Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/371 E. 2025/3884 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/371
- Karar No
- 2025/3884
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/1909 E., 2024/2513 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ereğli(Konya) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/135 E., 2024/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı yüklenici şirket arasında 8 01... , 8, 9, 10... parsel sayılı taşınmazların tevhidi sonrası yapılacak olan taşınmazın satışı için 08.02.2018 tarihli sözleşme düzenlendiğini, bahse konu sözleşmenin dava konusu olan 3 02... parsel sayılı taşınmazda yapılacak olan 8 numaralı bağımsız bölüm için 17.06.2020 tarihli sözleşme ile revize edildiğini, sözleşmede kararlaştırılan bedelin dava dışı yükleniciye ödendiğini, müvekkilinin eşine haciz gelmesi endişesi ile taşınmazı kendisinin kullanması ve bir kaç yıl sonra taşınmazın devredilmesi şartıyla inanç gereği taşınmazın kızı olan davalı üzerine devredildiğini ileri sürerek dava konusu 3 02... parsel, 8 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın bedelini kendisinin ödeyerek satın aldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulamadığı, dosyaya sunulan dekontların ve yüklenici ile akdedilen sözleşmelerin delil başlangıcı niteliğinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dosyaya sunduğu belgelerin delil başlangıcı niteliği taşımadığı, davacının davasını ispatlayamadığı, davacı tarafından teklif edilen yeminin davalı tarafından eda edilmiş olduğu gerekçeleriyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında altsoy- üstsoy ilişkisi bulunması nedeniyle tanık dinlenilmesi gerekirken tanıklarının dinlenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, terditli taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. 3. İnançlı işleme ilişkin iddiaların ispatı 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ancak yazılı delil ile yapılmalıdır. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. İspat yükü inançlı işlemin varlığını ileri süren ve bundan dolayı kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunlar delil başlangıcı sayılacak ve iddianın tanık dâhil her türlü delille kanıtlanması olanaklı hâle gelecektir. Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m. 225 vd.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. 4. Bu açıklamalara göre somut olayda; dosya kapsamında davacı inanç sözleşmesini ispatlayacak yazılı delil başlangıcı sunmamış ise de inanan taraf olan davacının dava dışı yükleniciye taşınmaz satış bedelini ödediğini gösterir banka dekontlarını dosyaya sunulduğu, satış bedelini ödeyen inanan ile inanılan arasında bir inanç ilişkisi oluştuğuna dair delil başlangıcı olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı sonuç olarak yemin deliline dayanmış olup, yargılama sırasında davacı tarafın karşı tarafa yemin teklif ettiği ve yemin de eda edildiğine göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
1. Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davacının dosyaya sunduğu dekont ve yüklenici ile aktedilen sözleşmelerin delil başlangıcı niteliğinde olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde hüküm kurulmuştur. 2. BAM kararı temyiz edilmiş, Dairemizin Sayın Çoğunluğunca inanan taraf olan davacının, dava dışı yükleniciye taşınmaz satış bedelini gösterir banka dekontlarını dosyaya sunmuş olması karşısında satış bedelini ödeyen inanan ile inanılan arasında bir inanç ilişkisi olduğuna dair delil başlangıcı bulunduğu kabul edilmesine rağmen, yargılama sırasında davacı tarafın karşı tarafa yemin teklif ettiği ve yeminin eda edildiği dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak onama kararı verilmiştir. 3. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık, davacı tarafın yemin delili ile birlikte başka delillere de dayanması ve yemin teklifinde bulunması halinde davacının diğer delillerden vazgeçmiş sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. 4. Yemin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup gerek doktrinde gerekse yargısal içtihatlarda başvurulacak son çare olarak kabul edilmiştir. Buna göre taraf iddia ettiği hususu başka delillerle ispatlamış ise yemin teklifine ihtiyaç olmayacaktır. Ancak diğer delillerle iddiasını ispatlayamayan taraf, yemin teklifine son çare olarak başvurabilecektir. Dolayısıyla tarafın başka delillerle birlikte yemin teklifine de dayanması ve iddiasını yemin dışındaki delillerle ispatlamış olmasına karşın, yine de yemin teklifinde bulunmuş olması durumunda diğer delillerinden vazgeçtiği kabul edilemez. Bir başka ifadeyle son çare olan yemin deliline diğer tüm deliller toplanılıp değerlendirilmeden müracaat edilemez (YILMAZ, Ejder, Yemin, Yetkin Yayınları, 3. Baskı, 2021, Ankara, s. 83). Gözütok ve Albayrak'a göre de tarafın diğer delillerden vazgeçtiğini açıkça beyan etmeksizin yemin deliline başvurulması halinde diğer delillerden vazgeçmediği kabul edilmelidir (GÖZÜTOK, Zeki / ALBAYRAK, Adem, Alfabetik Medeni Usul El Kitabı, Adalet Yayınevi, 2. Baskı, 2025, s.1383). 4. Doktrinin görüşü bu yönde olduğu gibi yargısal içtihatlar da aynı yöndedir (Bkz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 13.09.2018 tarih ve E. 2015/13591, K. 2018/12332; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 28.01.2016, E. 2016/5491, K. 2016/506). 5. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin yanlış değerlendirme ile banka dekontlarını delil başlangıcı olarak kabul etmeyip davacının diğer delillerini toplayıp değerlendirmeden yemin teklifinde bulunmasına yönelik yargılama işleminin doğru olduğu söylenemez. Mahkemenin tarafın sunduğu dekontu Yargıtayın yerleşik içtihatı uyarınca delil başlangıcı sayarak davacının gösterdiği diğer delillerle birlikte yorumlayıp sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken uyuşmazlık konusu vakanın ispatı için henüz yemin deliline sıra gelmeden davacıya yemin teklif ettirilmesi suretiyle eksik incelemeye ve hatalı gerekçeye dayalı hüküm kurması isabetli değildir. 6. Açıklanan nedenlerle BAM kararının kaldırılarak İDM kararının bozulması gerekirken Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.