Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3781 E. 2023/6466 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3781
- Karar No
- 2023/6466
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/685 E., 2022/783 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/162 E., 2022/14 K. Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedar olduğu dava konusu 984 ada 1 parsel sayılı taşınmazda, davalının dava dışı hissedarlardan 98.000,00 TL'ye hisse satın aldığını, ön alım bedelinin yatırılacağını belirterek, 984 ada 1 parselde davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yanlış değer üzerinden açıldığını, davaya konu payın bulunduğu arsanın paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 1. Dosya içerisine alınan son bilirkişi raporunda, davacının kullandığı bir yer olduğunun tespit edilemediğini ve krokide de gösterilmediğini, 2. Bilirkişi raporu ile tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 3. Deponun, diğer hissedarlardan ...'a ait eve bitişik konumda olup, eklentisi olduğu halde davacı tarafından kullanıldığının kabul edilmesinin hatalı olacağını, 4. Davacının çok kısa bir süre ...'un kiracısından izin alarak depoyu kullandığı, işyerini tasfiye edince Konya'ya taşındığını, bu yerin davacıya özgülendiğini kabul etmenin hatalı olacağını, 5. Tanık beyanlarının, müvekkilinin taşınmazda kullandığı bir alan olduğunu kanıtlamadığını, 6. Eski malikler tarafından belirlenmiş taksimin, ön alım hakkının kullanılmasını engellemeyeceğini, re'sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanları ve bilirkişi raporu kapsamında taşınmazda fiili taksim bulunduğu ispatlandığından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Harçla ilgili 14. Hukuk Dairesi ve 22. Hukuk Dairesi arasındaki çelişkinin giderilemediğini, 2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin taşınmazda kullandığı bir alan olduğunun belirlenmediğini, 3. Tanık beyanlarına göre dava dışı hissedar ...'un evinin hemen önünde yaptırdığı küçük bir deponun müvekkilinin kullanımına tahsis edilmiş olmasının mümkün olmadığını, 4. Kullanımın süreklilik arz etmesi gerektiğini, müvekkilinin ...'un kiracısından izin alarak depoyu çok kısa süre kullandığını, işyerini tasfiye edip Konya'ya gidince malzemelerini de depodan götürdüğünü, 5. Tanık beyanlarına göre davacının taşınmazda kullandığı bir yerin bulunmadığını, 6. Eski malikler tarafından belirlenmiş taksimin önalım hakkının kullanılmasını engelleyeceğinin kabul edilemeyeceğini ve resen dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 732, 733,734 üncü maddeleri, 3. Ön alım davasına konu olan payın bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması TMK'nın 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. 4. Ön alım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK'nın 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.