Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/6745 E. 2023/5484 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/6745
- Karar No
- 2023/5484
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/436 E., 2021/876 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/203 E., 2019/707 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyasının kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasının reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette çalışmaktayken 23.03.2006 tarihinde iş kazası geçirdiği, iş kazası neticesinde %14,00 oranında malul kaldığı, kazanın oluşumunda davacının kusuru bulunmadığından bahisle asıl dava dosyasında 50.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, birleşen dava dosyasında 169.638,87 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin kusur ve ihmalinin bulunmadığını, şirkette davacının 21.08.2003-07.12.2011 tarihleri arasında rotasyon baskı elemanı olarak çalıştığını, 23.03.2006 tarihinde elinin iki silindir arasına girmesi ile kazanın meydana geldiğini, davacının tecrübeli bir işçi olduğunu ve gerekli eğitimleri aldığını, kazanın meydana geldiği makinede emniyet teli olduğunu ancak davacının bunu kullanmadığını ve kazanın oluşumunda davacının asli kusurlu olduğunu, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası davacıya her türlü maddi ve manevi destek olunduğunu, davacının uzun süre çalışmaya devam edip iş yerinden ayrıldıktan sonra bu davayı açmasının iyi niyetli olmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, maluliyet oranını kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %29,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğundan bahisle asıl ve birleşen dava dosyasında talep edilen maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 16.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı tarafın daha önce davasını 22.12.2015 tarihli dilekçesiyle ıslah ettiğini ve 50.000,00 TL daha talepte bulunduğunu, aradan 13 yıldan fazla zaman geçmiş olduğu halde 169.638,87 TL tutarında ek dava açtığını, ek davanın zamanaşımına uğradığını, kaza 11.10.2008 tarihinden önce meydana geldiği halde, sürekli iş göremezlik oranının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre tespit edilmediğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalının istinafının birleşen davanın zamanaşımına uğradığı noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyasında davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 16.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ek davanın zamanaşımına uğramadığını, bir an için ek dava açıldığında ek davaya konu maddi tazminatın zamanaşımına uğradığı kabul edilse bile bu durum maddi tazminat alacağının varlığını ortadan kaldırmayacağını, icra dosyası borcunun iş yeri mali mesuliyet poliçesinden kaynaklı sorumluluğu bulunan Allianz Sigorta A.Ş. tarafından İstinaf Mahkemesinin ortadan kaldırma ve davanın reddine ilişkin kararından önce 27.01.2020 tarihinde ödendiğini, bu nedenle bir an için maddi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığı kabul edilse bile eksik borç haline gelen maddi tazminat alacağının dava dışı sigorta şirketi tarafından icra dosyasına ödenmesi nedeni ile birleştirilen ek davadaki maddi tazminat açısından zamanaşımı nedeni ile davanın reddi kararı değil, maddi tazminat alacağının dava dışı sigorta şirketi tarafından ödenmesi nedeni ile konusuz kalma karar verilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 95'nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davacının iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının, Kurum Sağlık Kurulu'nun 21.12.2008 tarihli raporunda %14,00, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 03.04.2013 tarihli raporunda %14,00 olarak tespit edildiği, davalı tarafın Yüksek Sağlık Kurulu raporuna 17.06.2013 havale tarihli dilekçesi ile itiraz etmesi üzerine mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden rapor alındığı, 12.11.2014 tarihli bu raporda sürekli iş göremezlik oranının %29,00 olarak tespit edilmesi sonrasında davacı sigortalının 2015 yılında davalı şirket ile Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine sürekli iş göremezlik oranı tespit tespit davası açtığı, tespit dava dosyası içerisinde yer alan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 24.11.2016 tarihli raporu ile davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %29,00 olarak tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun anılan raporunda Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan farklı bir sürekli iş göremezlik oranı belirlemesinin nedeninin açıklanmadığı, bu farklılığın hareket kısıtlılıklarının ilerleyip gelişmesinden mı yoksa hekimler arasındaki değerlendirme farkından mı kaynaklandığı yönünde bir açıklama bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Yasayla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26 ncı maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Somut olayda, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'ndan Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı ile kendileri tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranı arasındaki farklılığın değişen gelişen bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda rapor alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak iş Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'ndan iş kazası nedeniyle davacıda oluşan araz dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından tespit edilen %14,00 sürekli iş göremezlik oranı ile kendileri tarafından tespit edilen %29,00 sürekli iş göremezlik oranı arasındaki farklılığın değişen gelişen bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda rapor almak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.