Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4600 E. 2024/4745 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4600
- Karar No
- 2024/4745
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/142 E., 2023/278 K. DAVALILAR : ... vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ..., ...İnşaat San. Ve Maden Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... vd., ... DAVA TARİHİ : 25.02.2015 KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı akrabaları olan... ve ...ile çok sayıdaki şirketin ortağı olduğunu, üç ortağın yan yana üç arsa satın alarak bu arsalar üzerine villa yaptırdıklarını, esasen arsaların üç ortak tarafından alındığını ve ortaklar adına tescili gerekirken üç taşınmazın da davalı ...İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketi adına tescil edildiğini, bu arsalardan dava konusu 13066 ada 19 parsel sayılı taşınmazın da müvekkiline ait olduğu hâlde bahsi geçen şirket adına tescil edildiğini, arsalar alınırken şirket yöneticisi olan müvekkilinin arsa alımını yapan ve vekâlet verilen kişiye yazılı talimatının bulunduğunu, talimatta taşınmazların şirket adına tescil edilmesi ve gerçek malikleri olan..., ...ve ...'ün istedikleri zaman onların adına devri hususunun yazılı olduğunu, bu durumun Ankara 21. Noterliğinin 06.05.2002 tarih ve 19063 yevmiye sayısı ile tasdik olunan davalı ...İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketinin 01.05.2002 tarih ve 26 karar sayılı ortaklar kurulu kararından da anlaşıldığını, kararda 19 numaralı parseldeki konutun davacıya tahsis edildiğinin belirtildiğini, davacının elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinin tesisi için vekâletname verdiğini, ayrıca taşınmazın satın alındığı günden beri davacı tarafından kullanıldığını, sonrasında ise şirket ortaklarından...’un hileli ve dolanlı işlemlerle davacıyı aldatarak, şirketi temsil yetkisini ele geçirdiğini, bir vergi davasının kaybedildiğini ve şirketlere ait tüm mal varlığının haczedilebileceğini söyleyerek mal varlıklarının başka kişilere devredilerek korunması gerektiği yönündeki ısrarları sonucunda Koray Ertuğrul, ... ve...’un toplanarak 14.11.2003 tarihli kararla...'a temsil yetkisi verildiğini, bu sözleşmede belirlenen esaslara göre şirketlere ait taşınır ve taşınmaz malların 15.05.2012 tarihinde bila bedel gerçek maliklerine iade edilmek üzere üçüncü kişilere muvazaalı olarak devredilmesi konusunda anlaştıklarını, bu kapsamda dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazın da önce davalılardan ...'a, yaklaşık yirmi gün gibi çok kısa bir süre sonra da diğer davalı şirket ...Gıda Maddeleri ve Züccaciye Mobilya İmalat San ve Tic. Ltd. Şirketine devredilerek bu şirket adına tescil edildiğini, en son olarak da davalı ...'e temlik edildiğini, devredilen mal varlıklarının iade edilmesi gereken 15.05.2012 tarihi yaklaşırken şirket ortakları ... ile dava dışı ...a karşı grup şirketlerin yönetimini ele geçirmek isteyen diğer ortak... arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle...’un hileli ve dolamlı işlemlerle mal varlıklarını arkadaş yahut yakın akraba olan gerçek ve tüzel kişiler üzerinden üçüncü şahıslara devrederek ortaklarından kaçırdığını,...'un bu hileli davranışları nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmalar sonucunda hakkında Ankara 1, 5 ve 9. Ağır Ceza Mahkemelerinde nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarından dolayı ceza davaları açıldığını, soruşturmalar sırasında ifade veren Tolga ... ile ...’in ...Gıda Maddeleri ve Züccaciye Mobilya İmalat San ve Tic. Ltd. Şirketinin emanetçi olduğunu ve...Grup Şirketlerine ait malları bedelsiz olarak devraldıklarını kabul ettiklerini, davalı ...’e yapılan devrin de gerçek değerin çok altında olduğu gibi adı geçenin böylesine değerli bir mal edinecek ekonomik durumunun bulunmadığını, son malik olan bu kişinin villayı hiç görmediğini, adresini dahi bilmediğini, sadece tapuda satın aldıktan sonra müvekkiline haber gönderdiğini, bir süre sonra da yüksek bir bedel karşılığında davacıya devredebileceğini söyleyerek haksız çıkar sağlamaya çalıştığını, müvekkilinin teklifi kabul etmemesi üzerine Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiyle dava açtığını, açtığı davanın derdest olduğunu, çekişme konusu taşınmazın ilk satışından itibaren tüm devirlerin muvazaalı ve batıl olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP 1. Davalı ...İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alınmasına karşın tapuda müvekkili şirket adına tecil edildiği iddiasını kabul ettiklerini, şirket ortaklar kurulunun 01.05.2002 tarihli kararı ile taşınmazın davacı kullanımına tahsis edilmesindeki amacın da bu olduğunu, müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu...Grup Şirketlerinin 2003 yılında yaşadığı mali kriz sonrası olası icraları önlemek maksadıyla şirket malvarlıklarının bila bedel üçüncü kişilere devredildiğini belirtip davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın müvekkili tarafından 2003 yılında satın alınıp sonra da satıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen olayların müvekkili ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin bahsi geçen şirketlerin ortağı olmadığı gibi davacı ile de hukuki ilişki ve ortaklığının bulunmadığını, davacıyla şirket ortakları arasındaki muvazaanın sicil kaydına güvenerek taşınmazı satın alan müvekkilini bağlamadığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dosyaya sunulan 14.11.2003 tarihli protokolün sahte olduğunu, davacının müvekkili şirket aleyhine daha önce Ankara 6. Ticaret Mahkemesinin 2012/265 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemece protokol aslının ibrazı için davacıya kesin süre verildiğini ancak kesin süreye rağmen belgenin sunulamadığını ve bu nedenle davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay tarafından onandığını, davacının söz konusu protokolün aslını yaklaşık yirmi ay sonra Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/236 E. sayılı dosyasına sunduğunu, bu dosyada protokol üzerinde imza incelemesi yapıldığını ve... adına atılan imzanın taklit olduğunun belirlendiğini, dosyaya sunulan belgede müvekkili şirkete yükümlülükler getirilmesine karşın belgede müvekkili şirketin ne kaşesi ne de yetkilisine ait imzanın bulunmadığını, taşınmazın şirket tarafından satın alındığını ve yine 2012 yılında görülen lüzum üzerine üçüncü bir şahsa satıldığını, taşınmazın ...'dan önceki sahibinin ...İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketi olduğunu, taraf muvazaasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki anlatımın şirket ortağının “hile” ve “korkutması” eylemi olarak anlaşıldığını, bu durumda da bir yıllık hak düşürücü süre bulunduğunu ve sürenin geçirildiğini, ayrıca aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, zamanaşımı süresinin de dolduğunu, esasa ilişkin olarak ise müvekkilinin taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını, devir işleminden önce satıcı ile müvekkili arasında 10.04.2012 tarihli protokol düzenlendiğini, müvekkilinin satış bedelinin bir kısmının altın ve döviz olarak ödediğini, tapudaki devirden bir gün önce de satışı yapan şirkete bankadan 200.000,00 TL ödeyip fatura aldığını, müvekkilinin maddi durumunun iyi olduğunu, taşınmazı satın aldıktan sonra davacı ile müvekkilinin görüştüğünü, davacının zamana ihtiyacı olduğunu ve tahliye edinceye kadar kira ödeyeceğini söylediğini, ancak tahliyenin gerçekleşmemesi üzerine Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/320 Esas sayılı dosyasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açtıklarını, davacının da sırf zaman kazanmak için bu davayı açtığını, taşınmazı şirket adına kaydettirdiği iddiasının doğru olmadığını, taşınmazın yaklaşık dokuz yıl hiç el değiştirmeyerek ... adına kayıtlı kaldığını, davacı adına çok sayıda icra takibi yapılınca hiç sahibi olmadığı taşınmaz için dava açtığını, ancak kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.03.2016 tarihli ve 2015/45 Esas, 2016/143 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 31.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2016/10805 Esas, 2017/2149 Karar sayılı kararıyla davacı tarafın, davalılar ile aralarında inanç sözleşmesinin varlığını yazılı delil veya delil başlangıcı ile ispatlayamadığı, mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 19.02.2019 tarihli ve 2018/495 Esas, 2019/52 Karar sayılı kararıyla önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Mahkemenin 19.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ...Gıda Maddeleri ve Züccaciye Mobilya İmalat Sanayi Limited Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2020 tarihli ve 2019/14-737 Esas, 2020/1021 Karar sayılı kararıyla, eldeki davada dayanılan maddi olguların ceza davalarına konu olduğu, ceza davalarına ait bütün dosyaların getirtilerek incelenmesi, eldeki dava ile dayanılan belgelere etkisinin tartışılması ve gerekirse sonuçlarının beklenmesi gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza dosyalarının eldeki dosyalara tesirinin bulunmadığı, davacının davalılar ile arasındaki inanç sözleşmesinin varlığını yazılı delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamadığı, davacının el atmanın önlenmesi davasında taşınmazın kendisine devredileceğini iddia etmediği, davacının davaya konu belgeyi uzun sürenin ardından ileri sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 14.11.2003 tarihli belgenin aslının bulunmadığı ve imzaların sıhhatine ilişkin ceza yargılamasının yürütülmüş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 15.01.1998 ve 06.05.2002 tarihli belgelerle ile "tutanak" başlıklı belgelerle inançlı işlemin ispatlandığını, davalı ...Ltd Şti'nin davayı kabul ettiğini, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/17 Esas sayılı dosyası kapsamının iddialarını doğruladığını, Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiği ileri sürerek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi,
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202 nci maddesi,
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.