Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6731 E. 2023/6489 K. – İpoteğin Fekki

Konu: İpoteğin Fekki

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6731
Karar No
2023/6489
Karar Tarihi
Konu
İpoteğin Fekki

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1567 E., 2022/1591 K. KARAR : Davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/339 E., 2022/109 K. Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili adına tapunun İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 42438 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazı üzerinde davalı lehine ipotek kaydı bulunduğunu, bu işlemin idare tarafından tesis edildiğini, idari işlemin iptaline ilişkin olarak İzmir 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığını, ipoteğin tesis işleminin Yasa'ya aykırı olması nedeniyle idari işlemin iptaline karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini ileri sürerek davalı lehine tesis edilmiş ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağını, ipoteğin güncel rayiç değeri üzerinden terkin edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz öncesinde kadastral parsel niteliğindeyken ıslah-imar çalışmaları sırasında davacı adına tescil edildiği, anılan taşınmazın davalı dahil maliklerince özel parselasyona tabi tutularak davacı ve diğer kullanıcılara zeminde satıldığı, imar mevzuatına göre, özel parselasyon planı veya hisseli arsa satışları sonucunda fiilen yola ayrılmış kısımların normalinde bedelsiz olarak tapudan resen terkin edilmesi gerekirken dava konusu yer uygulamasında fiilen yola ayrılan yerler için malikler lehine ipotek tesis edildiği, davacı ve başka maliklerin açtığı dava sonucu işlemin temelsiz olduğu, tesis edilen ipoteğin hukuka uygunluğunun bulunmadığı kabul edilerek idarenin bu işlemi iptal edildiğinden davacının, dava açmakta hukuki yararı mevcut olup davacının davasının kabulüne, davacı adına kayıtlı, tapunun İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 42438 ada ve 11 parsel sayılı taşınmazı üzerinde davalı ... lehine tesis edilen 13.01.1989 tarihli, 253 yevmiye numaralı ve 70.000,00 ETL tutarlı ipoteğin iptaliyle sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından davanın açılmasından önce anlaşma ve ipoteğin fekki yönünde müvekkili ile görüşmesi olmadığını, bu nedenle davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, idarenin müvekkili adına kanuni ipotek tesis ettiğini, bu işlemin iptaline de kendisinin karar verdiğini, müvekkilinin hiçbir icrai ve ihmali bir harekette bulunmadan idarenin yaptığı bir işlem yüzünden kendisine dava açılmasından dolayı sorumlu tutulduğunu, davacının ipoteğin iptali için açtığı davada taraf olmadığını, müvekkilinin taraf olmadığı davadan müvekkili aleyhine bir husus ortaya çıktığını, idarece yeni bir işlem yapılmaksızın müvekkili adına kayıtlı ipoteğin kaldırılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece dava konusu taşınmazın 7 m²'sinin güncel değerinin hesaplanması ve bu bedelin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay Genel Kurul Kararlarına göre ipotek bedelinin arttırılması davası açmak üzere müvekkiline süre verilmesi gerektiğini, bu davanın da eldeki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile imar parseli üzerinde ipotek tesis edilmesine ilişkin işlemde mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, mahkeme kararının kesinleştiği, böylece dava konusu ipoteğin dayanaksız hale geldiği anlaşılmakla davalı lehine tesis edilmiş bulunan ipoteğin terkinine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak kabule göre dava konusu imar ipoteği yasadan kaynaklanmakta olup niteliği gereği yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmemesi hatalı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı adına kayıtlı İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 42438 ada 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı ... lehine tesis edilen 13.01.1989 tarihli, 253 yevmiye numaralı ve 70.000,00 ETL tutarlı ipoteğin terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ipoteğin terkininin 70.000,00 ETL üzerinden yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yapılan keşif sonrası ipotek bedelinin 13.139,00 TL olarak belirlendiği, bu rapora itiraz etmiş olmalarına rağmen yerel mahkemece itiraz hakkında hiçbir hüküm tesis edilmeden davacıya bu bedel üzerinden harcın tamamlanması için süre verildiğini, halbuki davacı tarafın dava değerini yükseltme, davasını ıslah etme gibi bir talebi olmamasına rağmen mahkemenin bu süreyi kendiliğinden vermesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25 inci maddesinde yer alan taraflarca getirilme ilkesine aykırı olduğunu, dava değeri 13.139,00 TL olarak kabul edilip davanın kısmen kabulüne karar verilip reddedilen miktara göre lehlerine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken istinaf mahkemesinin davayı tam kabul edip lehlerine vekalet ücretine hükmetmemesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 883 ve 1026 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, tapu kaydında mevcut imar ipoteğinin terkini isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 42438 ada 11 parsel sayılı taşınmazın Konak Belediye Encümeninin 01.09.1988 tarih ve 4898 sayılı Kararıyla ve 2981 sayılı Yasa'nın 10/c maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucu oluştuğu ve 13.01.1989 tarihinde davacı adına tescil edilerek taşınmazda davalı lehine de 70.000,00 ETL bedelli ipotek tesis edildiği; dağıtım cetveline göre düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintilerinin yapıldığı, davalının kadastral parseldeki payının şuyulandırılması ile 12 sayılı imar parselinin davalı adına oluşturulduğu ve davalı adına tescili gereken kalan payın ise bedele dönüştürülerek, aynı ada 4, 5, 7, 10, 11, 13 ve 14 sayılı imar parsellerinde davalı lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan; İzmir 2. İdare Mahkemesinin 21.03.2018 tarih ve E:2017/1657, K:2018/356 sayılı kararıyla; davacının Karabağlar Belediye Başkanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine, dava konusu taşınmazda ıslah imar planı uygulaması sonucu eski malik lehine ipotek tesis edilmesine ilişkin işlemin iptali isteğiyle açtığı dava sonucunda, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiği görülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Öte yandan; imar parsellerinin dayanağını teşkil eden idari işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilip kesinleşmesi ile imar parsellerinin sicil kayıtlarının illetten mücerret hale geleceği, yani TMK'nın 1025. maddesinde öngörülen yolsuz tescil durumuna düşeceği; yine, tapu sicil kaydının dayanağı olan idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmediği sürece imar uygulamasına yönelik taleplerin dinlenme olanağının bulunmadığı açıktır. Bu arada; 2981 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi uyarınca yapılan işlemin kadastro tutanağına bağlanarak yapılan kadastral işlem olup, bu maddeye göre yapılan işlemlerin imar uygulaması olarak nitelendirilemeyeceği; aynı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan işlemin ise idari işlem olup idarece kadastral parseller üzerinde alınan idari karara dayalı olarak ve dağıtım cetvelleri düzenlenmek suretiyle yapılan imar uygulaması yani parselasyon işlemi olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca; şuyulandırma cetvellerinde hem DOP kesintisi yapılması hem de hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan vs. hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisselerin bedelsiz olarak terkini kamulaştırmasız elatma niteliğinde olup mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarih ve E:2017/5-2371, K:2021/1451 sayılı kararında da vurgulanmıştır. Bilindiği üzere; imar uygulaması sırasında kadastral parsel maliklerinin malik oldukları taşınmaz miktarlarından DOP kesintisinden sonra imar parselinde adlarına tescili gereken miktarlardan daha az veya daha fazla miktarda imar parselleri oluşturularak tescil yapılabileceği gibi, bazı kadastral parsel maliklerinin malik oldukları miktarlar itibariyle taşınmaz tescili yapılmayıp, malik oldukları taşınmazlarda paylarına isabet eden miktarlar bedele dönüştürülerek lehlerine, payına isabet eden miktardan daha fazla yer alanın imar parselinde ipotek tesis edilebilir. Farklı bir anlatımla; imar uygulaması sebebiyle bir kişinin maliki olduğu taşınmazdan bir miktarın başka kişi adına oluşturulan imar parseline ilavesi zaruretinden kaynaklı olarak bu miktar kadar taşınmazı katılan lehine ipotek tesis edilebilir. Böylesi bir durumda, imar parsel maliki aslında ipotek lehdarı adına tescili gerekirken kendi adına tescil edilen miktarı fazladan kazanmış olup bu nedenle taşınmazında ipotek tesis edilmiş olabilir. İşte imar parsel maliki bu ipotek bedelini ödemeden ipoteğin terkinini isteyemeyecektir. Burada ödenmesi gereken kanuni ipotek bedeli ise imar uygulama cetvellerinden belirlenecek çekişmeli imar parselinde tesis edilen ipoteğin dayanağı taşınmaz miktarının dava tarihindeki değeri olacaktır. Somut olayda; Belediye tarafından 2981 sayılı Kanun’un 10/b maddesine göre kadastro tespiti değil, aynı Kanun’un 10/c maddesi uyarınca şuyulandırma işlemi yapıldığı, çekişmeli taşınmazın imar düzenlemesi ile oluşturulmuş imar parseli olup, bu imar uygulaması sırasında ve uygulama gereği olarak da davalı lehine ipotek tesis edildiği; anılan bu işlemin idari yargı yerinde iptal edildiği; farklı bir ifade ile şuyulandırma ile imar parsellerinin oluşturulması ve ipotek tesisi, 2981 sayılı Yasa'nın 10/c maddesi gereğince imar uygulaması yapılmasına ilişkin Belediye Encümen kararıyla gerçekleştirilmiş olup bu idari işlemin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde; imar uygulamasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği; bu durumda; açılacak kadastral parselin ihyası davası sonucunda, dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın iptali ile kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. İmar uygulamasıyla tesis edilen kanuni ipoteğin dayanağı da idari işlem olup, bu idari işlemin iptaliyle ipotek tesisinin de illetten mücerret, yani "yolsuz" hale geleceği ve iptal edilmesi gerektiği açıktır. Ne var ki; lehine ipotek tesis edilen davalının ..., kadastral parseldeki mülkiyet hakkına dayalıdır ve imar uygulamasıyla oluşturulan imar parselinin, dayanak idari işlemin iptaliyle sicil kaydının yolsuz hale gelmesi nedeniyle, davalının, kadastral parselin ihyası suretiyle mülkiyet hakkına kavuşacağı tartışmasızdır. Böylesi bir durumda da, kadastral parseldeki mülkiyet hakkına dayalı olarak imar parselinde tesis edilen kanuni ipotek, ancak kaydın eski hale getirilmesi (kadastral parselin ihyası) durumunda terkin edilebilir. Ya da kadastral parsel henüz ihya edilmemiş ve davacı da ipoteğin terkinini talep ediyor ise; davacı, ipoteğin terkini ile birlikte ipotek lehdarının imar uygulaması öncesi kadastral parseldeki haklarına halef olacağından ancak ipotek bedelini depo etmesi durumunda anılan ipotek terkin edilebilecektir. Hâl böyle olunca; mahkemece, kadastral parsel ihya edilmediği sürece mevcut imar ipoteğinin bedeli ödenmeden terkin edilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının doğru olmadığı düşüncesiyle Yerel Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6731, K. 2023/6489, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6731-e-2023-6489-k-8e207e1ed569