Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3181 E. 2024/5282 K.
Konu: Kadastral Parselin İhyası
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3181
- Karar No
- 2024/5282
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastral Parselin İhyası
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/120 E., 2024/217 K. Taraflar arasındaki kadastral parselin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Hazinenin kayden paydaşı olduğu 1449 parsel sayılı taşınmazda davalı Belediyenin imar uygulaması yaptığını ve bu işlem sonucu, Hazinenin hissesine göre 502.75 metrekare yer tescil edilmesi gerekirken, 30.60 metrekarelik 1270 ada 1 sayılı imar parselinin Hazineye verildiğini, ancak anılan şuyulandırma işleminin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek; eski 1449 parsel yeni 1270 ada 1 parselin 301.60 metrekare Hazine tapusunun iptali ile 1270 ada 1 parselin 502.75 metrekare olarak Hazine adına tescilini talep etmiştir. Yargılama sırasında sunduğu dilekçeleriyle tapu iptali, eski hale iade ve 502.75 metrekare yüzölçümüyle tescil talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2021 tarihli, 2021/19 Esas. 2021/108 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 08.05.2023 tarihli ve 2023/l735 Esas, 2023/2386 Karar sayılı ilamıyla, 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Eklenen bu hükme göre 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati almak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınacak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın Yasa değişikliği nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 3194 sayılı Kanunun l8. maddesinin eldeki davaya uygulama olanağının bulunmadığını, hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verildiğini aleyhlerine yargılama gideri ile vekalet ücreti takdirinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Tapu iptali ve tescil davaları kural olarak kayıt maliklerine karşı açılır. Yine; kadastral duruma dönülme istemli uyuşmazlıklarda taraf teşkili bakımından husumettin, ihyası talep edilen kadastral parselin kapsamında kalan imar parsel ya da parsellerinin maliklerine yöneltilmesi gerekir ve bu davanın özelliği itibariyle kayıt maliklerinin yanı sıra işlemi yapan belediyeye de husumettin yöneltilmesi mümkündür. 2. İmar işleminin iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası isteğine ilişkin bu davalarda, taraflar arasında mülkiyet ihtilafının bulunmadığı; davacının talebinin kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu gözetilerek hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması ve ayrıca yargılama gideri ve bu giderlerden sayılar vekalet ücretinden iptal edilen idari işlemi yapan davalı belediyenin sorumlu tutulması gerekir. 3. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Eklenen bu hükme göre, 3194 sayı1ı Kanunun 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merci ince tespiti halinde öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortak ilk payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği kabul edilmiştir. 3. Değerlendirme 1 . Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince, dava konusu taşınmaz davalı ... tarafından imar uygulamasına tabi tutulmuş, ancak davalı ... tarafından yapılan imar uygulaması İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK'nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı Belediyenin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereği yapılan yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Belediyenin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin diğer temyiz ltirazlarının kabulü ile; mahkeme kararının hüküm fıkrasının; 1) Üçüncü fıkrasının çıkarılarak yerine ”Davacı tarafından yapıları 5.124,00 TL yargılama giderinin davalı ... Başkanlığından tahsili ile davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, 2) Dördüncü fıkrasının çıkarılarak yerine ”Davacı davasını avukat ile takip ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. gereğince 17.900,00TL'nin davalı ... Belediyesinden alınarak davacıya” ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.11 .2024 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi (Muhalif) K A R Ş I O Y Sayın çoğunluğun yargılama giderleri ile ilgili kararına katılmakla birlikte işin esası bakımından Dairemizin 13.12.2023 tarih ve 2023/4627 Esas, 2023/6223 Karar sayılı ilamında yer alan karşı oyumda belirtdiğim gerekçelerle mahkeme hükmünün bozulması görüşünde olduğumdan işin esasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.