Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3071 E. 2024/5118 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3071
Karar No
2024/5118
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/222 E., 2024/86 K. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 171 ada 16 parsel sayılı taşınmazı davalıdan 26.07.2012 tarihinde satın aldığını, satış işleminden önce taşınmaz üzerinde bulunan iki ev ve bir dükkanın davalı tarafından kullanıldığını, satışın gerçekleşmesinden sonra taşınmazın tahliye edilerek teslim edileceği yönünde taahhütte bulunduğunu, ancak bu taahhüdün yerine getirilmediğini, aradan 2 yılın geçtiğini ve taşınmazın hala davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek davalının yapılan elatmasının önlenmesini, taşınmazın satın alındığı 26.07.2012 tarihinden itibaren dava tarihine kadar tespit olunacak ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının üçüncü şahıslara faizle para verdiğini, müvekkilinin ticari borçlarının olması sebebiyle kredi çekmek istediğini davacı tarafa bildirdiğini, bu nedenle aralarında 25.07.2012 tarihli tek suretten ibaret bir protokol yapıldığını ve aslının davacıda bulunduğunu, davacının protokol gereği olan edimini yerine getirmediğini, müvekkiline peyderpey 95.000,00 TL ödeme yapıldığını, protokolün 3 üncü maddesine göre davacının kredi borçları ödeninceye kadar müvekkiline taşınmazı kullanması için rıza gösterdiğini, bu nedenle haksız işgalin bulunmadığını, müvekkiline bildirimde de bulunulmadığını, taşınmazın üzerindeki yapıların imara aykırı olduğunu, müvekkilinin 9/326 hissesinin maliki olduğunu, herhangi bir hissedarın yerinin tanımlanmadığını, müvekkilinin taşınmazı paydaşlardan... ile birlikte kullandığını ve davanın kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. MAHKEME KARARI İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli ve 2014/182 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararına karşı davalı vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/9977 Esas, 2019/11027 Karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. 2.Davalı vekilinin karar düzeltme başvurusunda bulunması üzerinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2020/4471 Esas, 2021/3760 Karar sayılı kararıyla "...davalının taşınmazı, paydaş maliklerinden olan annesi... ile birlikte ve onun payına tebaen kullandığı, ayrıca taşınmaz üzerinde fiili taksimin bulunmadığının ileri sürüldüğü, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde keşif yapılarak davalının söz konusu taşınmazı dava dışı...’a tebaen kullanıp kullanmadığının saptanmasının, paydaşlar arasında özel bir parselasyon planı, rızai taksim olup olmadığının tespit edilmesinin, yoksa dava konusu taşınmazda fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığının belirlenmesinin, davalı tarafça açıldığı belirtilen tapu iptali ve tescil davasına ilişkin 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/264 Esas numaralı dosyasının getirtilerek incelenmesinin, eldeki davanın sonucuna etkili olup olmamasına göre bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususu üzerinde durulmasının gerektiği..." gerekçesiyle başvurunun kabulü ile aynı dairenin onama ilamı kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli ve 2021/222 Esas, 2024/86 Karar sayılı kararında belirtilen “... ikinci kattaki meskenin davalının annesi tarafından kullanıldığı, davalının da bir süre annesi ile birlikte yaşadığı, daha sonra yerin boşaltıldığının ifade edildiği, keşif tarihinde dahi bu dairede bir kısım ev eşyasının bulunduğu ve dairenin daha önce kendisi ile birlikte oturan davalı veya annesi tarafından boşaltıldığına yönelik iddianın ispat edilemediği, fiil taksim yönünden ise...10. Asliye Hukuk Mahkemesindeki tapu iptali ve tescil davasında davalının davacıya devrettiği taşınmazların davalıya ait olduğunun iddia edildiği, bu yönüyle taksim sözleşmesi bulunmasa dahi bu şekilde bir fiili taksimin olduğunun ve dava konusu yerin davalının kullanımına bırakılan yerler olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle annesi ile birlikte orta kattaki meskeni kullanan davalının haksız tasarrufunun önlenmesinin gerektiği, davalının annesi arsa payında ortak olarak görünse onun dava konusu binada hakkının olmadığı, davalının annesinin bina ile mülkiyet bağı kalmadığına göre davalının annesine teb'an da olsa, bir hakka dayanarak taşınmazı kullandığının savunulamayacağı, zemin kattaki dükkanın davalının annesi tarafından kiraya verildiği, davalının annesinin davada taraf olmadığı, bu hali ile dükkan için davalıdan ecrimisil talep edilemeyeceği, annesi ile beraber de olsa davalının ikinci kattaki meskeni kullandığı, işgal tazminatının haksız eylem karşılığı olduğu, dolayısıyla haksız eylemden kaynaklanan işgal tazminatından müteselsilen sorumlu olunacağı, diğer kısımlar yönünden meni müdahale talebi konusuz kaldığından esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığı, orta kattaki mesken dışındaki kısımlara ilişkin ecrimisil talepleri yönünden de davalının bir işgalinin bulunmadığı ve annesi tarafından bu bölümlerin kiraya verildiğinin belirlendiği...” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "davacının...ili...ilçesi ... Mah 171 ada 16 parselde Fen bilirkişisi... tarafından düzenlenen 12.11.2014 tarihli rapora ekli krokide orta kattaki mesken niteliğindeki kısma ilişkin davalının el atmasının önlenmesine; diğer kısımlar yönünden dava konusuz kaldığından esasa ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına; 9.445,50 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri -Davalı vekili, 1.Taşınmazın müvekkili tarafından kullanılmadığını, 2.Yapılan keşifte taşınmazın bazı bölümlerinin boş, atıl ve kullanılamaz durumda olduğunu, 3.Tanık beyanları ile müvekkilinin taşınmazı 2014 yılında boşaltmış olduğunu, 4.Yargılamada çok hisseli arsa üzerindeki bir yapının tamamının müvekkiline ait olduğu şeklinde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, 5.Müvekkilinin davacıyı engellemediğini, 6.Dava dışı... tarafından yapılan bir engelleme var ise davanın ona karşı açılmasının gerektiğini, 7.Öte yandan müvekkilinin annesinin 2015 yılından beri Bulgaristan’da yaşadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesi; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür" şeklinde usul hukukundaki karşılığı 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesi ise ; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" şeklinde düzenlenmiştir. 3.Somut olayda; dava konusu taşınmazda davalı tarafından yapılan bir elatma olgusunun varlığı için söz konusu taşınmaz üzerinde elatma şeklinde değerlendirilebilecek fiili veya hukuki bir kullanımın bulunması ve bu kullanımın davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan keşif ve yargılama esnasında dinlenen tanık beyanlarına göre taşınmazın davalının kullanımında olduğu ve taşınmazdaki eşyaların da davalıya ait olduğunun yeterli delillerle kanıtlanamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3071, K. 2024/5118, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-3071-e-2024-5118-k-925c45b9b103