Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6648 E. 2023/2278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6648
Karar No
2023/2278
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 23 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat .... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu 683 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan 31, 32, 33,...72, 73 ve 74 numaralı bağımsız bölümlerin kira gelirini davalının aldığını ileri sürerek; 01.07.2002 tarihinden itibaren toplanan kira gelirlerinin tespiti ile, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu 44 bağımsız bölümün küçük küçük bağımsız bölümler olduğunu, dükkanların basit şekilde inşa edildiğinden fazla rağbet görmediğini, müvekkilinin dava konusu dükkanları satın almasından sonra elden geçirtip onarımlar için harcama yaptığını, dava konusu dükkanların yıllarca boş kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2015 tarih ve 2014/344 Esas, 2015/35 Karar sayılı kararıyla; dava dışı Medine .....'un, ... (davalımız) ve .....(davacımız) aleyhine açtığı Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/555 Esas, 2009/36 Karar sayılı davada ..... aleyhine açılan dava nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, keza davacının iddiasını ispatlaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarih ve 2018/15568 Esas, 2018/5488 Karar sayılı ilâmıyla; “...tarafların davalı, eldeki davamızda dava dışı olan paydaşın davacı olduğu yukarıda bahsi geçen davada 1997–2001 arası dönem için ecrimisil talebinde bulunulmuş, eldeki davada ise 2007–2012 arası dönem için ecrimisil tespit edilmiş olması ve talep edilen dönemlerin ayrı olması sebebiyle önceki dava ile eldeki dava arasında kesin hüküm ilişkisi söz konusu değildir. Kaldı ki bahsi geçen önceki davada da bu davada da davalı olan ..... ile ilgili olarak, önceki davada ecrimisil talebi atiye terk edilmiş olup, esas hakkında bir hüküm tesis edilmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler çerçevesinde iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanıp işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmekteyken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle tasarruf edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 309.223,79 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili (özetle); 1. Mahkeme gerekçesinde belirtilen ecrimisil dava şartları ve zamanaşımı def’inin somut olayda uygulanmadığını, 2. Davacı talebinin ecrimisil olmayıp payına düşen kira alacağı olduğunu, 3. Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 4. Davacının gerçekte malik olmadığını ve bu yönü ile aktif dava ehliyeti bulunmadığını, 5. Satış vaadinden sonra davacının taşınmazda hakkı kalmadığını, 6. Dava konusu taşınmazlara yönelik iptal davasının bekletici mesele yapılmadığını, 7. İntifadan men koşulunun sağlanmadığını, 8. Kiracı tarafından davacıya yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi, 3. Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6648, K. 2023/2278, T. 25.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6648-e-2023-2278-k-e23ab88759cf