Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5668 E. 2023/6003 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil Olmaz İse Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5668
- Karar No
- 2023/6003
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil Olmaz İse Tazminat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1108 E., 2022/1321 K. KARAR : İstinaf başvurusunun reddine, gerekçe düzelterek tazminat isteminin kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/106 E., 2022/60 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın tazminat istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine gerekçe düzelterek tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının amca çocukları olduğunu, dava konusu taşınmazın tarafların dedelerinden kaldığını, yaklaşık 15-20 yıldır taraflarca birlikte kullanıldığını, tarafların, taşınmazı fiili olarak ortasından taşlardan yapılmış, duvarla tırman şeklinde birbirinden ayrılmış halde uzun yıllardır kullandığını, müvekkilinin kullandığı kısımda, 2 katlı ev, ahır, tandır evi, tuvalet, kümes, kuyu ve trafo ile ağaçlar olduğunu, dava konusu taşınmaz ihale ile satılınca davacı ile davalı anlaşarak birlikte satın almaya karar verdiklerini, 18.000,00 TL'ye traktörünü satarak davalıya vermek suretiyle ihale bedelinin kendisine ait olan kısmın ödemesini yaptığını, taraflar, bu hususları içeren 15.06.2015 tarihli sözleşmeyi şahitler huzurunda imzalayarak anlaştıklarını, davalının taşınmazın 2500 m2'lik kısmını müvekkiline devre yanaşmayarak bu güne kadar oyaladığını, 1091 No.lu parselin, müvekkilinin kullandığı ve üzerinde 2 katlı evi, ahırı, tandır evi, kümesi, kuyusu, trafosu ile ağaçları olan ve davalının kullandığı kısımdan taşlardan oluşan tırman ile ayrılan 2500 m2'lik kısmın tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini, olmadığı takdirde müvekkilinin haricen satın aldığı 2500 m2'lik kısmın üzerindeki müştemilatla birlikte dava tarihindeki değerinin tespiti ile müvekkiline ödenmesini, olmadığı takdirde ise müvekkilinin davalıya ödediği 18.000,00 TL'nin altın döviz, enflasyon, faiz gibi değerler dikkate alınarak, uyarlanmak suretiyle dava tarihindeki ulaşacağı bedelin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, kötüniyetli olarak açıldığını, açılan davaya müvekkilinin sebebiyet vermediğini, davaya konu 1091 No.lu taşınmazın 04.05.2015 tarihinde ihalede 36.050,00 TL bedelle satın alındığını, taşınmazın hem zemin, hem de üzerindeki tüm yapılar ile birlikte müvekkiline ait olduğunu, satın aldıktan yaklaşık 1 ay sonra davacının müvekkiline, taşınmazdan ve evden çıkarmamasını, kullandıkları alanı kendilerine satmasını istediğini, davacının daha önce oturduğu ev ve kullandığı mandıra, ekmeklik gibi eklentilerin olduğu bölümü davacıya satmayı kabul ettiğini, 18.000,00 TL'ye sattığını, baştan itibaren ihaleye ortak girme gibi bir karar alınmadığını, taşınmazın yarı yarıya davacıya satılması gibi bir durumunda olmadığını, açılan davanın haksız ve yersiz olması nedeniyle reddine, aksi kanaat var ise; tapu iptali ve tescil ile taşınmazın 2.500 m2'lik kısmı ve üzerindeki yapıların değerinin ödenmesi yönündeki taleplerin emredici yasa hükümlerine aykırı olması nedeniyle reddine, müvekkiline ödenen 18.000,00 TL'nin ödeme tarihinden bugüne kadar taşınmazın bir kısmını davacının kullanmış olması nedeniyle herhangi bir güncelleme ve faiz işletilmeden iadesine karar verilmesini ve davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A.İlk Derece Mahkemesi yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararı ile; 1. Davanın tapu iptal tescil talebi yönünden reddine, 2. Davanın bedel talebi yönünden kabulü ile 170.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. B. Mahkeme, dava konusu taşınmazın ifrazını mümkün olmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, davacı tarafından meydana grtirilen muhdesat bedelinin davalıdan tahsiline karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; taşınmazın ifrazının mümkün olmaması halinde hisse verilmesi gerektiğini, enflasyon nedeniyle muhdesatlarının değerinin çok yükseldiğini, hükmedilen 170.000,00 TL'nin çok düşük kaldığını, faiz verilmemesinin de hatalı olduğunu, aralarındaki sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu belirterek, istinaf talebine bulunmuştur. 2. Davalı vekili; müvekkilinin taşınmazı tüm yapıları ile birlikte ihaleden satın aldığını, satın aldıktan 1 ay sonra davacı mağdur olmasın diye evinin bulunduğu yeri 18.000,00 TL'ye sattığını, ihaleye ortak girmediklerini, evin bedelinin ödenmesine karar verilmesi yanlış olup, sadece 18.000,00 TL'nin iadesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmü istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç A- Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/106 Esas, 2022/60 Karar sayılı 24.02.2022 tarihli ilamına karşı davacı ve davalı tarafın sair istinaf itirazlarının reddi ile re'sen gözetilen sebeplerle HMK'nın 353/1-b.2 nci maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm tesisisine; 1- Davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, 2- Davanın bedel talebi yönünden kabulü ile 170.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. B- Bölge Adliye Mahkemesi ''...davacı tarafça inanç sözleşmesi yazılı olarak ispat edilmiş ise de dava konusu taşınmazda pay ve paydaş çoğunluğunun artılamayacağı dikkate alınarak tapu iptali ve tescil davasının reddine ve tazminat isteminin kabulü ile davalının taşınmazın rayiç değeri olan 170.000,00 TL tazminattan sorumlu tutulması gerekirken eksik gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmadığından HMK'nın 353/1-b-2 nci fıkrası uyarınca mahkeme gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm tesisi edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçeleri ile hükmün gerekçesi düzeltilerek yeniden karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraf vekilleri, istinaf talep dilekçesinde belirtilen nedenlerle hükmü temyize getirmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir ... ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme ... sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.) 2. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 3 üncü maddesinin değişik (h) bendinde "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü" tanımlanmış, 8 inci maddesinin değişik 3 üncü fıkrasında da tarım arazilerinin Bakanlıkca belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan onama harcının davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.