Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2774 E. 2024/3774 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2774
- Karar No
- 2024/3774
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/802 E., 2023/289 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/491 E., 2020/627 K. Taraflar arasındaki, teminat mektuplarının iadesi istemiyle açılan asıl davada ve itirazın iptaline ilişkin birleşen davada yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl davada davacı ...Ş. vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Hacettepe Üniversitesi Kampüsündeki iki adet binanın prefabrik imalatı ve montajını konu olan 31.08.2013 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirdiğini, müvekkili şirkete, dava dışı bir firma tarafından davalı adına ödemeler yapıldığını, sözleşmenin başında avans olarak verilen 865.230,00 TL'nin de alacağından mahsup edildiğini, müvekkili tarafından, işin başında bu avans olarak verilen tutara karşılık davalıya aynı tutarda teminat mektubu ve 216.310,00 TL tutarında kesin teminat mektubu verildiğini, ödemeler ve mahsuplaşma sonrası teminat mektupları karşılıksız kalmış olmasına rağmen, davalının teminat mektuplarını nakde çevirmeye çalıştığını ileri sürerek, avans ve kesin teminat mektuplarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının tüm edimlerini yerine getirmediğini, sözleşme gereği imalatı yapılacak bir kısım iş için henüz davacıya talimat verilmediğini, bankaya teminat mektubunu nakde çevirmek için değil mümkünse öncelikli olarak süresinin uzatılması için başvuru yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı ... San. ve A.Ş. vekili; taraflar arasında düzenlenen 31.08.2013 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinde iş bedelinin KDV dahil 5.104.857,80 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, davalı iş sahibi adına başka bir firma (Renk-Yol Yapı İnş...A.Ş.) tarafında yapılan toplam 2.936.551,28 TL ödeme ve işin başında verilen 865.230,00 TL avans ödemesi dikkate alındığında toplam ödemenin 3.801.781,28 TL olduğunu, davalının KDV dahil bakiye 1.303.076,52 TL borcu kaldığını, işlemiş faizi ile birlikte toplam 1.382.358,91 TL'nin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine giriştiklerini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 30 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, dava konusu sözleşmenin tüm hak ve borçları ile dava dışı Hacettepe Teknokent..A.Ş.'ye devredildiğini, müvekkilinin taraf sıfatı kalmadığını, eksik ve ayıplı imalatlar bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen davalarda davalı iş sahibi şirket ile dava dışı Hacettepe Teknokent..A.Ş. arasında düzenlenen 04.10.2013 tarihli devir sözleşmesinde, davacı yüklenici şirketin imzasının bulunmadığı, ayrıca davalı iş sahibinin teminat mektubunun süresinin uzatılması ya da nakde çevrilmesi için bu devir protokolünden sonra 04.04.2014 tarihinde bankaya yazı gönderdiği dikkate alındığında, davacı ile davalı arasında düzenlenen alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında, davalının pasif husumet ehliyetinin devam ettiği, toplam iş bedelinin 4.326.150,68 TL olduğu, davacıya avans ödemesi dahil toplam 3.801.781,28 TL ödeme yapıldığı, davacının kalan alacağının 524.369,40 TL olduğu, bu meblağdan, imalattaki eksik ve ayıplı iş tutarı olarak tespit edilen 155.259,00 TL düşüldüğünde davacının 369.110,40 TL bakiye alacağı kaldığı, davacıya ödenen tutar ile bakiye alacağının toplamının 4.170.891,68 TL, bu tutarın %18 KDV'sinin de 750.760,50 TL olduğu, sonuç olarak davacının birleşen davaya konu icra takibinde 369.110,40 TL asıl alacak ve 750.760,50 TL KDV talep edebileceği, bu kısma yönelik itirazın haksız olduğu, takipten önce temerrüd oluşmadığından işlemiş faiz ve alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği, asıl davada yönünden yapılan incelemede; davacıya verilen avans ödemesi, daha sonra davacı alacağından mahsup edildiğinden, avans teminat mektubunun karşılığının kalmadığı, bu nedenle iptali gerektiği, kesin teminat mektubunun süresinin de dava tarihi itibariyle henüz sona ermediği, ayrıca kesin teminat mektubunun iadesi için SGK ilişiksiz belgesinin ibrazı gerektiği, asıl sözleşmedeki ayıplar yönünden belirlenen garanti süresi, gizli ayıplar yönünden belirlenen garanti süreleri de dikkate alındığında kesin teminat mektubunun iptal ve iadesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 865.230,00 TL bedelli avans teminat mektubunun iptaline, kesin teminat mektubunun iptaline yönelik talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 369.110,40 TL asıl alacak ile 750.760,50 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 1.119.870,90 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, asıl ve birleşen davalarda taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1.Kamu düzenine aykırılık hallerinin resen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya uygun ve inandırıcı olduğu anlaşılmakla, taraflar vekillerinin birleşen davada verilen karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, birleşen davada verilen kararın onanması gerekmiştir. 2. Asıl davada verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; a) Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b) Asıl davada davacı vekilinin kesin teminat mektubunun iadesi talebinin reddi hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarınca gelince; Asıl davada 216.310,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun da iadesi talep edilmiş olup, mahkemece yazılı gerekçe ile bu talebin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki alt yüklenicilik sözleşminin 9.1. maddesinde; “İşbu maddede belirtilen teminat mektubu Alt Yüklenici tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin tam ve eksiksiz tamamlanmasına müteakip Alt Yükleniciye iade edilecektir....Kesin teminat iş bu sözleşmede belirtilen sürede ve Alt Yüklenicinin işbu sözleşmeden doğan her türlü yükümlülüğünün sona ermesine ve/veya işbu sözleşmeden doğan her türlü ihtilafların sonuçlanmasından sonra kesin teminatın sözleşmeye göre yüklenici tarafından kısmen veya tamamen tutulmasını gerektiren başkaca haller bulunmadığı takdirde Alt Yüklenicinin SGK’dan alacağı borcu yoktur yazısını ibraz etmesi üzerine iade edilecektir. Ancak iş bu sözleşme kapsamında 3. şahısların veya Alt Yüklenicinin personelin veya sair kişilerin açmış olduğu davalar veya bu nedenle herhangi bir ihtilafın vuku bulması halinde kesin teminat mektubu bu ihtilafın tüm hukuki vecibeleri ile ortadan kalması halinde alt yükleniciye iade edilecektir...” düzenlemesine, “Teminat Süresi” başlıklı sözleşmenin 18.2. maddesinde ise “Alt yüklenicinin kesin teminat mektubu, geçici kabulden itibaren 12 ay içinde iade edilecektir, ancak 9. madde hükümleri saklıdır. Garanti ve teminat süresinin sonunun geçici kabul tarihinden itibaren 60 ay olduğunu alt yüklenici kabul ve tahhüt eder. Bu 60 aylık garanti ve teminat süresi içinde Yüklenici tarafından tespit edilen hata ve kusurlar Alt Yükleniciye bildirilecek ve.... makul bir sürede telafi edilecek...Gizli ayıplar ise garanti süresi dışında olup 60 aylık süre geçmiş olsa dahi gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren yüklenici makul bir sürede ayıpların giderilmesini ve bedelini talep edebilecektir” düzenlemelerine yer verilmiştir. İlk derece mahkemesince, SGK ilişiksiz belgesinin sunulmaması ve sözleşmedeki ayıplar yönüden belirlenen garanti süresi, gizli ayıplar yönüden belirlenen garanti süresi dikkate alınarak kesin teminatın iadesi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Her ne kadar taraflar arasında geçici kabul yapılmamış ise de, iş bu davada, eksik ve ayıplı iş bedelleri de tespit edilerek, davacı alt yüklenici alacağından mahsup edilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi tasfiye edilmiştir. Ayrıca, yukarıda anılan sözleşme hükümleri dikkate alındığında da garanti süresi ve gizli ayıplar yönünden belirlenen süre, kesin teminat mektubunun iade edilmesi için gereken süreyi de aşacak şekilde belirlenmiştir. Dolayısıyla bu sürelerin dolmadığı gerekçesiyle, kesin teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır. Fakat, sözleşmenin, az yukarıda anılan 9.1. maddesi uyarınca, SGK borcu yoktur yazısının ibraz edilmemesi kesin teminat mektubunun iadesine engel teşkil etmektedir. Mahkemenin bu gerekçesinde isabet görülmüş ise de, söz konusu yazı yargılama aşamasında ibraz edildiğinden, artık bu yöndeki talebin de kabulüne karar verilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece açıklanan nedenlerle, asıl davada kesin teminat mektubunun da iptaline karar verilmesi ve asıl davada davalının, dava tarihi itibariyle SGK borcu yoktur yazısının ibraz edilmemesi nedeniyle, bu talebe karşı koymakta haklı olduğu nazara alınarak, bu istem yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada taraflar vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin birleşen davaya ilişkin kararının ONANMASINA, (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararı ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.12.2020 tarihli, 2014/491 E., 2020/627 K. sayılı kararının, asıl dava yönünden BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekilleri hazır bulunan taraflar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.