Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5966 E. 2023/6291 K.
Konu: El Atmanın Önlenmesi Ve Yıkım
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5966
- Karar No
- 2023/6291
- Karar Tarihi
- Konu
- El Atmanın Önlenmesi Ve Yıkım
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/517 E., 2022/761 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak karar ve ilam harcı yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/217 E., 2018/114 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve yıkım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak karar ve ilam harcı yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 40 ada, 59 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazinenin mülkiyetinde olmasına rağmen davalı tarafından ev ve bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal edildiğini, bu hususun ecrimisil tutanakları ve taşınmaz tespit tutanağıyla sabit olduğunu, ilgililer hakkında şikayette bulunulduğu hâlde bir netice alınamadığını, davalı tarafından kaçak yapıların yıkılmadığını ileri sürerek; taşınmaza yapılan müdahalenin men'ini ve muhdesatın kâl'ini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davalının müdahalesinin davacı Hazinenin bilgisi dahilinde olup davacı tarafından önceki dönemlere ilişkin ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, dava konusu yerin ev olarak kullanılmadığını, tarımsal faaliyetlerin icrası için gerekli 39,00 m²'lik depo bulunduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... dava konusu taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu, davalının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alana ev ve bahçe olarak kullanmak suretiyle müdahalede bulunduğu, müdahale hususunun davalı tarafından kabul edildiği, davacı tarafından geçmiş dönemlere ilişkin ecrimisil tutanakları tanzim edildiği, tutanak içeriklerinin de davalı tarafından kabul edildiği, çaplı taşınmaza el atma durumunda davalının iyi niyetli olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde, davacı Hazine adına kayıtlı 40 ada 59 parsel sayılı taşınmazda; 14.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 91,02 m²'lik alana ev yapmak suretiyle, (B) harfi ile gösterilen 10,20 m²'lik alana kümes yapmak suretiyle, (C) harfi ile gösterilen 42,40 m²'lik alana sera yapmak suretiyle, (D) harfi ile gösterilen 242,10 m²'lik alana teras yapmak suretiyle, (E) harfi ile gösterilen 7,02 m²'lik alana tuvalet yapmak suretiyle, (F) harfi ile gösterilen 54,62 m²'lik alana gölgelik yapmak suretiyle ve belirtilen alanlar dışında kalan 250,00 m²'lik alanı bahçe olarak kullanmak suretiyle yapılan müdahalenin men'ine ve muhdesatların kâl'ine, alınması gereken 39.418,65 TL karar ve ilâm harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; davacı Kurumun dava tarihine kadar davalıya sadece ecrimisil ihbarnamesi gönderdiğini, davalının da bedelini ödeyerek tarım yapmaya, ailesini geçindirmeye devam ettiğini, atıl durumdaki arazinin ve yapının davacının izniyle ülke ve aile ekonomisine katkı amaçlı kullanılıp bakımlı hâle getirildiğini, yıllarca zımni rızaya dayanarak söz konusu arazide tarım yapan müvekkilinin aynı arazide tarım aletlerini saklamak için küçük bir depo vs. inşâ etmesi nedeniyle verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeyle hazırlandığını, arazinin m² bedeli olarak belirlenen 700,00 TL'nin yüksek olduğunu ve kümes, sera, teras, gölgelik eklenti oldukları hâlde dava değerine eklenmelerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Kıyı kenar çizgisi içerisinde olması nedeniyle devletin hüküm ve tasarrufu altında olan davaya konu taşınmaza müdahalede bulunulduğu sabit olup davalının dosyaya sunmuş olduğu yapı kayıt belgesi'nin bu tür yerlerde hüküm ifade etmeyeceği, davanın kabulüne ilişkin kararın ve gerekçesinin yerinde olduğu, taşınmaza elatmanın önlenmesi ile birlikte taşınmaz üzerindeki yapıların yıktırılması istemi de bulunması durumunda ka'l isteminin ilişkin olduğu şeyin, dava değerine katılabilmesi için taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde olması, yani taşınmazdan ayrılabilmesinin ancak yok edilmek, zarara uğratılmak veya yapısı değiştirilmek suretiyle mümkün olabilmesi gerektiği, ka'l istemini oluşturan şey eklenti niteliğinde ise, taşınmazın temel unsurunu oluşturmuyorsa, yok edilmeden ve yapısı değiştirilmeden ondan ayrılabiliyor ise, dava değerinin belirlenmesinde sadece müdahaleye konu taşınmazın değerinin esas alınması gerektiği, buna göre taşınmaz üzerindeki tuvalet, sera, sundurma, kümes ve beton zeminin taşınmazın bütünleyici parçası olmadığı, dava değerinin, davalı tarafından yapılan kuyu, ağaçlar, müdahale edilen arsanın değeri ve taşınmaz üzerinde bulunan 91 m2'lik yapının toplam değeri olan 554.453,10 TL olduğu, bütünleyici parça olmayan muhdesatların da katılarak dava değerinin 577.055,28 TL olarak kabul edilip karar ve ilam harcının bu değer üzerinden hesaplanması usul ve yasaya uygun olmadığı..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak karar ve ilâm harcı yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın kabulü ile Hatay ili, Samandağ ilçesi, Kurtdere Mahallesinde, davacı Hazine adına kayıtlı 40 ada 59 parsel sayılı taşınmazda; 14.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 91,02 m²'lik alana ev yapmak suretiyle, (B) harfi ile gösterilen 10,20 m²'lik alana kümes yapmak suretiyle, (C) harfi ile gösterilen 42,40 m²'lik alana sera yapmak suretiyle, (D) harfi ile gösterilen 242,10 m²'lik alana teras yapmak suretiyle, (E) harfi ile gösterilen 7,02 m²'lik alana tuvalet yapmak suretiyle, (F) harfi ile gösterilen 54,62 m²'lik alana gölgelik yapmak suretiyle ve belirtilen alanlar dışında kalan 250,00 m²'lik alanı bahçe olarak kullanmak suretiyle yapılan müdahalenin men'ine ve muhdesatların kâl'ine, alınması gereken 37.874,69 TL karar ve ilâm harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebepleri ileri sürmüş ilave olarak; bahçe olarak kullanılan yerin bütünleyici parça olarak nitelendirilemeyeceğini, dava değerinin kuyu, ağaçlar, arsa değeri ve taşınmaz üzerindeki 9 m²'lik yapı üzerinden değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bahçenin taraflar arasındaki anlaşmaya göre kullanılması nedeniyle bahçenin dava değerine eklenmesinin de hatalı olduğunu, yapı kayıt belgesiyle taşınmazın imara uygun hâle geldiğini, buna ilişkin açtıkları idari davada idari işlemin iptaline karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” kenar başlıklı 995 inci maddesi hükmüne göre; “ İyi niyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.” 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yukarıda "Gerekçe ve Sonuç" paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.