Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5321 E. 2023/6183 K. – Ecrimisil

Konu: Ecrimisil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5321
Karar No
2023/6183
Karar Tarihi
Konu
Ecrimisil

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1908 E., 2022/1075 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/147 E., 2020/279 K. Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 1173 ada, 13 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın kullanıldığını belirterek 01/08/2016-13/03/2017 tarihleri arası dönem için 2.492,74 TL ecrimisilin, işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; müvekkilinin devlet memuru olduğunu, camide müezzin olarak görev yaptığını, taşınmazda kalabileceğinin Fatih Müftülüğünce bildirildiğini, aynı taşınmaz için aynı taleplerle ilgili İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2016/362 Esas sayılı dosyanın bulunduğunu, dosyaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın meşru bir hakka dayalı olarak kullanıldığı, taraflar arasında görülen önceki döneme dair davanın reddedilerek kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2.497,74 TL olarak belirtilen asıl dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulunca, taraflar arasında önceki döneme ilişkin olarak görülen davadaki değerler baz alınarak belirlenen ecrimisil miktarının 9.381,94 TL olduğunun belirlendiği, Mahkemece dava değerinin başlangıçta 33.150,00 TL olarak belirtildiği, dava değerinin beyan dilekçesi ile düşürülmesinin usul hukukumuzca mümkün olmadığı, karşı tarafın kabulüne bağlı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf talebinin belirledikleri dava değeri olan 2.492,74 TL ecrimisil bedeli üzerinden vekalet ücreti verilmesine ilişkin olduğu, davalı lehine 4.972,59 TL vekalet ücreti verildiği, asıl alacak miktarının ve hükmedilen vekalet ücretinin İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olan 13.10.2020 tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırı olan 5.390,00 TL’nin altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; başlangıçta sehven yanlış dilekçeyle talepte bulunulduğunu, bu talepteki miktar dikkate alınarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 6100 sayılı HMK’nın 341 inci maddesi: “(1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.). Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. 40 (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik 39 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi ile bu maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “binbeşyüz” ibareleri “üç bin” şeklinde değiştirilmiştir. 40 Anayasa Mahkemesi’nin 24/2/2022 tarihli ve E.:2021/34, K.:2022/21 sayılı Kararı ile bu fıkranın birinci cümlesi “kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar” yönünden iptal edilmiştir. sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir” düzenlemesini; 346 ncı maddesi ise: “(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. (2) Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar” düzenlemesini ihtiva etmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5321, K. 2023/6183, T. 13.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5321-e-2023-6183-k-88cdcab199fd