Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6730 E. 2023/6431 K. – İpoteğin Kaldırı

Konu: İpoteğin Kaldırılması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6730
Karar No
2023/6431
Karar Tarihi
Konu
İpoteğin Kaldırılması

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1511 E., 2022/1592 K. KARAR : İstinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/606 E., 2019/456 K. Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile dava konusu taşınmazda davalı lehine tesis edilmiş olan 13.01.1989 tarihli ve 253 yevmiye numaralı ipoteğin terkinine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun yargılama giderleri yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı olan İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 42438 ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine 13.01.1989 tarih ve 253 yevmiye numaralı ... lehine imar ipoteği bulunduğunu, ipotek ... sahibinin özel parselasyonla sattığı ve fiilen yola, okula ve camiye dönüşen kısımların re'sen tapuda terkin edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait taşınmaza bu davaya konu ipotek işlemlerinin 2981 sayılı Yasa kapsamında idare tarafından yapıldığını, ipoteğin bedelsiz terkini talebinin reddi üzerine İzmir 6. İdare Mahkemesine dava açıldığını, mahkemenin 2017/1541 Esas ve 2018/508 Karar sayılı kararı ile idari işlemin iptaline karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerinde 13.01.1989 tarih ve 253 yevmiye numaralı davalı lehine tesis edilen ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılması gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde 5 m² karşılığı 50.000,00 ETL yani 0,05 TL bedelli ve 13.01.1989 tarihli müvekkili lehine ipotek tesis edildiğini, taşınmazın 5 m²'sinin güncel değerinin tespiti ile depo kararı verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 42438 ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine 13.01.1989 tarih ve 253 yevmiye numara ile davalı ... lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılması için davacı tarafça önce Karabağlar Belediye Başkanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına başvuruda bulunulduğu, yapılan başvuruların reddine karar verilmesi üzerine, oluşan bu idari işlemlerin iptali amacıyla davacı tarafından İzmir 6. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu taşınmazı da kapsayan alanda İzmir Büyükşehir Belediyesince 2981 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan imar uygulamasının, Konak (5747 sayılı Kanun öncesinde) Belediye Encümeninin 1.9.1998 tarih ve 4898 sayılı kararı ile onaylandığı, anılan imar uygulamasında, davacının eski 3585 ada 21 sayılı parseldeki 136 m²'sine isabet eden 136/1717 hissesinden düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra yeni oluşan 106 m² yüzölçümlü 42438 ada 10 sayılı parselde tam hisse olarak verildiği, 5 m²'nin de bu uygulamada hissesine karşılık kendisine yer verilemeyen eski 3585 ada 21 sayılı parsel hissedarı Mahacir Sayla lehine ipotek tesis edildiği, bu durumda ıslah imar planı kapsamında kalan 42438 ada 10 parsel sayılı (kadastral geldisi 3585 ada 21 sayılı parsel olan) parselin de bulunduğu alanda özel parselasyon sonucunda yapılaşmaya gidildiği, ıslah imar planı uyarınca yapılan parselasyon işlemi sırasında ana taşınmaz hissedarı olan Mahacir Sayla'nın hissesi karşılığında yeni oluşturulan imar parselleri üzerine bu kişi lehine ipotek konulduğu, fiilen oluşan yol, meydan, yeşil saha, vs. hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisselerin, malikinin muvafakatinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın bedelsiz olarak re'sen tapudan terkini gerekirken, eski malik lehine imar parseli üzerinde ipotek tesis edilmesine ilişkin işlemde mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu durumda; ıslah imar planı uygulaması sonucu yeni oluşturulan imar parselleri üzerinde eski malikler lehine oluşturulan ipoteklerin mevzuata uygun bulunmadığından iptaline karar verilmekle işbu dava konusu ipoteğin dayanaksız hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 42438 ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilmiş bulunan 13.01.1989 tarihli ve 253 yevmiye No.lu ipoteğin terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı tarafça davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, 2. İdarenin müvekkil adına kanuni ipotek tesis ettiğini ve bu işlemin iptaline kendisinin karar verdiğini, idarenin yaptığı bir işlem yüzünden kendisine dava açılmasından davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini, 3. İpoteğin iptali için açmış idare mahkemesinde açılan davada, müvekkilinin taraf olmamasına rağmen aleyhine sonuç doğduğunu, 4. Davaya konu edilen taşınmazın 5 m²'sinin keşif ve bilirkişi incelemesi ile güncel değerinin hesaplanmasından sonra depo kararı verilmesi gerektiğini, davada kanuni ipoteğin kaldırılması talep edildiğinden, davacının taşınmazına müvekkilime ait taşınmazdan imar parseli oluşturabilmek için kaç metre kare yer eklenmiş ise o miktardaki yerin, dava tarihindeki rayiç değeri belirlenerek bu bedelin depo ettirilmesinden sonra karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir 6. İdare Mahkemesinin 25.04.2018 tarih ve 2017/1541 Esas, 2018/508 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazı da kapsayan alanda İzmir Büyükşehir Belediyesince 2981 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan imar uygulamasının, Konak (5747 sayılı Kanun öncesinde) Belediye Encümeninin 01.09.1998 tarih ve 4898 sayılı kararı ile onaylandığı, anılan imar uygulamasında, davacının eski 3585 ada 21 sayılı parseldeki 136 m²'sine isabet eden 136/1717 hissesinden düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra yeni oluşan 106 m² yüzölçümlü 42438 ada 10 sayılı parselde tam hisse olarak verildiği, 5 m²'nin de bu uygulamada hissesine karşılık kendisine yer verilemeyen eski 3585 ada 21 sayılı parsel hissedarı davalı lehine ipotek tesis edildiği, bu durumda ıslah imar planı kapsamında kalan 42438 ada 10 parsel sayılı (kadastral geldisi 3585 ada 21 sayılı parsel olan) parselin de bulunduğu alanda özel parselasyon sonucunda yapılaşmaya gidildiği, ıslah imar planı uyarınca yapılan parselasyon işlemi sırasında ana taşınmaz hissedarı olan ...'nın hissesi karşılığında yeni oluşturulan imar parselleri üzerine bu kişi lehine ipotek konulduğu, fiilen oluşan yol, meydan, yeşil saha vs. hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisselerin, malikinin muvafakatinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın bedelsiz olarak re'sen tapudan terkini gerekirken, eski malik lehine imar parseli üzerinde ipotek tesis edilmesine ilişkin işlemde mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, mahkeme kararının 05.07.2018 tarihinde kesinleştiği, böylece dava konusu ipoteğin dayanaksız hale geldiği gerekçesiyle davalı lehine tesis edilmiş bulunan ipoteğin terkinine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ancak; dava konusu imar ipoteği yasadan kaynaklanmakta olup niteliği gereği yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.11.2019 tarih ve 2018/606 Esas, 2019/456 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; davaya konu 42438 ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilen 13.01.1989 tarihli ve 253 yevmiye No.lu ipoteğin terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle hüküm temyiz edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türk Medeni Kanunu'nun 1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dava, tapu kaydında mevcut imar ipoteğinin terkini isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 42438 ada 10 parsel sayılı taşınmazın Konak Belediye Encümeninin 01.09.1988 tarih ve 4898 sayılı kararıyla ve 2981 sayılı Yasa'nın 10/c maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu ve 13.01.1989 tarihinde davacı adına tescil edilerek taşınmazda davalı lehine de 50.000,00 ETL bedelli ipotek tesis edildiği; dağıtım cetveline göre düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintilerinin yapıldığı, davalının kadastral parseldeki payının şuyulandırılması ile 12 sayılı imar parselinin davalı adına oluşturulduğu ve davalı adına tescili gereken kalan payın ise bedele dönüştürülerek, aynı ada 4, 5, 7, 10, 11, 13 ve 14 sayılı imar parsellerinde davalı lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan; İzmir 6. İdare Mahkemesinin 25.04.2018 tarih ve 2017/1541 Esas, 2018/508 Karar sayılı kararıyla; davacının Karabağlar Belediye Başkanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine, dava konusu taşınmazda tesis edilen ipoteğin terkini için yaptığı başvuruların İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından zımnen reddine, Karabağlar Belediye Başkanlığı tarafından da 16.08.2017 tarihli ve 20634 Esas sayılı cevabi yazı ile reddine ilişkin işlemlerin iptali isteğiyle açtığı dava sonucunda, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmeyerek 05.07.2018 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Öte yandan; imar parsellerinin dayanağını teşkil eden idari işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilip kesinleşmesi ile imar parsellerinin sicil kayıtlarının illetten mücerret hale geleceği, yani TMK'nın 1025 inci maddesinde öngörülen yolsuz tescil durumuna düşeceği; yine, tapu sicil kaydının dayanağı olan idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmediği sürece imar uygulamasına yönelik taleplerin dinlenme olanağının bulunmadığı açıktır. Bu arada; 2981 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi uyarınca yapılan işlemin kadastro tutanağına bağlanarak yapılan kadastral işlem olup, bu maddeye göre yapılan işlemlerin imar uygulaması olarak nitelendirilemeyeceği; aynı Yasa'nın 10/c maddesi uyarınca yapılan işlemin ise idari işlem olup, idarece kadastral parseller üzerinde alınan idari karara dayalı olarak ve dağıtım cetvelleri düzenlenmek suretiyle yapılan imar uygulaması yani parselasyon işlemi olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda; dava konusu taşınmazda 2981 sayılı Kanun’un 10/b maddesine göre kadastro tespiti değil, aynı Kanun’un 10/c maddesi uyarınca Belediye tarafından şuyulandırma işlemi yapıldığı ve bu idari işlem sırasında da düzenleme sahasında kalan taşınmazlardan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri vb. umumi hizmet alanlarında kullanılmak üzere düzenleme ortaklık payı (DOP) kesildiği açık olup, 2981 sayılı Kanun’un 10/b maddesinde belirtilen kadastro tespiti sırasında özel parselasyon planında görülen veya hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan vs. hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisselerin bedelsiz olarak re’sen tapudan terkin edileceğine ilişkin hükmün uygulanmadığı; çekişmeli taşınmazın imar düzenlemesi ile oluşturulmuş imar parseli olup, bu imar uygulaması sırasında ve uygulama gereği olarak da davalı lehine ipotek tesis edildiği; anılan bu işlemin yani imar uygulamasının yapılmasına ilişkin Belediye Encümen kararının idari yargı yerinde iptal edilmediği, halen geçerliliğini koruduğu ve sicil kayıtlarının da ayakta olduğu; davacının idari yargıda açmış olduğu ve kabulle sonuçlanan iptal davasının konusunun, ipoteğin terkini isteğinin ilgili Belediyeler tarafından reddine ilişkin işlemin iptali yönünde olup, tapu sicil kaydının dayanağı olan ipotek tesisine ilişkin imar uygulamasının iptalini içermediği ve davalının da bu iptal davasında taraf olmadığı; farklı bir ifadeyle; Konak Belediyesinin yaptığı şuyulandırma işleminin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının bulunmadığı; imar uygulamasının ve bu uygulamayla tapu siciline tescil edilen mülkiyet ve tesis edilen ipotek kayıtlarının halen geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; imar uygulaması sırasında kadastral parsel maliklerinin malik oldukları taşınmaz miktarlarından DOP kesintisinden sonra imar parselinde adlarına tescili gereken miktarlardan daha az veya daha fazla miktarda imar parselleri oluşturularak tescil yapılabileceği gibi, bazı kadastral parsel maliklerinin malik oldukları miktarlar itibariyle taşınmaz tescili yapılmayıp, malik oldukları taşınmazlarda paylarına isabet eden miktarlar bedele dönüştürülerek lehlerine, payına isabet eden miktardan daha fazla yer alanın imar parselinde ipotek tesis edilebilir. Farklı bir anlatımla; imar uygulaması sebebiyle davalının maliki olduğu taşınmazdan bir miktarın davacı taşınmazına ilavesi zaruretinden kaynaklı davalı lehine ipotek tesis edilebilir. Böylesi bir durumda, imar parsel maliki aslında davalı adına tescili gerekirken kendi adına tescil edilen miktarı fazladan kazanmış olup, bu nedenle davalı adına tescili gereken miktarın bedele dönüştürülerek davacı adına kayıtlı imar parselinde ipotek tesis edilmiş olması nedeniyle, davacı bu ipotek bedelini ödemeden ipoteğin terkinini isteyemeyecektir. Burada ödenmesi gereken kanuni ipotek bedeli ise, imar uygulama cetvellerinden davalı taşınmazından kaç m² yerin davacının imar parseline şuyulandığının (davacı parseline katıldığının) tespitinden sonra bu miktar taşınmazın dava tarihindeki değeri olacaktır. Hal böyle olunca; mahkemece, çekişme konusu taşınmazda tesis edilen imar ipoteğinin dayanağı tüm belgeler getirtilmek suretiyle davalının imar uygulaması sırasında ipotek tesisi suretiyle bedele dönüştürülen pay miktarının m² olarak belirlenmesi ve bu miktarın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin saptanması, ondan sonra davacı taraf bu bedeli depo ettiği takdirde ipoteğin terkinine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının doğru olmadığı düşüncesiyle Yerel Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6730, K. 2023/6431, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6730-e-2023-6431-k-20b7080281a4