Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4280 E. 2025/13910 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4280
- Karar No
- 2025/13910
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1745 E., 2025/120 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/466 E., 2023/155 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ... ...'nun davalı ...'nin sahibi olduğu 35... plakalı ticari takside şoför olarak çalıştığını, Çiğli /İzmir adresinde araç içinde müşteri beklerken ticari taksiye karşı 18.12.2016 tarihinde yapılan ateşli silahlı saldırı sonucunda hayati tehlike geçirecek biçimde ağır yaralandığını, kaldırıldığı ... Üniversitesi Hastanesinde vefat ettiğini, olay nedeniyle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/158 E. sayılı ceza davası açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, ... yönünden bu olayın bir iş kazası olduğunu, SGK İş Kazaları Servisi tarafından ticari işletme olan taksiye karşı yapılan ateşli silahlı saldırının iş kazası olduğunun kabul edildiğini, davacı müvekkiline aylık gelir bağlandığını, murisin iş kazasında tamamen kusursuz olduğunu, ticari işletmeye ve kendisine karşı eylemi gerçekleştiren kişi veya kişileri tanımadığını, husumeti bulunmadığını, iş kazasının mesai saatleri içerisinde ve ticari işletme içerisinde gerçekleştiğini, murisin aylık net 3.000,00 TL ücret ile çalıştığını, murisin vefatı nedeniyle eşinin yoğun bir acı ve elem yaşadığını, tek başına kalan müvekkilinin depresyona girdiğini belirterek; eş ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 105.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın iş kazasının olduğu 18.12.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava 2018/383 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi ... ... işveren .... sahibi olduğu 35... plakalı ticari takside şoför olarak çalıştığını, ...'in SGK'lı çalışanı olduğunu, ... ...'nun ... Cad.No:1 ...adresinde araç içinde müşteri beklerken ticari işletme olan 35... plakalı ticari taksiye karşı 18.12.2016 tarihinde davalı ... tarafından yapılan ateşli silahla saldırı sonucu hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, kaza sonucu 28.12.2016 tarihinde vefat ettiğini, kazanın iş kazası olduğunun SGK İş Kazaları Servisi tarafından kabul edildiğini ve müteveffaya aylık gelir bağlandığını, müteveffanın medana gelen iş kazasında tamamen kusursuz olduğunu, ticari işletmeye ve kendisine karşı eylemi gerçekleştiren kişileri tanımadığını ve bir husumeti de olmadığını, silahlı saldırının tamamen ticari işletme olan taksiye yönelik olarak gerçekleştirildiğini, araç sahibi ve onun adına hareket eden ... ile saldırıyı gerçekleştiren ...'nin tamamen kusurlu olduğunu, iş kazasının mesai saatleri içinde ve ticari işletme içerisinde meydana geldiğini, müteveffanın aylık 3.000,00 TL ücretle çalıştığını, davalılar adına kayıtlı araç ve gayrimenkuller ile 35... plaka sayılı araç üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini beyanla öncelikle davanın Karşıyaka 4. İş Mahkemesinin 2017/466 Esas sayılı dosyası ile aynı maddi olaydan kaynaklanması, aynı hukuki sebebe dayalı olması nedeniyle birleştirilmesini ve 100.000,00 TL manevi tazminatı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalının olayın meydana gelmesinde kesinlikle ve hiçbir şekilde kusur ve ihmali bulunmadığını, işbu davanın haksız, yersiz ve yasal mesnetten tamamen yoksun olduğunu, 05.09.2016 tanzim tarihli "Ticari Taksi Kira Kontratosu" hükümleri ile sabit olduğu üzere müvekkili davalının maliki bulunduğu söz konusu ticari taksiyi, 05.09.2016 tarihi ile 05.06.2018 tarihleri arasındaki dönem için geçerli olmak üzere dava dışı ... adlı şahsa aylık 2.600,00 TL bedelle kiraya verdiğini, bu itibarla olayın meydana geldiği 35... plakalı ticari taksinin 05.09.2016 tarihi itibariyle 18.12.2016 tarihinde dava dışı kiracı ...'ın kirası ve işletmesi altında bulunduğunu belirterek; müvekkili davalıya karşı açılan haksız, yersiz ve yasal mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; asıl davanın reddi ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... ile birleşen davada davalı ... arasında tanzim edilen adi yazılı kira sözleşmesini hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere mezkur kiralama sözleşmesinin taraflarca hazırlandığı, noter onayı bulunmadığı gibi bu konuda üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte bir delil olmadığının açık olduğu, mezkur sözleşme ... ile ... arasında sözde kiralama ilişkisi olduğunu ispata yeterli delil olmadığını, bu halde iş hukuku, iş sağlığı ve işçi güvenliği ilkelerine göre mezkur davalılar yönünden bir inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde davalılar ... ve ... hakkında davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, murisin SGK kayıtlarında davalı ...'in işçisi olduğunun anlaşıldığını, muris ...'ı sigortalı çalışanı olarak gösteren bizzat davalı ... olduğunu, SGK davalı ... tarafından HMK 188/1 maddesi mucibince yapılan beyan ve bildirim nazara alındığında davalı ...'nin asıl işveren olduğunun kabulü gerektiğini, dosyada mübrez kusur raporlarında eldeki olayın işçi sağlığı ve güvenliği, iş yeri güvenliği açısından değerlendirmesi, buna dair işverenlerce ne gibi önlemler alınması gerektiğini ve hangi önlemlerin alındığı yolunda bir inceleme yapılmadığını, olayda murisi öldüren 3.kişilerin bizzat işveren ve diğer davalı ... ile arasındaki husumete işletmeye yönelik husumetine karşın muris ..., davalılar ... ve ... tarafından uyarılmadığı ve hiç bir önlem alınmadığı halde bu husus irdelenmeden sanki muris kendisine karşı husumet bulunanlar tarafından öldürüldüğünü ve bu nedenle illiyet bağı kesilmişcesine rapor tanzim edilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, yerel Mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığını ve eksik ve denetime elverişli olmayan kusur raporları hükme dayanak alınmış olmasının hatalı olduğunu, nitekim davalı ... ve özellikle ...'in, diğer davalı ... ile arasında süregelen husumet nedeniyle muris ...'ı can güvenliğini koruması için murisin bu davalılarca uyarıldığına ve herhangi bir önlem alındığına dair davalılarca herhangi bir savunma ve bu yolda bir delil gösterilmediğini, meydana gelen iş kazasında iş hukuku kuralları çerçevesinde davalı işveren tarafın tamamı ile kusurlu olduğunu, husumetin gerek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 2018/2868 E. 2019/831 K. sayılı ilamında ayrıntılı bir şekilde gerekçelendirdiği gibi gerekse de Mahkeme huzurunda dinlenen tanık anlatımları ile açıkça ortaya çıktığı gibi ticari işletme olan 35... plakalı araca ve işletmeye yönelik olduğunu, husumetin açıkça ticari işletmeye yönelik olduğundan dolayı illiyet bağının kesildiğinden bahsedilemeyeceğini, kaldı ki somut olayda muris ...'ın, davalı ... ve ... tarafından kendileri ile arasında husumet bulunan ...'a karşı uyarıldığına ve murisin can güvenliğinin sağlanması yolunda davalı ... ve ... tarafından Emniyete ve ilgili kurumlara herhangi bir başvuru ve şikayette bulunduklarına dair bir iddia ve bu yolda delil bulunmadığını, sanığın ticari işletmeye yönelik husumeti kesin hükümle sabit olduğunu, bilirkişilerce bu maddi vakıalar da nazara alınarak iş sağlığı ve işçi güvenliği hükümlerine göre inceleme yapılması gerekirken eksik ve hatalı incelemeye dayalı, hakimin denetim yetkisini kısıtlar nitelikteki raporların hükme esas alınmış olmasının hatalı olduğunu, ticari işletme olan 35... plakalı araca zarar verilerek ve ticari işletme hedef gösterilerek işverene yönelik olay meydana geldiğini, tanık anlatımlarında husumetin ticari işletmeye ve davalı işverenlere yönelik olduğunun açık olduğunu, taksi durağının ruhsatsız olduğunu, mafya hesaplaşmasına sahne olduğunun gerek ceza dosyasında gerekse de dosyada dinlenen görgü tanıklarının beyanlarından açıkça ortaya çıktığını, buna rağmen davalı işveren taraf herhangi bir önlem almadan taksisini korsan taksi durağında çalıştırmaya devam ettirdiğini, ruhsatsız olarak çalıştırılan ve mafya hesaplaşmasına sahne olan, işverene yönelik açık ve süregelen bir husumeti bulunan kişilerin olduğu ortamda vefat eden işçi ... çalıştırıldığını, tüm bu hususlar nazara alınmadan davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, somut olayla birebir örtüşen Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2006/4895 E., 2006/6303 K. sayılı 12.06.2006 tarihli içtihadı ve mezkur içtihada uyularak verilen Eskişehir İş Mahkemesinin 2006/628 E., 2008/1525 K. sayılı gerekçeli kararında benimsenen ilkeler uyarınca dosyada yeniden kusur incelemesi yapılmasına bu yolda; İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında özellikle davacının çalıştığı iş kolunda uzman olan aralarında bir hukukçu (... Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş Hukuku Anabilim Dalında Profesör) ile bir emniyet müdürünün de bulunduğu 3 kişilik iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden, İş Kanunu'nun 77. maddesi ve tüzük hükümleri göz önünde tutularak kusur raporu alınmasına, davalarının asıl ve birleşen dava yönünden ve tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddi ile birleşen davanın kısmen kabulüne dair kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.