Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5190 E. 2024/3810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5190
Karar No
2024/3810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3365 E., 2023/796 K. DAVA TARİHİ : 27.06.2019 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/158 E., 2022/267 K. Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Hatay ili, ... ilçesi, ... Mah. 7575 sayılı parsel üzerinde pay sahibi olduğunu, davalı ...'in, dava konusu parsel üzerindeki hisselerini 15.05.2019 tarihinde, ... ...'ndan satın aldığını, davalı ve dava dışı ...'in, dava konusu parsel üzerindeki hisse satışını, dava konusu parsele ortak olan müvekkilden gizli bir şekilde gerçekleştirdiğini, davalı tarafından satın alınan hisselerin satıldığını 20.06.2019 tarihinde haricen öğrendiklerini, dava konusu parselde yapılan satış ve değerinin iki katından fazla olarak gösterilen satış değeri ile paydaş olan davacının şuf'a hakkının engellenmek istendiğini, keşif sonucu ortaya çıkacak satış tarihindeki gerçek değer esas alınması gerektiğini, davanın kabulü ile ön alım hakkının kullandırılarak, davalı adına kayıtlı hisse değerinin ve harçlarının keşif sonucu, satış tarihindeki bedellerinin müvekkil tarafından depo edilmesine ve davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 7.03.1957 tarihli ve 1956/12 E., 1957/2 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalılar arasında yapılan satışın gerçek bir satış değil trampa olduğunu, bu kapsamda davacının önalım hakkının olmadığını, davacının muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, taşınmazın değerinin 350.000,00 TL'yi dahi aştığının söylenebileceğini beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davalı tarafın amacının satış değil trampa olduğu, üçüncü kişileri bağlayabilecek mahiyetteki vekaletname ile ispatlandığı, ayrıca anılan taşınmazla ilgili olarak daha önce ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, davanın kabul edildiği ancak kararın taraflar arasında yapılan anlaşmalar doğrultusunda infazı yoluna gidilmediği, aksine trampa ve çeşitli anlaşmalar yoluyla paylaşımların gerçekleştiği dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı, TMK'nın 2. maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralı, kanunların yorumu ve boşlukların doldurulmasında, hukuki işlemlerin oluşmasında, yorumunda ve tamamlanmasında, sözleşmelerin değiştirilmesinde, sona ermesinde ve yan yükümlülüklerin içeriğinin tespitinde, kanuna karşı hilenin önlenmesinde ve hakkın kötüye kullanılmadığını belirlemede uygulama alanı bulduğu, somut olayda taraflar ve dava dışı hissedarlar arasında daha önce yapılan trampa işlemleri ile davalı tarafın sunmuş olduğu diğer evraklardan hakkın kötüye kullanıldığı değerlendirildiğinden bahisle açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin şufa hakkını engellemek için bedelin yüksek gösterildiğini, davalı taraf beyanlarının da çelişkili bulunduğunu, mirasın taksimi hususunda yapılan sözleşmelerin dosyaya sunulduğunu, davalı ve satıcı ... arasında dava dışı 83 No.lu parselin devri ile birlikte mirasa yönelik paylaşım yapılmakla burada da aynı hakka dayanılmasının mümkün olmadığını, diğer mirasçıların katılımı olmadan paylaşımın yapılamayacağını, davalının kendi yarattığı muvazaaya dayanamayacağını, tapu kaydına karşı aynı değerde delillerle itiraz edilebileceğini ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, dinlenen tanıklarla müvekkili arasında husumet bulunduğunu, tanıkların tamamının mirasçılar arasındaki protokolün varlığını kabul ettiklerini, mahkemenin yeterli inceleme ve araştırma yapmadan depo kararı verdiğini ve aksi yönde hüküm kurduğunu belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "ortada gerçek bir satış bulunmadığından Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ön alım hakkının kullanılamayacağı" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri, 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 E., 1957/2 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5190, K. 2024/3810, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5190-e-2024-3810-k-355cb3f9403f