Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9203 E. 2013/8905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/9203
- Karar No
- 2013/8905
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, fesih bildiriminde belirtildiği gibi bölge müdürüne hakaret ve tehditte bulunmadığını, aksine bölge müdürünün kendisine hakaret ettiğini, feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığını belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının özellikle son dönemlerde amirlerine karşı itaatsizlik yaptığını, disiplinsizliği alışkanlık haline getirdiğini, belirlenen çalışma programına riayet etmediğini, bunlar ile ilgili tutanaklar tutulduğunu, gerçeğe aykırı beyanda bulunarak davalı şirkette amiri olan bölge müdürünü telefonda tehdit ettiğini, bölge müdürü ve amiri olan işçiye "Aydın'a gel sana bölge müdürü ile nasıl konuşulur göstereyim" dediğini, bu nedenle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-b-d bentleri uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının yaklaşık olarak 2 yılı aşkın bir süre işyerinde çalıştığını, işverenin belirlediği hastanelerde tanıtım yaptığını, iş sözleşmesinin gereklerini yerine getirmesi konusunda işyerinde herhangi bir olumsuzluk yaşamadığı görüldüğü, davacının fesih gerekçesi ile ilgili olarak savunması alınmışsa da savunma talebi ve savunmanın sunulmasının aynı gün gerçekleştiğinin belirlendiğini ayrıca davacının başka bir bölümde, bölgede ve hastanede çalışmasının mümkün olup olmadığı düşünülmeden ve son çare olarak feshe başvurulmadan yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı Yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasa'nın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir. İş Kanunu’nun 25’inci maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez. Dosya içeriğine göre; davacının, davalı işyerinde 1 yıl 3 ay süreyle tıbbi tanıtım sorumlusu olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin "...gerek bölge müdürü tarafından tanzim edilen tutanak, gerekse de bölge müdürü ile yapılan telefon görüşmesinde sarf edilen sözlere şahit olan kişilerin görgü ve beyanları doğrultusunda bölge müdürü tarafından tanzim edilen 25.12.2010 tarihli tutanakta belirtilen sözleri sarfettiği, amirini tehdit ettiği ve hakaret ettiği sabit hale geldiği, ...netice olarak bölge müdürüne telefon görüşmesi sırasında sarfettiği tehdit ve hakaret içerikli sözlerinden dolayı 4857 sayılı Yasanın 25/2-b-d bentleri uyarınca haklı nedenle" feshedildiği bildiriminde bulunulmuştur. Feshe konu olan olay ile ilgili olarak davacının amiri olan bölge müdürü tarafından tutulan tutanak incelendiğinde, "....davacıyı amiri olduğunu üstü ile nasıl böyle konuştuğunu sorduğunu, davacının da "nasıl konuşacağımı Aydın'a gelde göstereyim" şeklinde cevap verdiğini...." belirttiği, tutanak mümziileri olan kişilerin gerek yazılı beyanları ve gerekse mahkeme huzurundaki beyanlarında sarfedilen bu sözü doğruladıkları, yine HTS raporunda davacı ile amiri olan bölge müdürünün tutanak tarihinde aralarında yaklaşık 3,5 dakika süren bir telefon görüşmesi yapmış olmaları, davacının da bu telefon görüşmesini inkar etmediği somut olayda, davacıya isnat edilen sözün davacı tarafından sarfedildiği sabittir. Sarfedilen sözün niteliği, sözün söylendiği işçinin davacının amiri olması birlikte değerlendirildiğinde davacıya isnat edilen eylemin 4857 sayılı Yasanın 25/2-d bendi kapsamında sataşma olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işveren feshinin işçinin davranışlarından kaynaklanan haklı nedene dayandığından davanın reddi gerekir. Yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL harcın mahsubu ile kalan 5,90 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 106,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.