Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3897 E. 2026/1767 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3897
- Karar No
- 2026/1767
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/830 E., 2025/1801 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/245 E., 2025/29 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 408 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olup 09.09.1988 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile ...'e, 20.08.1991 tarihli resmî senetle de müvekkiline devredildiğini, kadastro davası nedeniyle tedbir konulduğu için müvekkili adına tescil sağlanamadığını, müvekkilinin 30 yıldan fazla süredir taşınmazda zilyetliği bulunduğunu, ... Belediye Başkanlığının 03.01.2006 tarihli encümen kararına istinaden 11.12.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın davalı ...'e satıldığını, davalının bu işlemin yapıldığı tarihte aynı belediyenin başkan yardımcısı olduğunu, davalının taşınmazın müvekkiline ait olduğunu bildiğini, müvekkilinin taşınmaz üzerinde başladığı inşaatı yıktığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satış vaadi sözleşmesi ile taşınmaza zilyet olup husumetin malik ... Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin belediye başkan yardımcısı olmadığını, 11.12.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazı devraldığını ve o tarihten beri kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eski 408 parsel sayılı taşınmazı sözleşme ile devraldığını iddia ettiği, eski 408 parselin 1999 yılında ... Belediyesince yapılan imar uygulaması sonucu ...'in hisselerinin olduğu diğer parsellerle birlikte 30 12... parsele hisse olarak taşındığı, imar uygulamasının 2001 yılında tescil olduğu, davacının dava konusu ettiği, keşifte gösterilen ve bilirkişi raporu ile belirlenen yerin ise davalının kullanımında olan 30 08... parselde kaldığı, buna göre davalı tarafın haksız bir müdahalesinin bulunduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yıllardır müvekkili tarafından kullanıldığını, davanın tapu iptali değil el atmanın önlenmesi talepli olduğunu, müvekkili tarafından yapılan beton temelin davalı tarafından yıkıldığını, bilirkişi raporunun gerçekçi olmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, belediye başkan yardımcısı olarak müvekkilini ve diğer bir çok insanı mağdur ettiğini, iyiniyetli bir insan belediye başkan yardımcılığı yaptığı bir yerde kendine taşınmaz satmayacağını, davacı tanıklarının beyanlarına hiç gerekçe gösterilmeden itibar edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.