Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4264 E. 2024/5538 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4264
Karar No
2024/5538
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/73 E., 2023/103 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasında görülen ecrimisil davalarından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kayden paydaşı oldukları 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 22, 28, 29, 39, 40, 42, 43, 44 ve 46 parsel sayılı taşınmazları davalıların haksız kullandıklarını, davalılar......... ve ...’nin şehir dışından getirdikleri diğer davalılar ile cebir, şiddet ve silah kullanımı sonucunda arazilerini kullanmalarına mani olduklarını, daha önce açtıkları el atmanın önlenmesi davasının devam ettiğini belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak geriye dönük 5 yıllık dönem için şimdilik 30.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş olup 06/07/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile ecrimisil isteklerini 100.000,00 TL’ye arttırmıştır. 2. Birleştirilen 2011/90 Esas sayılı davada davacılar vekili özetle; davalıların çekişmeli taşınmazları (22 sayılı parsel hariç) işgal etmeye devam etmeleri nedeniyle 2006–2010 yılları arasındaki 5 yıllık dönem için fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. 3. Birleştirilen 2015/952 Esas sayılı davada davacılar vekili; dava konusu 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 46, 49, 63, 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazları davalıların işgal etmesi nedeniyle 2010 – 2015 yılları arasındaki 5 yıllık dönem için fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada bir kısım davalılar; 1’den 15’e kadar olan parsellerde harabe evlerin bulunduğunu ve kullanılmadığını, diğer taşınmazlarda ise davacıların paylarından daha fazla yer kullandığını, ecrimisil isteğinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen davalarda ..., ... ve ...; çekişmeli taşınmazları kullanmadıklarını, davacıların ekip biçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Bir kısım davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmaları da takip etmemiştir. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 09.03.2010 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile dava konusu 17, 22, 40, 42, 43 ve 44 sayılı parseller yönünden 50.726,37 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılar .......... ... ve ...’dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar ..........ve ... yönünden davanın reddine, davalılar ............ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, dava konusu 5, 6, 7, 13, 14 ve 15 sayılı parseller bakımından davanın feragat nedeniyle reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden iddia ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 09.03.2010 kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.10.2010 tarihli ve 2010/10240 Esas, 2010/17581 Karar sayılı ilamıyla; “...dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu 17, 22, 40, 42, 43,44 nolu parsellerin 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak toplam: 50.726,37 TL hesaplanmış ise de; taşınmazlarla ilgili yapılan keşfin usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesi için; keşif mahallinde, dava konusu taşınmazların, bilirkişilerce mahkeme heyeti ile birlikte tek tek gezilmesi, parsel krokilerinin zemine uygulanması, ekili olup olmadığı ve hangi ürünün ekili olduğunun saptanması gerekir. Ayrıca, mahalli bilirkişi ve tanıkların da dava konusu her bir parsel hakkında (tek tek) beyanlarının alınması; taşınmazların kimler tarafından kullanıldığı ve nadasa bırakılıp bırakılmadığı hususlarında ayrıntılı bilgilerine başvurulması gerekir. Mahkemece, (usulü dairesince yapılmayan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna dayanılarak) eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 25.12.2012 kararı ile; asıl davanın kısmen kabulüne, 35.471,40 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalılar , ... ve ...’dan tahsiline, davacı ...’nin davasının reddine ve birleştirilen 2011/90 Esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.04.2014 tarihli ve 2013/11273 Esas, 2014/8837 Karar sayılı ilamıyla; “... Mahkemece davacılar vekiline iddiasını davalılar vekiline ise savunmasını kanıtlamak için süre verilmemiş, delilleri sorulup usulüne uygun bir şekilde toplanılmadan sonuca gidilmiştir. O hâlde, mahkemece birleşen dava bakımından taraflardan delillerinin sorulması,bildirecekleri delillerin usulünce toplanılıp, değerlendirilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de, her iki dava birleştirildikten sonra davacılar vekili 20.09.2012 tarihli oturumda davalılar ..., ... ve ... dışındaki öteki davalılar hakkında herhangi bir davalarının bulunmadığını açıkladığına göre, bu beyan dikkate alınarak asıl ve birleşen davada öteki davalılar bakımından bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. D. Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.06.2015 kararı ile; asıl ve birleştirilen davalarda bir kısım taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, bir kısım taşınmazlar yönünden davanın ispat edilmediğinden bahisle reddine ve bir kısım davalılar yönünden de 6100 sayılı HMK’nın 150 nci maddesi uyarınca dosyanın 3 ay içerisinde yenileninceye kadar birinci defa işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1.Mahkemenin 23.06.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07/11/2017 tarihli ve 2015/16410 Esas, 2017/6211 Karar sayılı ilamıyla; “... asıl davada çekişme konusu 17, 22, 40, 42, 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalılar ..., ... ve ... aleyhine ecrimisile hükmedilmiş, bir kısım davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan bozmada anılan davalıların ecrimisilden sorumlu tutulmaları doğru görülerek davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilmiş, ancak ecrimisil hesabı için önem arz eden keşfin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. O halde, asıl davada çekişme konusu 17, 22, 40, 42, 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalılar ..., ... ve ...’ın 2001 ile 2005 yılları arasındaki dönem için haksız el atma nedeniyle ecrimisilden sorumlu tutulmaları gerektiği kuşkusuzdur. Öte yandan, yapılan son keşif sırasında davacılar vekili tarafından çekişme konusu 40 sayılı parsele yönelik davadan feragat edildiği, 6100 sayılı HMK’nun 310 ve 311. maddeleri uyarınca feragatin hükmün kesinleşmesine kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı dikkate alınarak asıl davada ecrimisile hükmedilirken artık 40 sayılı parselin dahil edilmeyeceği açıktır. Ne var ki, Mahkemece yukarıda yer verilen hususlar dikkate alınmadan çekişmeli 17, 22, 42, 43 ve 44 sayılı parseller yönünden haksız el atmanın kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Birleştirilen davalara gelince; Birleştirilen 2011/90 Esas sayılı davada, asıl davada dava edilen taşınmazlardan sadece 22 sayılı parsel hariç tutularak ............, ... ve ...’nin yanında çok sayıda kişi aleyhine dava açıldığı, birleştirilen 2015/52 Esas sayılı davada ise sadece , ... ve ...’ye karşı asıl davada dava edilen taşınmazlardan bir kısmı ve farklı taşınmazlar yönünden dava açıldığı, yapılan son keşif sırasında davacılar vekili tarafından çok sayıda taşınmaza yönelik davadan feragat edildiği, birleştirilen 2011/90 Esas sayılı davada çekişmeli 17, 42, 43, 44 ve 46 sayılı parseller, birleştirilen 2015/52 Esas sayılı davada da çekişmeli 19, 20, 21, 38 ve 41 sayılı parsellere yönelik davaya devam edildiği, bozmalar sonrası yapılan son keşif sırasında her bir parsel başında ayrı ayrı keşif icra olunarak taraf tanıklarının dinlendiği, ne var ki birleştirilen davalarda davası devam eden taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığının ispat edilemediği anlaşılmıştır. O halde, birleştirilen davalar yönünden çekişmeli 17, 19, 20, 21, 38, 41, 42, 43, 44 ve 46 sayılı parsellere yönelik ecrimisil isteğinin reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Öte yandan, haklarındaki davadan feragat edilen taşınmazlar yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi de doğrudur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine. İşlemden kaldırmaya ilişkin hükme gelince; Bilindiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/1 inci maddesinde düzenlendiği üzere oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbirisi gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Anılan Yasanın 150/4 üncü maddesi gereğince işlemden kaldırılmış olan dosya, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir, dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez.Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava eski davanın devamı sayılır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar HMK'nin 150/5 inci maddesi uyarınca açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Ne var ki, yukarıda açıklanan usule aykırı mahkemece dosyadan el çekilirken davalılar ..., , ..., ... ve ........ dışındaki davalılar yönünden HMK’nun 150 nci maddesi uyarınca birinci defa işlemden kaldırılması şeklinde hüküm kurulması doğru değildir. Hal böyle olunca, asıl davada çekişmeli 17, 22, 42, 43 ve 44 sayılı parseller yönünden davalılar ..., ... ve ...’ın hesaplanacak ecrimisilden sorumlu tutulmaları, davayı takip etmeyen taraflar yönünden HMK’nun 150/1 inci maddesi uyarınca dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve 150/5 inci maddesi uyarınca 3 ay içinde yenilenmemesi halinde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. ...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulmak suretiyle, asıl ve birleştirilen davalarda dava konusu 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 39, 40, 49, 63, 64, 65 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, asıl davada, dava konusu 46 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın reddine, dava konusu 17, 22, 42, 43 ve 44 parseller hakkında davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacılar tarafından davalılar , ... ve ...’ya karşı açılan davanın kabulüne, davalılar ... ve bakımından davanın reddine, davalılar , ... ve .................hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davalarda, davaya konu edilen taşınmazlardan 17, 19, 20, 21, 22, 38, 41, 42 ,43, 44 ve 46 sayılı parseller yönünden davaların açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. ..., ... ve ... adına hareket eden diğer davalıların da sorumluluğu bulunduğunu, c. Dava konusu 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen açılmamış sayılması kararının doğru olmadığını, d. Dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmasına rağmen faize karar verilmediğini beyan etmektedir. 2. Davalılardan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkilinin dava konusu parsellerdeki hisse oranının davacılardan fazla olduğunu, b. Bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, c. Talep edilen 30.000 TL’nin üzerindeki alacağın zamanaşımına uğradığını, d. Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ve itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını, e. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, beyan etmektedir. 2. Davalılardan ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Dava açıldığı tarihte hasat yapılması ve gelir elde edilmesinin mümkün olmadığını, b. Davacının 2005 yılı ecrimisilini talep etme hakkı bulunmadığını, c. Alacağın zamanaşımına uğradığını, d. Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, verilerin yüksek hesaplandığını ve itirazlarının değerlendirilmediğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 inci maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Somut olayda; davacılar vekili (asıl davada), dava konusu 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 22, 28, 29, 39, 40, 42, 43, 44 ve 46 parsel sayılı taşınmazlar yönünden el atmanın önlenmesi ve yasal faizi ile birlikte ecrimisil talebinde bulunmuştur. Ancak Mahkemece, dava konusu 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar yönünden (07.11.2017 tarihli bozma ilamı kapsamında) herhangi bir karar verilmediği gibi faiz talebi yönünden de hüküm tesis edilmemiştir. O halde, Mahkemece yapılacak iş, davacının (asıl davaya yönelik) az yukarıda belirtilen talepleri hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanunu'nun 440 ıncı maddesinin 3 inci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4264, K. 2024/5538, T. 09.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-4264-e-2024-5538-k-a06d2b7a187f