12. maddesinde bayilik sözleşmesi ve ek taahhütnamede yer alan hükümlerden birinin davacı tarafından ihlal edildiğinde davalı şirketin cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağını talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, 4. Davalının sözleşmenin son yılına dair cezai şartın talep edilebileceğini, 5. Bilirkişi raporunda davalının 116.726,31 TL cezai şart alacağının bulunduğunun belirlendiğini, davacının ticari defterlerinin tasdikinin bulunmadığını, müvekkilin ise ticari defterlerinin tasdikli olduğunun belli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede davalı şirket kayıtlarının kesin delil niteliğine haiz olduğunun belirlendiğini, 6. Müvekkilinin kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağı ödenmeden ipoteğin fekkine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.