Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/319 E. 2025/4008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/319
- Karar No
- 2025/4008
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/308 E., 2024/2387 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/473 E., 2023/374 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca, fer'i müdahilin davada yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmesi nedeni ile fer'i müdahil ancak davada lehine katıldığı tarafla birlikte kararı temyiz edebilmektedir. Bunun yanında, bir davada kanun yoluna başvurma hakkı kural olarak davanın taraflarına aittir. Ancak verilen hüküm ile külfet altına giren ya da hakkı ihlal olunanın da kanun yoluna başvuru hakkı olduğu kabul edilmektedir. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.09.2012 gün ve E:2012/1-330, K: 20... /558 sayılı ilâmı). Tüm bu açıklamalar ve 6100 sayılı Kanun’un 66 vd. maddelerinde yer alan feri müdahilin, katıldığı tarafla birlikte hareket edeceği düzenlemesi karşısında; somut uyuşmazlıkta, davalı yanında yer alan fer’i müdahilin katıldığı taraf olan davalı tarafın temyiz isteminde bulunmaması nedeniyle, tek başına temyiz talep etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Fer’i müdahil vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
İstinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi gerekçeli kararında davayı "inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil" olarak nitelendirmiş, istinaf başvurusunda bulunan fer'i müdahil vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 2022/4 73... /374 Karar sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin Ek Kararına karşı yaptığı istinaf talebini HMK'nun 68. Maddesi gereğince reddetmiştir. Dava dışı müdahil ... vekili, mahkemeye sunduğu müdahale talebini içeren tarihsiz dilekçesinde asli ya da fer'i müdahil olma yönünde açık bir talepde bulunmamış, sadece davaya müdahale isteğinde bulunmuş, davanın danışıklı olarak açıldığından bahisle, dava dilekçesinin kendilerine tebliği ile, cevap vermek için süre verilmesini ve davanın reddini talep etmiştir. Davalının, 27.01.2023 tarihli ilk celsede davayı kabul etmesi üzerine 27.10.2023 tarihli dördüncü celsede davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nun 65. maddesi "Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır." 66. Maddesi ise; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükümlerini içermektedir. Müdahale talebinde bulunan vekili dilekçesinde asli ya da fer'i müdahil olma konusunda açık bir talepte bulunmamış olmakla birlikte, davalı ile müvekkilinin evli olduklarını, Bursa 8. Aile Mahkemesinde boşanma davası, 9. Aile Mahkemesinde mal rejiminin tasfiyesi davasının devam etmekte olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu beyan ettikten sonra, yukarıda da değinildiği gibi, dava dilekçesinin kendilerine tebliğini talep etmiştir. Davanın taraflarından herhangi birisinin talebinin hukuki nitelendirmesi hâkime ait bir görevdir. Müdahil vekilinin müdahale talebini ilişkin dilekçe içeriği ve dilekçede, dava konusu taşınmazda müvekkilinin hak sahibi olduğu konusundaki iddiası HMK'nın 65. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, müdahil vekilinin talebinin "asli müdahale talebi" olarak kabul edilmesi ve bu kabule göre harç tamamlattırılarak yargılamaya devam olunması gerekirdi. Ancak ilk derece mahkemesince müdahale talebinin niteliği de ayrıca karara bağlanmayarak, 27.01.2023 tarihli celsede duruşma başladıktan hemen sonra "fer'i müdahil vekili (..) duruşmaya katıldı" denilmek suretiyle, müdahale talebi fer'i müdahillik olarak nitelendirilmiştir. Müdahil vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin hak sahibi iddiasında bulunmuş olmasına rağmen, HMK'nın 66. maddesine göre talebi nasıl "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak" olarak kabul edilebilir? Davacının bu davayı kazanmasında müdahilin hiç bir hukuki menfaati yoktur. Dolayısı ile müdahil vekilinin talebinin asli müdahillik talebi olduğu kabul edilerek, buna göre harcın tamamlattırılması için süre verilmek üzere kararın bozulması gerekirdi. İkinci olarak; HMK'nın 165/1 maddesi "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." hükmünü içermektedir. Müdahil vekili gerek müdahale talebi dilekçesinde, gerekse yargılama aşamasında, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda da değinildiği gibi dava, davalının davayı kabul etmesi nedeniyle, başkaca bir araştırma yapılmaksızın kabul ile sonuçlanmıştır. Gerçek veya tüzel kişi, ancak maliki olduğu taşınmazda tasarrufda bulunabilir. Taşınmazın mülkiyeti müdahil ile davalı arasında çekişmeli olduğuna ve bu çekişme davanın açılmasından önce başladığına göre, yargılamayı yapan mahkemece ya müdahilin talebinin asli müdahale talebi olarak değerlendirerek mülkiyet ihtilafını çözmesi, ya da Bursa 9. Aile Mahkemesinde görülmekte olan mal rejiminin tasfiyesi davasının bekletici mesele yapılması gerekirdi. Ancak her ikisi de yapılmayarak, açıkça HMK'ya aykırı hareket edilmiştir. Belirtmiş olduğumuz bu gerekçe ile, müdahale talebinde bulunanın temyiz dilekçesi kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun temyiz dilekçesinin reddi yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.