Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7319 E. 2024/12609 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7319
Karar No
2024/12609
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2756 E., 2023/884 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/94 E., 2021/209 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...’ın davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş'de belirtilen tarihlerde çalıştığının ve 01.01.1998-28.11.2000, 28.02.2001-20.08.2006 tarihleri ile 30.06.2007 ile 16.08.2007 tarihleri arasında sigortalı olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, Kurumca tespit edilemeyen sigortalılara çalıştıkları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açma hakkı tanındığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olayda davacının davasını ispat edemediğini, dinlenen tanıkların davacının iddiası olan 1998-2010 tarih aralığında çalışmadığını, kendisini tanımadıklarını beyan ettiklerini, davacı tarafça bildirilen tanık beyanlarında çelişkiler olduğunu, davacının çalışma süresi ve kesintisiz çalışıp çalışmadığı hususlarında net bilgiler verilmediğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili, Kurum kayıtlarının aksinin yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, 01.01.1998-28.11.2000, 28.02.2001-20.08.2006, 30.06.2007-16.08.2007 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı işyerinde aralıksız, kesintisiz çalıştığının tespitine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dikkate alınmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir. Fer'i müdahil Kurum temyiz dilekçesinde; tanık beyanları arasındaki çelişkinin tam olarak giderilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Anılan Kanun'un 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Öncelikle somutlaştırma yükümlülüğü gereğince Mahkemece davacının beyanı alınmak suretiyle çalışma şekli ve süresi ve hizmetlerinin hangi şirket nezdinde geçtiği hususları sorulmalı, davalı adresinde ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketlerinin faaliyet gösterdiği, davacının da bir kısım bildirimlerinin ayrı ayrı söz konusu şirketler nezdinde yapıldığı aynı şekilde beyanlarına başvurulan tanıkların da bildirimlerinin bu şekilde olduğu tespit edildiğinden, ara dönemlerde çalışması bildirilen tanıklar tespit edilerek, davacının bu ara dönemlerde çalışması olup olmadığı ve hangi işveren nezdinde çalışması olduğu hususlarında beyanlarına başvurulmalı, öte yandan işçilik alacakları dosyasının da kesinleşmiş olması nedeni ile güçlü delil teşkil edeceği hususu da gözetilmek suretiyle, davacının çalışma iddiası netleştirilerek, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7319, K. 2024/12609, T. 09.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7319-e-2024-12609-k-907c40a82bb1