Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1198 E. 2024/1998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1198
- Karar No
- 2024/1998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/119 E., 2023/916 K. DAVA TARİHİ : 26.09.2014 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 3304 ada 1 parsel sayılı, arsa vasıflı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2015 tarihli ve 2014/236 E. - 2015/359 K. sayılı kararıyla; "...Davanın kabulü ile taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, karar verilmiştir..." karar verilmiştir IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2017/1880 Esas, 2020/7647 Karar sayılı kararıyla; "... Davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmeyip reddi gerektiği...; somut olayda; dava konusu 3304 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 16782 m2 yüzölçümlü ve arsa vasıflı olduğu, davacının 1141/8391 oranında payının bulunup kalan kısmın ise davalıya ait olduğu, mahallinde teknik bilirkişi vasıtasıyla yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi heyet raporuna göre, aynen taksiminin mümkün olduğu bildirilmiş ise de yukarıda belirtilen hususlarda bir araştırma yapılmadığı, bu durumda mahkemece, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...Bozma ilamı kapsamında gerekli araştırmaların yapıldığı, ivazlı veya ivazsız şekilde 26/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun Ek.3 kısmında belirtilen ifraz folyesinin taraflarca kabul edilip edilmediğinin, edilmez ise Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi ilamı doğrultusunda kur'a çekimine muvafakat edip etmediklerinin taraflardan sorulduğu, tarafların süre talep ettiği, gelinen aşama itibariyle sürenin reddedilip esas hakkında beyan istendiği, buna rağmen haricen beyanda bulunulmadığı, ortaklığın muhdesat ile birlikte satışı suretiyle giderilmesi gerektiği, dava konusu 3304 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ifrazı mümkün olmadığı gibi paydaşların adedine, pay oranlarına göre, ivaz ilavesi suretiyle dahi taksiminin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflardan birinin bile aynen taksim istemesinin hâkimin bu talebe öncelik vermesi için yeterli olacağını, bilirkişi raporunda aynen taksimin mümkün olduğu belirtilerek ifraz folyesinin müvekkiline tebliğ edildiğini, ifraz folyesine bir itirazlarının bulunmadığını, taşınmazın ifraz suretiyle paylara ayırılmasının mümkün olduğunu, satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olup zira paylaşılması talep edilen taşınmazın değerinde, önemli bir eksiklik olmadan aynen taksimi mümkün ise hakimin aynen taksimi uygulamak zorunda olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili; taşınmazla ilgili olarak; ifraz öncesi ve sonrası değer kaybı olup olmadığı konusundaki 03.12.2023 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulduktan sonra mahkemece karar verildiğini, ancak talep edildiği halde bu rapora itirazlarını sunmak üzere taraflarına süre verilmediğini, bu durumun HMK 281. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu aykırılığın ise "dosyayı sürüncemede bırakacağı" şeklindeki gerekçeye dayandırılarak mahkemece savunma haklarının kısıtlandığını, ifraz hakkında beyanda bulunmak üzere tarafların süre taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı Belediyenin de ifraz folyesine bir itirazının bulunmadığını, bilirkişi raporlarında ifraz şartlarının bulunduğu yolundaki tespit ve değerlendirmelere rağmen taşınmazın satışına karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz üzerinde davalı müvekkil şirketin ticari faaliyetleri kapsamında üretim tesisi, idari binalar ve muhdesatının bulunması nedeniyle zararlarının doğacağı hususlarının mahkemece değerlendirmeye alınmamasının da hukuka aykırı olduğunu, öte yandan davacı ...'nin 3194 sayılı Kanun 17. maddesi uyarınca hareket etmeden doğrudan dava açmasının hukuka aykırılık teşkil edip bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kendi taraflarınca sunulan ifraz folyesinin neden kabul edilmediğine dair değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “tasarruf ilkesi” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz." 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “taraflarca getirilme ilkesi” başlıklı 25 inci maddesi şöyledir: "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. (2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz." 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesi şöyledir: “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 288/1. maddesi; "Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir." hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece, her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ise de gereği yerine getirilmemiş; bozma ilamında açıkça bu hususların dikkate alınması vurgulanmasına rağmen değinilen hususlar gözardı edilmek suretiyle karar verilmiştir. 2. 03.12.2023 tarihli bilirkişi raporu 04.12.2023 tarihinde mahkemeye sunulmuş, ancak taraflara tebliğ edilmeksizin bir gün sonra mahkemece karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 288/1. maddesi hükmüne göre, taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde rapora karşı itiraz edebileceklerinden, taraflara, raporun tebliği ve itiraz imkanı sunulmadan karar verilmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesi hükmüne de aykırılık oluşturmuştur. 3. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez. 4. Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz. 5. Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez. 6. Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise İl İdare Kurulundan bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. 7. Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun bulunması halinde onaylanması gereken ifraz projesinde kimlere nerelerin verileceği, bu konuda paydaşlar aralarında anlaşamazlarsa hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir. 8. Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir. O halde; taraflardan birinin aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesini istemesi halinde ve aynen taksim yoluyla ortaklığın giderilebileceği hallerde asıl olan, ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesi olmalıdır. Aynen taksim suretiyle yapılacak paylaşımda, bölümler belirlendikten sonra öncelikle hangi bölümün kime kalacağı hususunda tarafların tam mutabakatlarının olup olmadığı belirlenmeli, bu hususta taraflar arasında uyuşma olmadığı takdirde mahkemece kur'a çekme yöntemiyle hangi paydaşa hangi bölümün kalacağı belirlenmelidir. Kur'a çekilip çekilmemesi hususu tarafların muvafakatlarına tabi bir işlem değildir. Kur'a çekilmesine muvafakat edip etmediklerine dair taraf beyanlarının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bunun yanında, mahkemece bu hususta talep edilen sürenin de reddedilerek aynen taksim istemi olduğu halde, taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.