Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3701 E. 2025/4171 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3701
Karar No
2025/4171
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/330 E., 2023/841 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında 16.11.1998 tarihli sözleşmeye göre davalının davacıya ait, turizm alanında, denize sıfır 11 adet imar parselinin 7 adedinin davalıya devredilmesi karşılığında, kalan 4 adet parsel üzerine iki yıldızlı anahtar teslim, toplam 298 yataklı otellerle 200 kişilik lokanta yapılmasının kararlaştırıldığını, bunlardan sadece 175 parseldeki tesisi çevre düzenlemesi de dahil yaparak teslim ettiğini, ayrıca davalının kendi tesisleri için kuracağı arıtma tesisinden davacının tesislerinin de yararlanacağının hüküm altına alınmasına rağmen davalının kendi tesislerini bitirememesi nedeniyle müvekkilinin şu anda yararlanabileceği bir arıtma tesisi bulunmadığını, inşaatın süresinde bitirilmediği gibi eksik ve ayıplı olarak yapıldığını, inşaatların 2000 yılında bitirilmesi gerekirken halen yapılmamış işler olması nedeniyle bitirilemeyeceğinin anlaşıldığını, davalının yapılan tespitler sonucunda tamamlamadığı 3 adet parsel ile bunların çevre düzenlemesi ve arıtma tesislerinin maliyetinin toplam 1.786.200,00 TL ödemesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin istemleri saklı tutulmak koşuluyla bu paranın zararın belirlendiği günden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.10.2008 tarihli dilekçesiyle de talebinin 1.957.402,80 TL'ye yükseltildiğini beyan etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, sözleşmenin vefat eden müteahhit ... ’un kişisel nitelikleri göz önüne alınarak aile şirketi olan müvekkil ile davacı arasında yapıldığını, ...’un vefat etmesi sonucunda 33 yaşında kızı kaldığını ve işlerle herhangi bir ilgisinin kalmadığını, diğer ortakların da murisin karısı ve karısının kardeşleri olup işlerle ilgisinin olmadığını, zaten davacının da müvekkili şirkette inşaatı tamamlayacak nitelikte birinin olmadığını bildiğini, BK'nın 371. maddesine göre müteahhidin kişisel durumuna göre yapılan sözleşmenin münfesih sayılması gerektiğini, sözleşmede davacıların parsel numaralı belirtilen taşınmazları 200.000.000,00 TL'ye müteahhide satmayı taahhüt ettiklerini ve bu paranın ödenmesi üzerine taşınmazları satarak devrettiklerini, ancak iş bedeli olarak sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen 200.000.000,00 TL’nin ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.05.2009 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 13.05.2009 tarihli kararına karşı süresinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2011 gün, 2009/6097 Esas, 2011/1489 Karar sayılı ilâmı ile sair temyiz itirazları reddedilerek, davalının 165, 180, 182 parsellerindeki inşaatlarda bulunan eksik imalâtların yeniden oluşturulacak uzman bilirkişiler heyeti ile mahallinde inceleme yaptırılarak ve davanın açıldığı 2006 yılı piyasa rayiç fiyatlarıyla bedelinin hesaplatılması, bundan sözleşme bedeli 200.000.000,00 TL (eski) ödemenin yapılıp yapılmadığı konusunda davalı delillerinin incelemesi, usulen kanıtlanamadığı takdirde bu tutarın yine dava tarihi itibariyle ulaştığı değeri saptanarak mahsup edilmesi davanın kalan üzerinden ıslah da gözetilmek suretiyle faizleriyle kabulüne karar verilmesi, davacının arıtma tesisine ilişkin isteminin tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle taraflar yararına bozulmuştur. Taraf vekillerinin karar düzeltme talepleri üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2012 gün, 2011/4705 Esas, 2012/4548 Karar sayılı ilâmı ile davalının tüm, davacının diğer karar düzeltme istemleri reddedilip, arıtma tesisi ile ilgili olarak, davalıya devredilen parsel üzerinde ve davalı tarafından yapılması gerektiğinden davacı eksik iş olarak bedelini isteyemez ise de; yapılmaması sebebiyle bu tesisten yararlandırılmamış olması nedeniyle kendisine ait tesiste uğradığı değer farkını 818 sayılı BK'nın 96. maddesi hükmünce isteyebileceğinden, davacıya ait tesisin arıtma tesisinin bulunup bulunmamasına göre değer farkının dava tarihindeki piyasa fiyatlarıyla bilirkişiye hesaplattırılıp hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle bozma ilâmındaki davacının arıtma tesisine ilişkin isteminin tümüyle reddine, bölümünün kaldırılarak ilave bu gerekçeyle de yerel mahkeme kararı bozulmuştur. 2. Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 06.11.2013 tarihli kararı ile dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporundan davacı toplam alacağının 1.263.984,13 TL olduğunun anlaşıldığı, ilk bilirkişi raporunda davacı tarafından ödendiği belirtilen 200.000.000,00 TL'nin dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin belirlenmesi açısından görev verilmemekle bu konuda görüş bildirildiği, davalının itirazı ile bu konuda yeniden inceleme yaptırıldığı ve bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme sonrası bu değerin 576.886,16 TL olduğunun bildirildiği ve davacının 30.09.2013 tarihli duruşmadaki beyanında 200.000.000,00 TL ödemeye yönelik olarak HMK'nın 225. maddesi gereğince yemin hakkı hatırlatıldığı ancak davacı vekilince yemin deliline dayanmadığı belirtildiğinden iddiasını ispat edemediği, toplam alacak miktarından, iş bedelinin güncellenmiş değeri 576.886,16 TL'nin mahsubu ile kalan bedel yönünden davanın kabulü gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 687.097,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 06.11.2013 tarihli kararına karşı süresinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 07.05.2014 tarihli, 2014/1824 Esas, 2014/3166 Karar sayılı bozma ilamında; yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif ve inceleme yapılıp söz konusu parsellerdeki tesislerin metrejlarıda ölçtürülüp dosya kapsamındaki diğer delillerden de istifade edilerek davacıya ait parseller üzerinde yapılan tesislerdeki eksiklerin 2006 yılı dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre bedelinin belirlenmesi ve davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybının gerekçeli ve denetime elverişli raporla tespit ettirilip, ödenmeyen 200.000.000,00 TL (eski) bedelin dava tarihindeki güncellenmiş karşılığı ile ilgili oluşan tereddüdün ortadan kaldırılması gerektiği belirtilerek kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 15.11.2018 tarihli kararı ile Yargıtay bozma kararında belirtildiği şekilde davacının, 165, 1 80... no.lu parsellerdeki eksik inşaat bedeli olan 1.100.093,13 TL çevre düzeni, dolgu ve çevre duvarı inşaat bedeli 207.380,63 TL ve atık su arıtma tesisi değer kaybı olarak tespit edilen 82.600,00 TL olmak üzere toplam 1.390.073,76 TL miktarında davalıdan alacaklı olduğu, ancak ödenmeyen 200,00 TL'nin dava tarihindeki güncel değeri olan 528.850,35 TL'nin davacı alacağından tenzili ile davacının bakiye alacağının 861.223,41 TL miktarında bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 861.223,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 15.11.2018 tarihli kararına karşı süresinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2020 tarihli ve 2019/1922 Esas, 2020/99 Karar sayılı ilamı ile hükme esas alınan rapordaki hesaplamanın, bozma ilamına ve usuli kazanılmış hakka aykırılık teşkil ettiği, mahkemece yeniden konusunda uzman teknik bilirkişi kurulu oluşturularak mahallinde keşif de yapılmak suretiyle, söz konusu parsellerdeki tesislerin metrajları da ölçtürülüp dosya kapsamındaki diğer delillerden de istifade edilerek davacıya ait parseller üzerinde yapılan tesislerdeki eksiklerin 2006 yılı dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre bedeli ve davacıya ait tesislerin arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle dava tarihi itibariyle uğradığı değer kaybının gerekçeli ve denetime elverişli raporla tespit ettirilip, tespit edilen bedelden 200.000.000,00 TL (eski) bedelin dava tarihindeki güncellenmiş karşılığı olan 528.850,35 TL’nin mahsubu ile sonucuna göre hüküm kurulması ve hükümde yargılama giderlerinin de denetime elverişli şekilde dökümünün yapılarak gösterilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tesisinde arıtma tesisi bulunmaması sebebiyle davacının talep edebileceği değer kaybının bilirkişi incelemesi ile tespit edilemeyeceği, TBK'nın 50. maddesi uyarınca zararın mahkemece belirlenmesi gerektiği, dosya içine celp edilen belgeler ve bilirkişi raporlarından, davacı tarafından talep edilen 111.000,00 TL'nin kadrimaruf olduğu ve tesiste arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle meydana gelen değer kaybının 111.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, bozma konusu yapılmayan hususlarda usulü kazanılmış haklar gözetilerek davacının 165, 1 80... no.lu parsellerdeki eksik inşaat bedeli olan 1.100.093,13 TL çevre düzeni, dolgu ve çevre duvarı inşaat bedeli 207.380,63 TL ve atık su arıtma tesisinin yapılmamasından kaynaklı değer kaybı 111.000,00 TL olmak üzere toplam 1.418.473,76 TL alacaklı olduğu, ancak davalıya ödenmeyen 200,00 TL'nin dava tarihindeki güncel değeri olan 528.850,35 TL'nin davacı alacağından düşürülmesi ile davacının bakiye alacağının 889.623,41 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 889.623,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. 200 milyon liranın ayın (arsa) olarak ödendiğini, b. Davacının, davalının ticari defterlerine delil olarak dayandığını, davalı ticari defterlerinde de alacak kaydına rastlanmadığını, borcu olmadığını davacının kanıtlamasının hukuka uygun olmadığını, c. Yüksek Mahkeme’nin kazanılmış haklara vurgu yaptığını, ancak bu hususun maddi hata olduğunu, d. Hükmedilen çevre düzenleme bedelinin bilirkişilerce çok düşük hesaplandığını, e. Yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. İnşaatın bitirilmesi için gereken eksik işler yönünden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, b. Davacının arıtma tesisine yönelik değer kaybına ilişkin hesaplama yapılması gerekirken arıtma tesisinin maliyetine hükmedildiğini, kaldı ki belirlenen rakamın bozmaya konu bir önceki kararda arıtma tesisi maliyeti olarak hükmedilen 82.500,00 TL'nin üstünde olduğunu, bu durumun usuli kazanılmış haklarını ihlal ettiğini, c. Hükümde, karar nisbi harcının kabul ve ret oranlarına göre belirlenmesine karar verilmesi gerekirken harcın tümünün davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3701, K. 2025/4171, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3701-e-2025-4171-k-0c84307c592d