Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2972 E. 2026/1153 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2972
- Karar No
- 2026/1153
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/419 E., 2025/966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/128 E., 2024/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin maliki olduğu taşınmazlarda mera tespit ve tahsis işlemlerinin hukuka aykırı yapıldığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek mera komisyon kararının iptalini talep etmiştir. 2. Mahkemece davacılar vekiline 17.01.2024 tarihli 15. celse de eksik harcın tamamlanması için iki haftalık kesin süre verilmiş, bir sonraki duruşmanın (16. celsenin) 06.03.2024 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemece 06.03.2024 tarihli celsede eksik harç davacı vekili tarafından tamamlanmadığı için Harçlar Kanunu'nun 30 vd. maddeleri gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan işbu davanın, işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık yasal süre içinde yenilenmediği" gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, dosyada gerekli araştırma yapılmadan harcın tamamlanmasının istendiğini, 2. Bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y Dava mera tahsis işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Harçlar Kanununun 30. Maddesi gereğince eksik nispi harcın tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, istinaf isteği esastan reddedilmiş, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından hüküm onanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanun'un 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kanun ya da hâkim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal imkan bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hâkim tarafından kesin süre verilirken; 1. Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, 2. Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, 3. Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, 4. Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi; "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Eldeki davada, davacı vekiline bilirkişi raporu ile tespit edilen taşınmaz değeri üzerinden hesaplanan eksik 8.527,34 TL harcın yatırılması için 17.01.2024 tarihli duruşmada iki haftalık kesin süre verildiği ancak gelecek oturumun iki haftalık kesin sürenin son gününe verilmeyerek 06.03.2024 tarihine ertelendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen sürenin kanunun öngördüğü bir süre olmadığı, bir başka ifade ile kanunun belirlediği süre azaltılarak işlem yapıldığı gözetildiğinde hak ve yükümlülüğün kısıtlanması suretiyle verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca; davacıya eksik nispi harcın tamamlanması için 492 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince takip eden oturuma kadar süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, hatalı ara kararına hukuki sonuç bağlanamayacağı gözetilmeden dosyanın işlemden kaldırılarak 3 aylık süre bitiminde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalıdır. Hükmün bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.