Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5729 E. 2024/4822 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5729
Karar No
2024/4822
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/111 E., 2023/987 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 24.04.2021 KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/212 E., 2022/243 K. Taraflar arasındaki miras sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede muhdesat aidiyetinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusunun 145 ada 7 numaralı parselde bulunan arsa niteliğinde taşınmaz ve üzerinde bulunan ev olduğunu, taşınmazın davacı ve davalıların anneleri olan...den miras yoluyla geldiğini, tarafların anneleri olan...’in ölmeden önce mallarını çocukları arasında paylaştırdığını dava konusu taşınmaz ve bu taşınmaz üzerinde bulunan evin davacılara bırakıldığını, vasiyetinin de bu şekilde olduğunu dile getirdiğini, taşınmaz ve üzerindeki evin söz konusu mal paylaşımından sonra davacı kızlar tarafından malik olarak kullanılmaya başlandığını, davacılardan ...’ün yaz aylarında dava konusu evde kaldığını, ...’ın ise çocukları ile birlikte dava konusu taşınmazı kullanmakta olduğunu, davacıların söz konusu taşınmazın tüm bakımını yaptıklarını, kapısını ve elektrik tesisatını değiştirdiklerini, elektrik ve su faturalarını ödediklerini, ancak dava konusu taşınmazla ilgili olan resmi işlemlerin muris...in hastalıkları yüzünden gerçekleştirilemediğini, davalı ... tarafından ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/664 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalıların kötüniyetli olduğunu, bu nedenle dava konusu Giresun ili, ...ilçesi,... Mah. 145 ada 7 numaralı parselde bulunan ve arsa niteliğinde olan taşınmazın, tapu kaydının iptal edilerek, davacı müvekkilleri adına eşit oranda kayıt ve tesciline, bu talep kabul edilmezse taşınmazın davacı müvekkillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaza ilişkin olarak, ...Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, huzurdaki davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; yapılan yargılama neticesinde; her ne kadar davacılar tarafından, muris ...'nin tüm mirasçıları kapsayan bir mal paylaşımı yapmış olduğu iddia edilmiş ise de, murisin dava dışı 145 ada 6 parseldeki hissesini dava dışı oğlu ...'e sattığı, 664 ada 4 parseldeki hissesini ise davalı ...'e sattığı bunun dışındaki diğer taşınmazların mirasçılarına intikal ettiği, murisin sağlığında şifahi bir vasiyetinin söz konusu olmadığı, tam tersine taşınmazın davalıya devredilmesi sürecinde davacı ...'in annesine baskısı nedeniyle bu devrin gerçekleşmediği, netice olarak vasiyetnamenin murisin kendi el yazısı ile gerçekleşmesi gerektiği, sözlü vasiyetname koşullarının bulunduğunun da ispat edilemediği değerlendirilerek davacıların tapu iptal ve tescil talebinin haklı olmadığı sonucuna varıldığı, yine davacılar tarafından taşınmaz üzerindeki evin aidiyetinin tespiti talep edilmiş ise de, dinlenen tüm tanıkların evin ...'nin babası tarafından yapıldığını anlatmış olması, davacı tanığı Hülya Özdemir'in muris ...'nin vefat etmesinden sonra davacı ...'in evin kapısını, elektrik ve su aboneliklerini değiştirmiş olduğunu beyan etmiş olması karşısında davacı tarafların muhdesatın aidiyeti talebinin haklı olmadığı kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın her iki talep yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; muris...in ölmeden önce üzerine kayıtlı bulunan yerleri mirasçı çocukları arasında paylaştırdığını ve bir mal paylaşımı yaptığını, bu hususun hem keşifte dinlenen tanıkların beyanlarıyla hem de bilirkişi raporuyla ispatlandığını, kök muris ...'nin ölümünden sonra evi davacı ...'in malik sıfatıyla kullanmasına hem yurt dışında oturan davalı ...'in hem de eve çok yakın bir yerde oturan davalı ...'ın hiçbir zaman itirazları olmadığını, kök muris ... hastanede yattığı sırada davacı ... ile birlikte hastanede refakatçi olarak kalan ve aynı zamanda davalılardan Gürkan'ın da oğlu olan tanık ...'in beyanlarının kök muris ...'nin iradesini açıkça ortaya koyduğunu, adı geçen tanığın beyanlarının görgüye dayalı olması sebebiyle dikkate alınması gerektiğini, yerel mahkemece bu tanığın beyanlarına itibar edilmemesinin de hatalı olduğunu, belirtilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Giresun İli, ...İlçesi,... Mahallesi, 145 ada, 7 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın Mehmet kızı... adına tapuda kayıtlı iken 10.10.2018 tarihinde intikal işlemine tabi tutularak Nadi evlatları ..., ..., ..., ... ve...adına verasette iştirak şeklinde tescil edildiği, ...'e ait hissenin 29.07.2020 tarihinde ... tarafından pay temliki yoluyla devralındığı, taşınmazın halen adı geçenler adına tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 24.04.2021 tarihinde açıldığının anlaşıldığı, kök muris ... tarafından dava konusu tapulu taşınmaza ilişkin olarak yapıldığı iddia edilen miras sözleşmesi, bağış ya da sözlü vasiyetname niteliğindeki işlemin Türk Medeni Kanunu'nun aradığı şekil kurallarına uygun yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, dolayısıyla bu işlemin varlığı ispatlansa dahi şekil kurallarına aykırılık nedeniyle kök murisin yaptığı bu işleme itibar edilemeyeceği, kök murisin ölümüyle birlikte tereke malları üzerinde mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, hal böyle olunca da mirasçılardan biri ya da bir kısmı tarafından terekeye dahil bir mal üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve şekli ne olursa olsun tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayıldığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Kök muris ...’nin ölmeden önce mallarını çocukları arasında paylaştırdığını, bu hususun tanık beyanları ve rapor ile sabit olduğunu, 2. ...'nin ölümünden sonra evi davacı ...'in malik sıfatıyla kullanmasına hem yurt dışında oturan davalı ...'in hem de eve çok yakın bir yerde oturan davalı ...'ın hiçbir zaman itirazları olmadığını, 3. ... hastanede yattığı sırada davacı ... ile birlikte hastanede refakatçi olarak kalan ve aynı zamanda davalılardan Gürkan'ın da oğlu olan tanık ...'in beyanlarının ...'nin iradesini açıkça ortaya koyduğu, adı geçen tanığın beyanlarının görgüye dayalı olması sebebiyle dikkate alınması gerektiği, mahkemece bu tanığın beyanlarına itibar edilmemesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil, ikinci kademede muhdesat aidiyetinin tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) 4. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5729, K. 2024/4822, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5729-e-2024-4822-k-5c69bb41d9e4