Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5138 E. 2024/258 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5138
- Karar No
- 2024/258
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil, Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/316 E., 2023/197 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle 117.745,11 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, mülkiyetin kazanıldığının tespitine ilişkin talep bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi olan ...’ın, davalıların murisi olan ın yeğeni olup, küçükken öksüz kalması nedeniyle dayısının yanında kalıp hizmetinde bulunduğunu ve bu hizmetleri nedeniyle dava konusu 119 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 900,00 metrekarelik kısmının kendisine ev ve bahçe yapması için 1975 yılında haricen bağışlanarak zilyetliğinin de devredildiğini, vekil edenlerinin murisinin taşınmazın bağışlanan 900,00 metrekarelik kısmının zilyetliğini devralmasını müteakip beş yıl içinde bu bölüme bodrum üzeri bir kat ev yapıp diğer bölümlerine ise ağaçlar dikerek bahçe haline getirdiğini, davalıların murisi ...’ın 25.09.1982 tarihinde öldüğünü, müvekkillerinin murisi ...’ın ölüm tarihinin ise 26.03.2000 olup, bu tarihe kadar dayısı tarafından kendisine bağışlanan taşınmaz bölümünü davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını, taşınmazın bütün olarak kamulaştırılması üzerine taşınmazın müvekkillerinin murisine bağışlanan ve üzerinde müvekkillerinin murislerinin ev yapıp ağaçlar dikerek bahçe haline getirdiği 900,00 metrekarelik taşınmaz kısmının üzerindeki muhdesatla birlikte kamulaştırma kapsamına girmesi neticesinde tespit edilen 283.211,50 TL kamulaştırma bedelinin taşınmazın tapuda kayden maliki olan müteveffa ...’ın mirasçıları olan davalılara ödendiğini ileri sürerek, taşınmazın 900,00 matrekarelik kısmı yönünden önce vekil edenlerinin 1975 yılında başlayıp onun ölüm tarihi olan 26.03.2000 tarihine kadar devam eden ve sonrasında onun mirasçıları olarak müvekkillerinin taşınmazın kamulaştırıldığı 19.11.2014 tarihine kadar devam eden, davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetlikleri ile taşınmazda kayden malik olan müteveffa ...’ın ölüm tarihi olan 25.09.1982’den, kamulaştırma yapılan 19.11.2014 tarihine kadar tapuda mirasçılarına intikal yapılmaması nedeniyle, müvekkilerinin müteveffa kayıt maliki ...’ın ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin dolduğu 25.09.2002 tarihinden itibaren, taşınmazın 900,00 metrekarelik kısmının maliki olduklarının tespitini ve kamulaştırma kapsamında bu kısım yönünden tespit edilerek davalılara haksız biçimde ödenen 283.221,50 TL bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın kamulaştırılması aşamalarında davacı tarafça mülkiyet iddiasında bulunulmamış olması, taşınmazın tapuda mülkiyetinin el değiştirmiş olması, TMK’nin 713/2 nci maddesinin uygulama olanağının bulunmaması, sebepsiz zenginleşme nedeniyle terditli olarak alacak talebinin de bulunduğu belirtilmiş olmasına karşın aşamalarda mülkiyetin tespitine yönelik bir talebin bulunmaması ve mülkiyeti belgelendiren bir delilin bulunmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…bağışlandığı belirtilen taşınmazın tapulu taşınmaz olmasına, tapulu taşınmazların bağışlama ile mülkiyetinin kazanılmasının ancak tapuda yapılacak resmi işlemlerle olabileceğine, bağışlandığı ileri sürülen taşınmaz kısmının bölünebilir nitelikte olmamasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; davacılar vekilinin muhdesata yönelik temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafça dava konusu taşınmazın 900,00 metrekarelik kısmının davalıların murisi ... tarafından bağışlandığı ve sonrasında taşınmazın bu bölümü üzerine ev inşa edilip ağaçlar dikildiği iddia edildiğine göre bu konuda taraf delilleri toplanıp, sözü edilen taşınmaz kısmı üzerinde bulunan muhdesatın davacılar veya murisleri olan ... tarafından meydana getirildiğinin ispatı halinde davacı tarafça sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince muhdesat için tespit edilerek ödenen kamulaştırma bedelinin istenebileceği değerlendirilmeden yazılı şekilde davanın tümden reddinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuş, davalılar vekilinin karar düzeltme başvurusu reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.03.2023 tarihli ve 2020/316 Esas, 2023/197 Karar sayılı kararıyla; bozma kararı öncesi TMK’nın 713/2 nci maddesine ilişkin talep bakımından davanın reddine ilişkin verilen karar yönünden temyiz talepleri reddedildiğinden bozma kararı sonrası sadece sebepsiz zenginleşmeye yönelik talepler için değerlendirme yapıldığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki evin zemin katının davacılar murisi ... tarafından, üst katının ise davacı ... tarafından yaptırıldığı ve yıllardır kullanıldığı, ağaçların da yine davacılar murisi tarafından yetiştirildiği, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması neticesinde taşınmaz üzerindeki davacılar murisince yapılan ev ve yetiştirilen ağaçların bedeline ilişkin davalılara 102.041,00 TL'nin ödenmiş olduğu, bu şekilde davalıların davacılar aleyhine sebepsiz zenginleşmiş oldukları, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesap bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre bu bedelin dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin 117.745,11 TL olarak tespit edildiği, davacıların dava konusu taşınmaz üzerindeki ev ve ağaçların kamulaştırma bedeli bakımından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalılardan talep edebileceği alacak miktarının 117.745,11 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın, kamulaştırma aşamalarında iddiada bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, beyanların çelişkili olduğunu, davacılara alınan kamulaştırma bedellerinden ödemede bulunulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TMK’nın 713/2 nci maddesi gereğince kayıt malikinin ölü olması nedeniyle taşınmazın bir kısmında mülkiyetin kazanılmış olduğunun tespiti ile taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle bu kısım için ödenen kamulaştırma bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi: “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.” hükmünü ihtiva etmektedir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamında belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapıldığı, dava konusu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.