Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1175 E. 2024/6052 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1175
Karar No
2024/6052
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1601 E., 2024/4 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/577 E., 2021/329 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 3 20... parsel sayılı taşınmazda kain 12 No.lu bağımsız bölümde davacının annesi muris ... .... ile muris babası ...’in ½ hissesinin bulunduğunu, tek mirasçılarının davacı olduğunu, muris ...'in hissesi üzerine davalı lehine intifa hakkı tanıdığını, bu hakkın çok cüzi bir miktar ile tesis edildiğini, murisin tek mirasçısı olan davacıdan mal kaçırmak maksadıyla akdedildiğini, resmi senette gösterilen bedel ile gerçek bedel arasında fahiş fark olduğunu, intifa hakkının 17.06.2002 tarihinde tesis edildiğini, o tarihte murisin 77 yaşında olduğunu ve hukuki işlem ehliyetine ilişkin sağlık raporu alınmadan intifa hakkı kurulduğunu, işlemin geçerli olmadığını, murisin yaşı itibariyle taşınmaz üzerinde intifa hakkını tesis etmek sureti ile satış yapmasını gerektirecek bu denli bir paraya ihtiyacı olmadığını, yapılan satışın gerçek bir satış olmadığını, davacıyı miras payından mahrum bırakmak ve tasarruf hakkını sınırlamak için yapıldığını belirterek davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının muvazaalı olarak devredilmesi nedeni ile intifa hakkının iptali ile tek mirasçı olan davacı adına tam mülkiyetin tesciline, aksi takdirde davacıya ait saklı paylar aşıldığından saklı payı aşan kısmın tenkisi ile tasarruf edilebilir kısmın davacı tarafından ödenmesi sureti ile intifa hakkının kaldırılmasına, olmaz ise saklı payın tenkisi olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, muris muvazaası ve tenkis istemleri kabul görmediği takdirde el atmanın önlenmesi ile ecrimisil talep ettiklerini belirtmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile murisin resmi nikah olmaksızın dini nikahla 22 yıl fiili evlilik hayatı sürdürdüklerini, bunun sebebinin murislerinden emekli maaşı almaları olduğunu, mevcut durumda muvazaadan söz edilemeyeceğini, davalı ile murisin fiili bir evlilik birlikteliği içinde olmaları ve kimin önce öleceği belli olmadığından murisin ölümünden sonra eşinin düzeninin bozulmaması adına makul bir ücret karşılığında kendisine intifa hakkı tanıdığını, tarafların duygusal birliktelikleri değerlendirildiğinde yeterince makul bir ücret olduğunu, intifa hakkının varlığı durumunda muris muvazaasına ilişkin içtihadı birleştirme kararının uygulanmayacağına dair Yargıtay kararları olduğunu, kademeli talep olan tenkis istemine karşı hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, bu talebin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakan ... tarafından 17.06.2002 tarihinde 4.200.000.000 ETL (4.200 TL) bedelle dava konusu taşınmazın 1/2 hissesi üzerine davalı ... lehine intifa hakkı tanındığı ancak intifa ile ilgili haklarda 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının uygulama yerinin bulunmadığı (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2007/3853 Esas, 2007/5647 Karar) gerekçesiyle muvazaa iddiası yönünden talebin reddine, tenkis talebine ilişkin ise murisin mal kaçırma kastı olsa idi mülkiyet hakkını devredebileceği; oysa ki intifa hakkını devrettiği, hakkın da para karşılığı tesis edildiği, aynı zamanda davalının yasal mirasçı olmadığı, TMK 565 md. kapsamında tenkise tabi bir kazanımdan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi ile benzer gerekçeler uyarınca istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, davacının cevaba cevap dilekçesinde dava dilekçesinde belirttiği talep ve vakıalardan ayrı olarak ayrı bir dava konusu oluşturan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerini ileri sürmesinin olanaklı bulunmadığı gibi harcı yatırılarak bu konuda ayrı bir dava açılmadığından bu konudaki talepler hakkında hüküm kurulmamasında da isabetsizlik görülmediğini belirtmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Davalının murisin bakımı için tutulmuş temizlikçi ve bakıcı olduğunu, murisin akıl sağlığını zaman zaman kaybetmesinden faydalanmak isteyen davalının mülkiyeti almak istediğini, ancak bunu sağlayamayınca intifa tesisine yöneldiğini, murisin işlem tarihinde alzheimer olduğunu, b. İşlemin süresiz, bedelin cüzi miktarlı, aralarındaki ilişkinin ise bakıcı-temizlikçi ilişkisi olması durumlarının muvazaayı gösterdiğini, HGK’nın 2010/599 Esas sayılı kararı uyarınca intifa hakkının muris muvazaası sebebiyle kaldırılmasının mümkün olduğunu, intifa hakkının ölüm nedeniyle sona erdiğini, tanık anlatımları ve tüm dosya ile muvazaanın ispatlandığını, c. Keşfe katılmayan hakim tarafından karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, d. Ecrimisil talebinin değerlendirilmediğini, davayı aydınlatma görevi kapsamında sorulması gerektiğini, cevaba cevap dilekçesi ile iddianın değiştirilmesi yasağına takılmadan ileri sürüldüğünü belirterek öncelikle intifa hakkının kaldırılmasını, olmazsa ecrimisil ödenmesine ilişkin taleplerinin karşılanmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muris muvazaası nedeniyle intifa hakkının iptali ile terdiden tenkis istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, davacı taraf muris muvazaası nedeniyle intifa hakkının iptali ile terdiden tenkis talebinde bulunmuş; cevaba cevap dilekçesinde ise bu istemleri kabul edilmediği takdirde payına yönelik el atmanın önlenmesi ile ecrimisile hükmedilmesini talep etmiştir. Taşınmazdaki dava konusu ½ pay üzerinde davalı lehine intifa hakkı mevcut iken, diğer ½ payın tam mülkiyeti ile intifa yüklü payın çıplak mülkiyeti davacıya aittir. Taşınmazın tamamı intifa hakkı sahibi davalı tarafından kullanıldığından davacının kendi mülkiyetinde bulunan pay itibariyle temyiz kapsamı da gözetildiğinde ecrimisil talep etme hakkı bulunmaktadır. Ne var ki bununla ilgili talebini miktar itibariyle belirterek harç ikmalinde bulunmamıştır. O halde mahkemece, HMK’nın 31. maddesi gereğince davacının talep ettiği ecrimisil miktarını bildirmesi ve harcın ikmalinden sonra talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda V.B.2. paragrafında gösterilen nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacının sair temyiz itirazlarının reddine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1175, K. 2024/6052, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-1175-e-2024-6052-k-7af3e9d446d4