Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2087 E. 2024/5298 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2087
Karar No
2024/5298
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 02.10.2023 SAYISI : 2015/454 E., 2023/317 K. DAVA TARİHİ : 15.12.2009 KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda el atmanın önlenmesi, kal, mümkün olmazsa tazminat istenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kayden maliki olduğu 879 ada 18 parsel sayılı taşınmazına, komşu 34 No.lu parsel maliki olan davalıların taşkın yapılaşmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek; el atmanın önlenmesi ve yıkıma, mümkün olmadığı takdirde zararın tazminine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar; iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlar, savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “kayden davacının maliki olduğu taşınmaza davalıların binasının taşkın olduğu, davalıların bina yapıldıktan sonra taşkın binada bağımsız bölüm maliki olmalarının onlar açısından iyi niyet oluşturmayacağı” gerekçesiyle el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, davalıların temliken tescil taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: ''özellikle kayden davacının malik olduğu çekişme konusu taşınmaza davalıların haklı ve geçerli nedenleri olmaksızın el attığı belirlenmek ve Türk Medeni Kanununun 725. maddesi koşullarının davalılar lehinde gerçekleşmediği gözetilmek suretiyle asıl davanın kabul edilmiş, savunma yolu ile getirilen temliken tescil isteğinin de reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesi ile karar onanmıştır. Karara karşı bir kısım davalılar tarafından karar düzeltme başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 1.Hukuk Dairesince; ''arsa vasıflı davaya konu 879 ada 40 No.lu parselin davacı adına, kat mülkiyeti kurulu komşu 34 No.lu parseldeki bağımsız bölümlerin ise davalı ve birleştirilen davanın davalıları adına kayıtlı olduğu, mahallinde yapılan uygulama neticesinde teknik bilirkişilerin her iki taşınmaz üzerindeki yapıların bitişik nizam olduğunu, taşkın kısmın yıkımı halinde davacıların binasının taşıyıcı sisteminin zarar göreceğini bildirdikleri, savunma yoluyla getirilen temliken tescil isteği bakımından hükme yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı, çap kayıtlarının düzeltilmesi, kısmı ifraz veya tevhit işlemlerinin yapılabilmesi, 3194 sayılı Yasanın 16. maddesi hükmü gereği Belediye Encümen kararıyla mümkün olduğu halde, anılan kurum yerine taşkın bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı hususunda...Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazı yazılmakla yetinildiği, davalıya ait taşkın binanın işgal ettiği alanın ifraz kabiliyeti yönünden ilgili belediyeden encümen kararına dayalı bilgi alınması, toplanacak deliller toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidildiği...'' gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulüyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “taşkın yapının değeri, arazinin değerinden fazla olup, taşan kısmın mülkiyetinin davalılara uygun bir bedel karşılığında verilmesi yerine taşan kısmın üzerine davalılar lehine arzi irtifak hakkı tesisinin daha uygun olacağı görüş ve sonucuna varılmakla birlikte, dosyada taraf vekillerinin karşılıklı beyanları da dikkate alınmak suretiyle taşan kısmın ivaz karşılığında davalılara verilmesi aşamasına gelindiği, 02.01.2023 tarihli bilirkişi 3. ek raporundaki hesaplamalar hükme esas alınmak suretiyle davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki taleplerinin dosya kapsamına uygun ve daha önce temerrüde düşürecek bir işlem de yapılmaması dikkate alınarak” davanın kabulüne, asıl ve birleştirilen davalarda davacıya ait 22 metrekarelik arazi bedeli olarak bilirkişilerin 02.01.2023 tarihli raporlarında tespit etmiş oldukları 303.600,00 TL işgal bedelinin, 50.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 15.12.2009 tarihinden, kalanının ise ıslah tarihi olan 23.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, bilahare ek kararla davalılardan ...’ın muhtıraya rağmen temyiz giderlerini yatırmadığı gerekçesiyle ilgili davalının temyiz başvuru talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişilerce güncel rayiç bedelin hesaplanmadığını, bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ... ek karara yönelik temyiz dilekçesinde; temyiz harçlarını yatırdığı gibi ek kararda belirtildiğinin aksine 300,00 TL de masraf yatırdığını, ek kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve ..., temyiz dilekçelerinde; iyi niyetli olduklarını, belirlenen bedelin fazla olduğunu, faizin de hatalı belirlendiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, temliken tescil talebi yerine irtifak hakkı tesisine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, 17.06.2021 tarihinde yatırılan 19.470,00 TL irtifak bedeli hakkında karar verilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, taşınmazdaki paylar yerine müştereken ve müteselsilen tahsilata karar verilmiş olmasının da doğru olmadığını belirterek kararın bozulması istemiyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazdaki payını devrettiğini, 20.12.2021 tarihinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda payının kalmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalar el atmanın önlenmesi, kal ve tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nin 684/1 ve 718/2 nci maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nin 725 inci maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanunu'nun 725 inci maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir. TMK’nın 725 inci maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi niyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nin 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötü niyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyi niyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. TMK’nin 725 inci maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nin 4 üncü, TBK’nin 50 nci maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir. Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir. d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 6100 sayılı HMK’nin 297. maddesi: ‘' (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.’' düzenlemesini ihtiva etmektedir. 3. Değerlendirme 1. Davalı ... tarafından, temyiz talebiyle birlikte ilgili gider avansının yatırılmış olması nedeniyle, Mahkemenin davalının temyiz başvurusunun reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak dosyanın esası hakkında incelenmesine geçilmiştir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde; taşınmazda paydaş olan davalı ... 20.12.2021 tarihinde payını davalılardan Okan’a satmış olduğu halde karar başlığında belirtilen davalının gösterilmiş olması doğru değildir. 4. Mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında irtifak hakkı tesisine karar verildiği belirtilmiş olmasına karşın hüküm fıkrasında sadece ''davanın kabulüne’' yazılmış olması, HMK’nin 297 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden bu husus doğru görülmemiştir. 5. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen bilirkişilerin raporlarından anlaşıldığı üzere davalılara ait yapının haklı ve hukuki bir sebep olmaksızın davacının taşınmazına taşkın olarak inşa edildiği belirlenmişse de taşkın alanın yıkımının aşırı zarara doğuracağı gözetilerek irtifak tesisi cihetine gidilmiş olması doğrudur. Ancak fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince taşkın yapıyı yapanların davacı tarafın gerçek zararını tam olarak ödemekle mükellef oldukları, bu nedenle Mahkemece öncelikle bilirkişilerden ek rapor alınması, bu mümkün değilse yeniden keşif yapılarak karar tarihine en yakın tarihin esas alınacağı irtifak bedeli hesaplanarak depo edildikten sonra hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmayla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hüküm yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur. VI. KARAR 1.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.(3,4,5) No.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.112024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2087, K. 2024/5298, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2087-e-2024-5298-k-dacc2b0b8f14