Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1182 E. 2024/2283 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1182
Karar No
2024/2283
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/534 E., 2022/548 K. DAVACILAR : ... vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 20.12.2011 KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vasisi, davalı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; kök murisi ...adına kayıtlı olan ... ili, İskenderun ilçesi, ... Köyünde kain 354 parsel sayılı taşınmazdaki miras paylarına yönelik 16.01.1964 tarihinde harici satış senedinin yapıldığını, annesi Sultan, kardeşleri ... tarafından davaya konusu taşınmazdaki hisselerinin satış senedi ile şahitler huzurunda 20.000,00 TL bedel ile kendisine satıldığını, ancak tapu intikalinin yapılmadığını, taşınmazın kendisine teslim edildiğini belirterek davalıların hisselerinin iptali ile adına tesciline, tescili mümkün olmadığı taktirde davalılara ödediği 20.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vasisi vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, taşınmazın sınırlarının sözleşmeden anlaşılamadığını, tapu kaydı ile belirtilmediğini, davalının gerek okuma yazma bilmemesi gerek yaşı ve sosyo kültürel yapısı nedeni ile yanılmaya müsait olduğunu, bu suretle davalının parmak izini içeren bu sözleşmenin davalının iradesini yansıtmadığını, satış bedelinin verilmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya katılmıştır. ... mirasçıları ... ve diğerleri vekili beyan dilekçelerinde; satış senedinde muris ...'e atfen bulunan parmak izi ve mühürün muris ...' ya ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.04.2016 tarihli ve 2011/166 Esas, 2016/695 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 26.04.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2016/21070 Esas, 2020/3407 Karar sayılı ilamı ile; somut olayda mahkemenin sözleşmeyi satış vaadi olarak değerlendirerek davanın reddine karar vermesinin doğru olmadığı, 4721 sayılı TMK’nın 677 nci maddesinin 1 inci fıkrası maddesine göre, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında tapulu taşınmazlar bakımından yapılacak sözleşmelerin yazılı olması koşulu ile geçerli olduğu, somut olayda taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin 16.01.1964 tarihli sözleşme bulunduğu, sözleşmenin incelenmesinde, satıcıların 1086 sayılı HUMK'nun 297 nci maddesi düzenlemesine uygun parmak izi ve imzalarının mevcut olmasına rağmen ve davacı ...’ın satışa itirazı olmadığı halde ...'ın imzasının bulunmaması nedeniyle satış sözleşmesine değer verilmeyerek mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesinin doğru görülmediği, mahkemece yapılması gereken işin; dava konusu taşınmaz başında keşif yapıp yerel bilirkişi beyanları ile taraflar arasında yapılan 16.01.1964 tarihli sözleşmenin mevki ve sınırlarını tatbik ederek sonucuna göre karar vermek olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın dayanağını oluşturan belgenin tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenen yazılı bir sözleşme olduğu ve geçerli bulunduğu, TMK'nın 676 ncı maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleştiği, yapılan keşifte satış senedindeki hudutların dava konusu taşınmaz olan ... Mahallesi, 354 numaralı parselin sınırlarını kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu ... ili, Arsuz ilçesi, ... Mahallesi, 354 parsel sayılı taşınmazda davalılar ... ile ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile, bu hisselerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Bilger vasisi ... ve davalı ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vasisi temyiz dilekçesinde özetle; annesi olan davalı ... Bilger'in kısıtlandığını, vasi atanmasına ilişkin kayıtların nüfusa işlenmesine karar verildiğini, davaya konu yargılamadan yeni haberdar olduklarını, yapılan incelemede davalının kısıtlanmış olduğunun nüfus kayıtlarına işlemesine rağmen mahkemece verilen ilk karar ve sonraki tüm tebligatların davalıya tebliğ edilmediğini, davalı annesinin bir vekille temsil edilmediğini, yargılamanın usul ve yasaya aykırı yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalılar ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflarınca açıkça parmak izinin murise ait olmadığı yönünde itirazda bulunduklarını, murislerinin böyle bir sözleşme yapmadığını, sözleşmede davacı alıcının imzasının bulanmadığını, bozmadan sonra davacı vekilince yeniden bir tanık listesi verildiğini, keşifte bu tanıkların dinlendiğini ve karara esas alındığını, ancak bu hususta açık muvafakatlerinin bulunmadığını, bu hususun usul kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, miras paylaşım sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesi. 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676 ve 677 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27 nci maddesi ile düzenlerek usul hukukumuzda yer almıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkını" da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir. 3. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde Kanun'da öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. 4. Yapılan açıklamaların ardından somut olaya gelince, davanın 20.12.2011 tarihinde açıldığı, Mahkemece davalı ...'a dava dilekçesinin 31.01.2012 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği fakat bu tarihten sonra davalı ...'a yapılan bir tebligatın olmadığı, davalının bir vekille temsil edilmediği halde diğer davalılar vekilinin davalı ... vekili şeklinde duruşma zaptının düzenlendiği, gelinen noktada davalı ...'ın Mahkemece verilen 26.10.2022 tarihli karar ve bu aşamaya kadar yapılan tüm işlemlere karşı bilgilenme, açıklama, ispat ve itiraz haklarının ve dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmıştır. 5. Mahkemece yapılacak iş, davalı ... vasisine usulüne uygun tebligat yapılıp davalıya davaya yönelik açıklama ve ispatını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınarak hukuki dinlenilme hakkını kullanmasını sağlamak olmalıyken 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesine aykırı yargılama yapılmış olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir. 6. Bozma sebebine göre davalı ... ve diğerleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1182, K. 2024/2283, T. 30.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1182-e-2024-2283-k-b8b4ec28ef36