Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2333 E. 2024/3946 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2333
Karar No
2024/3946
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1229 E., 2024/217 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/363 E., 2021/156 K. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 26.06.1998 tarihli Bodrum 3. Noterliği'nin 7981 yevmiye numaralı vekaletnameyi çıkartarak kooperatif hisselerinin satılması için davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, davalı ...'ın da 29.06.1998 tarihinde Bodrum 3. Noterliği'nin 8127 yevmiye numaralı “Kooperatif Üyelik Hakkı Devir Sözleşmesi” ile davacının hakkını vekaleten 3. bir kişiye kendisinin bilgisi dahilinde devrettiğini, daha sonra davalı ... ile davacının evlendiklerini, ancak aralarında çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle uzun süredir ayrı yaşadıklarını, dosyada mevcut 18.08.2008 tarihli Bodrum 3. Noterliğinin 10686 yevmiye numaralı, devralanın diğer davalı ..., devredenin ise davacıya vekaleten davalı ... olduğu, davacının taşınmak amacıyla hareket ettiği söz konusu kooperatifin davacıya ait hissesi hakkındaki “Kooperatif Hisse Devri Sözleşmesi” bulunduğu, söz konusu sözleşmenin yapıldığından davacının henüz haberdar olduğunu ve sözleşmenin akit tarihinde böyle bir iradesinin de mevcut olmadığını, işbu sözleşmede görüleceği üzere davalı ...’ın kendi öz oğlu olan diğer davalı ...'a 20.000,00 Türk Lirası bedelle davacının hissesini muvazaalı olarak devrettiğini, davalılardan ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığını, davalı ...'ın ise kötü niyetli 3. kişi olarak hareket ettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile davalı ...'ın davacının verdiği vekalet görevini kötüye kullanarak iyi niyetli olmayan üçüncü kişi davalı ... ile arasında akdettiği 18.08.2008 tarihli Bodrum 3. Noterliği'nin 10686 yevmiye numaralı Kooperatif Hisse Devri Sözleşmesi’nin muvazaa nedeniyle iptali, davalı ... adına tescil edilmiş hisse tescilinin iptal edilerek, hissenin davacı adına tescili, mümkün değil ise kooperatif hissesinin şimdiki değerinin belirlenerek, davalılardan müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu vekaletnamenin davacının isteği ile evveliyatında zaten davalı ...'a ait olan hisseler ile ilgili verildiğini, kooperatif üyelik hakkı sözleşmesi ile davacıya ait hissenin vekaletname tarihinden 3 gün sonra başka bir kişiye devretmesi ve davacının itirazının olmamasının hisselerin zaten davalı ...'a ait olması sebebiyle ve haberdar olmasından kaynaklandığını, davacının aidat ve üyelik ücreti ödemediğini, davacının önceki evliliğinden olma kızına da hisse devrinin yapıldığını, davacının hisse haricindeki toplam üç hisseyi çeşitli tarihlerde devrettiğini, davalı ...'a kura çekimi sonucu düşen dairenin konumu iyi olması sebebi ile davalı ... tarafından hisse devri yapılmak istendiğinde davalı ...'ın 20.000,00 Türk Lirası bedelle almayı teklif ettiğini bu konuda davalı ... tarafından davalı ...'a vekaletname verildiğini, davalıların kötüniyetli olmadığını, davacının Bodrum 3. Noterliği'nin 18.11.2008 tarih 14387 yevmiye no.lu azilnamesi ile davalı ...'ın azledildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf her ne kadar hissesinin haberi dışında davalı ... tarafından diğer davalı ilk eşinden olan oğluna vekalet görevinin kötüye kullanılarak muvazaalı olarak devredildiğini iddia etmiş ise de, iptale konu hissenin ilk hali, tarafların karı koca olması, davalıya tanınan temsil yetkisinin içeriği, davalılar arasında hissenin devri tarihinde taşınmazın mevcut durumu bir bütün halde değerlendirildiğinde, davacının kendisini temsil eden davalının menfaatine aykırı bir şekilde temsil yetkisini kullandığını ve davalıların kendisini aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan gizli bir anlaşma yaptıklarını ve aralarındaki devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasını aksi yönde destekler nitelikte olduğu, davalıların aralarındaki akrabalık bağı ve davaya konu hisse devrinin bedelinin davalılar arasındaki devrin muvazaalı olduğu ve davalının vekalet görevini kötüye kullandığını kanıtlar mahiyette delil niteliğine haiz olmadığı, aksine dinlenen davacı tanığı davacının kızı olan ...'in beyanları, davalıya ait hisselerin ilk aşamadan itibaren süreç içerisindeki devirleri ve davacının, davalıyı azil tarihi dikkate alındığında mevcut durumun davalı tarafın iddialarını doğrular mahiyette olduğu, bu hali ile davacının uyuşmazlığa konu iddialarını destekleyecek nitelikte somut bir delil ibraz edemediği gerekçesiyle, ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince, davacının 1998 yılında verdiği vekaletname ile her ne kadar bir satış iradesi bulunsa da, taşınmazın yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre devir tarihi itibari ile rayiç değerinin çok altında devredildiği, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin davacıya ödendiğinin de kanıtlanamadığı, vekil ile kayıt malikinin baba-oğul oldukları, TMK'nın 3. maddesi kapsamında bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda kabul edilmesi gerektiği, gerçek değerinin çok altında bedelle gerçekleştirilen satış akdinin vekil edeni zararlandırma kastı ile gerçekleştirildiği anlaşılmakla, bu şekilde vekilin dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı ettiği, satışın muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dava konusu kooperatif hissesinin ilk durumu, davacı tarafından davalı ...'ın vekil atanması ile verilen yetkinin kapsamı, davalı ...' Çınar'ın anılan vekaletname uyarınca yaptığı işlemler, tarafların karı-koca oluşu, davacının davalı ...'ı vekaletten azlettiği tarih, dinlenen tanık beyanları, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...'ın, davacının menfaatine aykırı bir şekilde temsil yetkisini kullandığı ve davalıların davacıyı aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan gizli bir anlaşma yaptıkları, aralarındaki devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği, bu hususta somut nitelikte delil sunulmadığı gözetilerek, davanın reddi yerine kabulüne yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın BOZULMASINA. HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 11.11.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/2333, K. 2024/3946, T. 11.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-2333-e-2024-3946-k-6845e423ef39