Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3892 E. 2026/1972 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3892
- Karar No
- 2026/1972
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1318 E., 2025/1738 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/320 E., 2025/79 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların mirasbırakan ... ...'in ilk eşinden, davalıların ise ikinci eşinden olma çocukları olduğunu, mirasbırakan ... Noterliğinin 12.11.2021 tarihli ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname ile Sinop ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 8 04... parsel ile 8 06... parselde kayıtlı taşınmazları davalılara vasiyet ettiğini, mirasbırakanın 13.02.2023 tarihinde öldüğünü, söz konusu vasiyetname ile davacılardan muvazaalı olarak mal kaçırıldığını ve davacıların saklı paylarının ihlal edildiğini, vasiyetname tarihlerinde mirasbırakanın hasta olduğunu, kanser tedavisi gördüğünü, iradesinin sakatlandığını, bu nedenle şekli şartları taşımayan muvazaalı olan vasiyetnamenin iptaline, mümkün olmadığı takdirde tenkis isteminin kabulü ile saklı paya tecavüz edilen kısmın iptali veya bedelinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin tenfizi için ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/464 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, davacılar tarafından dosyaya cevap dilekçesi dâhi verilmediğini, iptal / tenkis davası açma süresi geçtikten sonra ise işbu davanın açıldığını, açılan davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının hem vasiyetnamenin iptali hem de tenkis davası yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri kaçırdığını, bu sebeple davanın esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen ... Noterliğinde düzenlenen 12.11.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/440 Esas sayılı dosyasıyla açıldığı, anılan dosyada davacı ...'ye 01.04.2023 tarihinde, davacı ...'e ise 30.03.2023 tarihinde usulüne uygun olarak vasiyetname ekli tebligatların yapıldığı, ayrıca davacı mirasçıların 10.05.2023 tarihli celseye katılarak "Vasiyetnameyi okudum. Vasiyetnameyi kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulundukları, buna göre davacıların dava konusu vasiyetnamenin varlığından ve içeriğinden haberdar oldukları, vasiyetnamenin davacılara tebliği tarihlerinden işbu davanın açıldığı 10.09.2024 tarihine kadar bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacıların vasiyetnamenin iptali ile terditli olarak açtığı tenkis taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların vasiyetnamenin iptali ve terditli olarak açmış oldukları tenkis davası süreden reddedilmişse de, davacıların söz konusu haklarını bir avukata baş vurup konuyu danıştıklarında öğrendiğini, vekaletname tarihinin zaten bunun ispatı olduğunu, emsal kararın da bu doğrultuda olduğunu, hiçbir mahkemede vasiyetnamenin açılıp da tek tek okunmadığını, duruşma zaptının açılıp okunması arasında gecen sürede dâhi vasiyetnamenin baştan sona okunması gerekirken uygulamada böyle bir okuma işlemi yapılmadığını, bu açıdan bakıldığında sulh mahkemesinde vasiyetnamenin okunmadığının açıkça belli olduğunu, yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesi hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebileceğini, yerel mahkemenin bu kurallara uymadan davayı reddetmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca saklı payın ihlal edilip edilmediğinin hâlâ belli olmadığını, söz konusu taşınmazların bedellerinin belli olmadığını, bedeli belli olmayan taşınmazlar yönünden de bu hüküm kurulamayacağını, bu açıdan davanın reddinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacıların hak ihlali olduğunu sulh hukuk mahkemesinin gerekçeli kararı içeriği ellerine geldiğinde öğrendiğini, bu açıdan da hem 1 yıllık süre hem de 10 yıllık ve 20 yıllık süre dolmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.