Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4443 E. 2024/3776 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4443
- Karar No
- 2024/3776
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/666 E., 2023/1062 K. DAVA TARİHİ : 23.01.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/33 E., 2020/358 K. Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan muvazaanın giderilmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti davacıya ait 463 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel olan davalının paydaşı olduğu 464 parsel sayılı taşınmazda davacının taşınmazına taşkın şekilde ağıl bulunduğunu, bu ağıldan kaynaklı koku, gürültü ve sinekten müvekkilinin rahatsız olduğunu, davalıdan ağılı taşınmazının başka bir tarafına taşıması istenilmiş ise de taşımadığını, davacının durumu 2 kez belediyeye şikayet ettiğini ancak sonuç alınamadığını iddia ederek ağılın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "463 parselin davacıya ait olduğu, parsel üzerinde davacıya ait ev bulunduğu, bu parsele bitişik olan 464 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davalıya ait ağıl bulunduğu, her ne kadar davacı açtığı davada bahsedilen ağılın davacının bahçe sınırına tecavüzünün bulunduğu, hayvan pisliği nedeniyle kötü kokular yaydığı, evinin ağıla yakın olması nedeniyle koku, sinek ve koyunların çıkardığı sesin rahatsızlık verdiği belirtilerek ahırın kaldırılması istenmiş ise de, mahallinde yapılan keşif sonrası fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile ağılın davalıya ait parsel içerisinde kaldığı ve davacının parseline bir tecavüzünün olmadığının belirlendiği, davacı tanıklarının ifadesine göre davalının ağılının davacının evini yapmadan önce yapıldığı, dava konusu ağıl nedeniyle mevkiide rahatsız edici bir kokunun meydana gelmediğinin belirlendiği, inşaat bilirkişisi raporunda foseptik ya da kanalizasyon bağlantısını yapılması ile kokunun önüne geçilmesinin mümkün olmadığı ancak dışkıların temizlenmesi ile bu ortamdan uzaklaştırılmasının temizlenmesinin mümkün olduğu yönündeki raporu, katlanma yükümlülüğü de göz önüne alınarak ağıldan kaynaklı davalının davacıya yönelik müdahalesinin olmadığının tespit edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, takdir yetkisinin hukuka ve hakkaniyete uygun kullanılmadığını, kararın dosyadaki delillere ve mevcut duruma uygun olmadığını, bilirkişi önerilerinin dikkate alınmadığını, uyuşmazlığın çözüme ulaştırılmadığını, keşif sırasındaki gözlemde çok ağır olmamakla birlikte ortamda rahatsız edici bir kokunun bulunduğunun tespit edildiğini, kararın gerekçesinde ise rahatsız edici bir kokunun meydana gelmediğinin belirlendiğinin yazıldığını, keşif zaptındaki gözlem ile kararın gerekçesi arasında çelişki bulunduğunu, davalının keşif öncesi koyun sürüsünü ağıldan çıkardığını, keşfin boş ağılda yapıldığını, inşaat bilirkişisinin raporunda kokunun mevcut olduğunu davalı tarafça ahırdaki hayvanların dışkıları ile ilgili bir önlemin alınmamış olduğunu, dışkıların temizlenmesi ile bu ortamdan uzaklaştırılmasının mümkün olacağını, foseptik ya da kanalizasyon bağlantısının yapılmasının bile kokunun önüne geçemeyeceğini, eve bitişik olan ahırdan dolayı oluşan ağır koku, sinek ve hayvanların gürültüsü nedeniyle evde yaşamanın zor olabileceğini, bu yönüyle taşınmaza müdahalenin bulunduğunu ve bu müdahalenin önlenmesi gerektiğini, köy yerleşik alanlarında ve mahallelerde ahır yapılmasının yasak olması nedeniyle ahırın kaldırılması gerektiğini tespit ettiğini, davalının 70 kadar koyunu bulunduğunu, zaman zaman koyun sayısının 100-150 sayısına yükseldiğini, dava konusu yerin küçük bir ağıl olmadığını, buranın büyük bir işletme olduğunu, sıhhi ve teknik şartlara uyulmadan hayvancılık yapıldığını, durumun çevre sağlığına da zarar verdiğini, davalının taşınmazının büyük olduğunu, ağılın davalı taşınmazının başka bir kısmına taşınabileceğini, mahkemece uyuşmazlığı sonlandıracak nitelikte bir karar verilmediğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, kâl ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683, 737, 750, 751 ve 761 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370, 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili, müvekkilnin evinin yakınında bulunan koyun ağılının pislik, koku ve gürültüsünden rahatsız olduğunu belirterek ağılın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, ağılın kaldırılması, muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683 üncü maddesinde "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Taşınmaz malikinin katlanma yükümlülüğü tamamen mülkiyetin içeriğinden doğmaktadır. Mülkiyet hakkı, buna bağlı yetkilerin yanında, söz konusu ödevlerle birlikte bir bütündür. Anayasanın 35. maddesinde de mülkiyet hakkının kamu yararına sınırlandırılabileceği ve mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı kullanılamayacağı öngörülmüştür. Mahkemece yapılacak araştırmalarda, somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya el atmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırılması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengeleri gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince fen ve inşaat bilirkişi refakatiyle 22.02.2019 tarihinde mahallinde keşif icra edilmiş, keşif tutanağına geçen gözlemde "davacıya ait ev ile davalıya ait hayvan damının birbirine komşu olduğu, keşif sırasında hayvan bulunmadığı, dam zemininde hayvan sulağı ve hayvan dışkılarının bulunduğu, çok ağır olmamakla birlikte rahatsız edici bir koku bulunduğu" belirlenmiştir. Dosyaya ibraz edilen 25.04.2019 havale tarihli inşaat bilirkişisi raporunda 464 parsel sayılı taşınmazda 463 parsel sayılı taşınmaza bitişik olarak yapılmış ahırın yoğun kokusu ve hayvan yemlikleri dikkate alındığında hali hazırda kullanılmakta olduğu, yoğun dışkı kokusu ve sinek artışının söz konusu olacağı, ahıra bitişik durumdaki davacının evinde oturmanın zor olabileceği, bu yönüyle taşınmaza müdahalenin bulunduğu ve önlenmesi gerektiği belirtilmiş, köy yerleşik alanlarında ve mahallelerde ahır yapılmasının yasak olduğu ahırın mevzuata uygun bir yere taşınması gerektiği, ortamın hijyen koşullarına uygun olmadığı, ahırda hayvan dışkıları ile ilgili önlem alınmadığı, ahırdaki dışkıların temizlenmesi ile bu ortamdan uzaklaştırılmasının mümkün olabileceği, ahırda foseptik veya kanalizasyon bağlantısının yapılması ile kokunun önüne geçilmesinin mümkün olamayacağı, yerinde bu tür bir önlemin de alınmamış olduğu, ahırın kaldırılmak suretiyle müdahalenin önlenmiş olacağı yönünde görüşünü beyan etmiştir. Yukarıda yazılı keşifte yapılan gözlem ve bilirkişi raporu ile rahatsızlık verici koku ve pislik tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece aksi yönde karar verilmiş olması doğru değildir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusunda uzman veteriner ve çevre mühendisi bilirkişi marifetiyle yerinde keşif yapılarak uyuşmazlığın çözülmesi için davalı tarafından alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken bu bilirkişiler olmaksızın keşif yapılması doğru değildir. Diğer yandan İlk Derece Mahkemesi kararındaki davacı tanıklarının ifadesine göre davalının ahırının davacının evini yapmadan önce yapıldığı, dava konusu ahır nedeniyle mevkide rahatsız edici bir kokunun meydana gelmediğinin belirlendiği, inşaat bilirkişisi raporunda foseptik ya da kanalizasyon bağlantısı yapılması ile kokunun önüne geçilmesinin mümkün olmadığı ancak dışkıların temizlenmesi ile bu ortamdan uzaklaştırılmasının temizlenmesinin mümkün olduğunu belirtir raporu, katlanma yükümlülüğü de göz önüne alınarak ahırdan kaynaklı davalının davacıya yönelik müdahalesinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yasaya ve vicdani kanıya uygun olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.