Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5349 E. 2023/6107 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5349
Karar No
2023/6107
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2901 E., 2021/3205 K. KARAR : Esastan reddine ve 26.04.2022 tarihli ek kararı ile temyiz başvuru talebinin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/64 E., 2021/81 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine ve 26.04.2022 tarihli ek kararı ile temyiz başvuru talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların kardeş olduklarını, anneleri ...'ın vefat ettiğini, müvekkili ile davalıların terekede mirasçısı olduklarını, müvekkilinin 17-18 yaşlarından itibaren çalışmaya başladığını, emekli olduğunda dahi çalışmasını sürdürdüğünü, Avusturya da çalışan müvekkilinin kazancını anne ve babasına verdiğini, kendisi için ev almalarını yatırım yapmalarını istediğini, bu nedenle müvekkilinin alınan gayrimenkullerin ailesinden herhangi biri adına yapılmasında bahis görmediğini, 75 numaralı taşınmaz ile 28 numaralı bağımsız bölüm de bulunan taşınmazların bedelini müvekilinin ödediğini ancak tapuda annesi ... adına tescil edildiğini, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ilgili gayrimenkulleri satın almak için Emlak Bank'tan kredi çekildiğini, krediyi müvekkilinin taksitlerle ödediğini, belirterek 75 numaralı taşınmaz ile 28 numaralı bağımsız bölüm de ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının doğum tarihinin 1970 olduğunu, dava konusu taşınmazların birisinin 1989 yılında, ikincisinin ise 2002 yılında satın alındığını, birinci taşınmazın satın alındığı dönemde davacının henüz çalışmadığını ve para kazanmadığını, davacının davasının hak düşürücü süre ve zamanaşımına uğradığını, iddialarının soyut, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 28 ve 75 numaralı bağımsız bölümler yönünden davacı tarafça yapıldığı belirtilen harcamaların/masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince alacak davası olarak istenebileceği, tapu iptal ve tescil davasına konu edilemeyeceği, davacının tapu iptali ve tescil talebi dışında terditli olarak alacak talebi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın hukuka uygun olmadığını, dava dilekçesinde dava değeri 100.000,00 TL olarak gösterildiğini sonrasında dava ıslah edilmemiş olmasına rağmen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalılar arasındaki inançlı işlemi kanıtlayan davalı elinden çıkma yazılı bir delil bulunmadığı ve davanın bu hali ile tanıkla ispatına yasal olanak bulunmaması, yemin deliline de dayanılmaması nedeniyle davanın ispatlanamadığından ve mahkemenin 08.10.2020 tarihli ara kararı ile ayna ilişkin talep yönünden eksik harcın aynı gün tamamlandığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. Taraflarca istinaf kararına karşı temyiz yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince karar 05.04.2022 tarihinde kesinleştirilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri ve Bölge Adliye Mahkemesi Ek Kararı 1. Davacı vekili asıl karara karşı temyiz dilekçesinde; mahkemece uyuşmazlığın esası incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, hem yurtdışında hem Türkiye’de yaşadığını davasını takip edemediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili ek karara karşı temyiz dilekçesinde; müvekkiline yapılan karar tebliğinin eski ikametgah adresine yapıldığını, davacının 09.02.2022 tarihinden beri yeni adresinde ikamet ettiğini, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bu durumu beyan ettiğini ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Davacının 14.04.2022 tarihli temyiz talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 26.04.2022 tarihli ek karar ile davacı Nilgin Oral tarafından kanuni süre geçtikten sonra temyiz başvuru talebinde bulunulduğu gerekçesiyle temyiz başvuru talebinin reddine karar verilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı asile 02.03.2022 tarihinde tebliğe çıkarıldığı, tebligat evrakının muhatabın taşındığı gerekçesiyle iade edildiği, mahkemece muhatap taşınmış olmasına rağmen bir adres araştırması yapılmadan davacı asilin aynı adresine mernis adresi olduğu gerekçesiyle 21.03.2022 tarihinde TK m.21-2 uyarınca ilamın tekrar tebliğ edildiği, davacının farklı bir adrese taşındığına dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne 09.02.2022 tarihinde beyanda bulunduğu anlaşıldığından usulsüz yapılan tebligat gereği temyiz başvuru süresinin geçtiğinden bahsedilemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ek kararı doğru görülmemiş ayrıca usulsüz tebligat gereği taraflarca istinaf kararına karşı temyiz yoluna başvurulmadığından söz edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesinin kesinleştirme şerhinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararın kaldırılmasına ve kararın temyiz incelemesine geçilmesine karar verilmiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesinin kesinleştirme şerhinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5349, K. 2023/6107, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5349-e-2023-6107-k-6003bf5a3a24