Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1133 E. 2026/4141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1133
Karar No
2026/4141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/928 E., 2025/2325 K. DAVA TARİHİ : 03.07.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/403 E., 2025/35 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) bağlı ... Devlet Hastanesinde değişen alt işverenler nezdinde Haziran 2007 tarihinden itibaren aşçı olarak çalıştığını, son ücretinin net 8.900,00 TL olduğunu ayrıca 1 öğün yemeğin ve aylık 400,00 TL yol ücretinin verildiğini ancak son ay işe gelmediği günlerde yol ücreti verilmediğini, başkaca sosyal yardımlarında bulunduğunu, davacıya teknik ve idari şartnameye göre ödenmesi gereken ücretleri, sosyal hakları ile diğer ücretleri ve haklarının eksik ödenmiş olduğunu, ayrıca davacıya ücretlerinin yapılmaması gereken vergi ve ... Kurumu (SGK) kesintisi yapılmak suretiyle eksik ödenmiş olduğunu iddia ederek; hizmet alım sözleşmelerinin teknik ve idari şartnamelerine göre ödenmesi gereken ücret, sosyal hak farkları ile diğer ücret ve alacaklarından kaynaklanan ücret farkı alacağı ile hatalı kesintiler nedeniyle oluşan fark alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı Bakanlığa bağlı olarak hizmet veren ... Devlet Hastanesinin asıl işveren olmayıp ihale makamı konumunda olduğunu, davalı İdare ile yüklenici firmalar arasında imzalanan yemek hizmeti alım ihalesinin personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımı olması nedeniyle davacının ihale alan şirketlerin personeli olduğunu, her türlü işçilik alacağından ihale alan firmaların sorumlu olduğunu, davacının çalışmasının alışılagelen hizmet satın alma sözleşmesi biçiminde olmadığını, bu tip sözleşmelerde önemli olanın belli sayıda işin ihaleyi alan şirket tarafından istenilen süre ve kalitede yapılması olduğunu, davalı Kurumun yemek hizmeti sunan firmalardan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmesi Kanunu kapsamında hizmet satın aldığını, davacının yüklenici firmalara bağlı olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekiline, dava dilekçesinde talep konusu yapılan alacakların açık ve anlaşılır olmaması sebebiyle, taleplerin somutlaştırılması için verilen süre içerisinde "sosyal haklar" olarak ifade edilen talebin hangi alacak kalemlerinden ibaret olduğu açıklanmayarak, somutlaştırmanın gerçekleştirilmediği gerekçesiyle bu talebin tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yapılan yargılamada, talep edilen diğer alacaklar bakımından; davacının davalı Bakanlığın ihale yolu ile hizmet alımı yaptığı dava dışı alt işverenler nezdinde çalıştığı, hizmet alım sözleşmelerine ilişkin teknik şartnamelerin bir kısmında işçi ücretlerinin asgari ücretin oransal fazlası olarak belirlenmiş olduğu, 30.04.2022 tarihi itibarıyla asgari ücretin %92 fazlası karşılığında çalışan davacının ücretinin 01.05.2022 tarihi itibarıyla asgari ücretin %85’i oranına düşürülmesine dair yazılı muvafakati bulunmaması nedeniyle, işverence 2022 yılı Mayıs ayı içinde asgari ücretin %92 fazlası oranında ücret ödenmesi gerektiği değerlendirilerek davacının bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan fark ücret alacaklarının bulunduğunun anlaşıldığı, yol yardımı ödemesinde yapılmaması gereken vergi ve SGK kesintilerinden kaynaklı fark alacaklarının mevcut olduğuna ilişkin iddialarının ise ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hüküm altına alınan alacağın miktar bakımından kesinlik sınırı altında kalmakla birlikte davacının hâlen çalışmasının devam ettiği ve belirlenecek ücretinin ileriye etkili sonuç doğuracağı dikkate alındığında istinaf ve temyiz yolunun açık bulunduğu, denetime elverişli bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının dayanılan delillere ve tüm dosya kapsamına uygun olduğu, kararda isabetli şekilde davalının harçtan muaf olduğu gözetilerek aleyhine harca hükmedilmediği, arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak tahsiline karar verildiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, b. Hizmet alım sözleşmelerinin ve ücret bordrolarının eksik olduğunu, c. Aylık tam akbil bedeli olarak ödenmesi gereken yol ücreti ödenmediği hâlde hesaplama yapılmadığını, yol ücretinde yapılmaması gerektiği hâlde hatalı şekilde vergi ve SGK kesintilerinin yapılması nedeniyle talepte bulunulduğu hâlde bordrolarda yol ücreti tahakkukları olmadığı gerekçesiyle hesaplama yapılmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı İdare ile yüklenici şirketler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımı olması nedeniyle her türlü işçilik alacağından yüklenici şirketlerin sorumlu olduklarını, b. Davalı Bakanlığın işveren sıfatının olmadığını, c. Davacının fark ücret alacaklarının bulunmadığını, e. Bilirkişi raporunun yeterli incelemeye dayanmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı işçinin istihdamına dayanak hizmet alım sözleşmelerine ilişkin teknik şartnamelere göre davacı işçiye ödenmesi gereken ücretin tespiti ile talep konusu alacakların bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1133, K. 2026/4141, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1133-e-2026-4141-k-946fe80b2284