Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3661 E. 2026/1623 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3661
- Karar No
- 2026/1623
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/336 E., 2025/896 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/37 E., 2024/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin teyzesi olan ...'nun, ... Noterliğince düzenlenen 15.11.2017 tarihli ve... yevmiye numaralı vasiyetname ile 1309 parsel numaralı taşınmazdaki 1/2 payını ve banka hesabındaki paranın tamamını yeğeni olan davalıya bıraktığını, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte ayırt etme gücünün bulunmadığını, vasiyetnamenin yanıltma ve aldatma etkisinde düzenlendiğini, davalının murise hastalığında ve yaşlılığında bakma vaadinde bulunarak iradesini sakatladığını, bu vaatlerini de yerine getirmediğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, murisin ve eşinin bakımını müvekkilinin üstlendiğini, murisin bu nedenle vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnamenin geçerli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumundan alınan raporda murisin akit tarihinde ehliyetli olduğunun anlaşıldığı, davacının hile iddiası yönünden; vasiyetnamenin şartsız olarak düzenlendiği ve bu resmi senedin aksinin ancak yine aynı kuvvette bir yazılı delil ile ispatlanacağı, davacı tarafın murisin vasiyetnameyi düzenlerken yanıldığı ve davalı tarafından aldatıldığı iddiasının usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde bulunduğu, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre vasiyetçinin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte iradesini bozacak nitelikte bir aldatmanın etkisi altında bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu nedenle vasiyetnamenin iptaline ilişkin vakıaların davacı tarafından ispat edilemediği gözetilerek vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğu, ancak mahkemenin “davacının hile iddiası yönünden vasiyetnamenin iptali talebinin yönündeki davasının ise iptale konu vasiyetnamenin şartsız olarak düzenlendiği ve bu resmi senedin aksinin anca yine aynı kuvvette bir yazılı delil ile ispatlanacağı” şeklindeki gerekçesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, gerekçe yönünden hükmün düzeltilmesi gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, kaldırılan kararın yerine geçmek üzere davacının vasiyetnamenin iptali davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; murisin hastalığından dolayı ölüm korkusu yaşadığını, davalının bu durumdan faydalanarak ona vaadlerde bulunduğunu ve iradesini sakatladığını, murisi bundan sonraki hayatında bakıma muhtaç olacağına ve diğer akrabalarının kendisine bakmayacağına inandırdığını, kendi lehine vasiyetname düzenlettirdiğini, Mahkemece vasiyetname düzenlendiği tarihte murisin iradesinin sakatlanabilecek durumda olup olmadığına ilişkin araştırma yapılması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.