Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/1748 E. 2013/5707 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1748
Karar No
2013/5707
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı 1.350,00 TL ücret aldığını, asgari ücrete tekabül eden kısmının bankadan kalan kısmının ise elden ödendiğini, 3 yıldır ücretlerine zam alamadıklarını, zam istemeleri nedeniyle işverene gittiklerinde de 2011 yılında işveren tarafından ücretlerinin 200,00 TL civarında indirildiğini, bu konuyu işveren ile görüştüklerinde "beğenmeyen işçilerin işi bırakabileceklerini" belirttiğini, bu durum karşısında işyerinde çıkışların başladığını, bu durumdan rahatsız olduğunu 28/07/2011 tarihinde işyerinden çıkışını alarak işten ayrıldığını, işten ayrılma nedeninin tek taraflı olarak ücretlerinde yapılan indirim olduğunu belirterek kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı, davacının ücretinin net 600,00 TL olduğununun ücret bordrosu ile sabit olduğunu, 2009 yılının Ocak ayından itibaren ekonomik sıkıntı nedeniyle herhangi bir zam yapılamadığını, davacının ücretinde indirime gidilmediğini, bordo, banka kayıtları ve hizmet döküm cetvelinin aksinin yazılı delille ispatlanabileceğini, davacının kendi isteği ile istifa ederek işyerinden ayrıldığını, hizmet döküm cetveline göre 12 gün sonra başladığı yeni işyerinde de ücretinin 838,10 TL olduğunu, bu durumunda aldığı ücretin piyasa şartlarına uygun olduğunun doğruladığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, ücret araştırmalarında da davacıya ödenen ücretin meslek kuruluşu tarafından bildirilen tutarın altında olduğu, 11 yıllık kıdemi olan işçinin hiçbir neden yokken kıdem tazminatı bertaraf edecek şekilde istifa ederek işten ayrılıp iş akdini feshetmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen tanık beyanları toplanan deliller ve emsal Yargıtay kararları gözönüne alındığında, davacının ücretinde indirime gidilmesine yazılı olarak muvafakat etmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı alacağının tahsiline karar verilmiştir. Taraflar arasında işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında ihtilaf bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/2-e maddesi “ İşçinin işveren tarafından ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse işçinin bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini feshedebilir” hükmünü, 4857 sayılı Kanunun 120. maddesi uyarınca da halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunun 14/I-2. maddesi ise ”Bu kanunu tabi işçilerin hizmet akitlerinin işçi tarafından bu kanunun 1475 sayılı Kanun 16. (4857 sayılı kanunun ise 24. maddesinin karşılığı ) maddesi uyarınca feshedilmesi halinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir” hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda işyerinde sevkiyatçı olarak çalışan davacı ücretinde işveren tarafından tek taraflı indirim yapılması nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davalı ise böyle bir durumun olmadığını davacının asgari ücretle çalıştığını belirtmiştir. Davacı tanığı Ali Kaplan davacının ücretinin 1.600,00 TL iken 1.300,00 TL'na düşürüldüğünü, Ramazan Albunar ise davacının daha önce ücreti daha yüksekken en son 1.300,00 TL ücret aldığını işverenin ödediği primde azalma olduğunu belirtmiştir. Davacının imzasız bordrosuna göre son ücreti net 649,00 TL'dir ve bu tutarı banka kayıtları doğrulamaktadır. Emsal ücret araştırması sırasında Türk Metal İş Sendikası davacının net 1.016,00 TL, Ankara Ticaret Odası ise asgari ücret ile çalışabileceği bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık anlatımları ve Türk Metal İş Sendikası tarafından belirtilen emsal ücretin davalı savunmasından daha yüksek olması nedeniyle mahkemece davacının aylık ücretinin 1.300,00 TL net olduğu kabul edilmiştir . Davacı tanığı ... davacının aylık ücretin miktarı konusundaki iddiasınıda aşar şekilde aylık ücret konusunda beyanda bulunması karşısında bu tanığın beyanına itibar edilmemesi gerekir. Mahkeme, davacının ücretinin düşürülmesi nedeniyle işyerinden ayrıldığı iş akdini haklı olarak feshettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar vermiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanığı ... ile davalı tanıkları ...ve ...'ın beyanlarından ve dosyadaki delillerden davacının aylık net ücretinin 650,00 TL net olduğu, işyerinde satışlara bağlı olarak 525,00 TL prim ödemesi yapıldığı, işverence yemek verildiği, yılda bir defa bir aylık asgari ücret tutarında ikramiye ödendiği, ayrıca 100,00 TL yol parası verildiği, tüm bu ödemeler toplamının aylık net 1.300,00 TL'sını bulduğu işverence satışlara bağlı olarak ödenen primde indirim yapıldığının ve bu şekilde ücrette azalma olduğunun anlaşılmasına göre yapılacak iş; Tanıkları yeniden dinlemek süretiyle aylık ödenen primin satışlara bağlı olarak artış veya azalma gösterip göstermediğini belirlemek, prim ödemesinin satış miktarı ne olursa olsun her ay maktu olarak ödendiğinin anlaşılması halinde şimdiki gibi karar vermek, satışa bağlı olarak artış veya azalma gösterdiğinin anlaşılması halinde tanıklardan hangi aydan itibaren prim ödemesinin düşük yapıldığı belirlenerek işveren kayıtları üzerinde bir mahasebeci bilirkişiye inceleme yaptırılarak işverenin 2011 yılı satış cirosu rakamlarını tespit ettirip primin eksik ödendiği aylarda satışlarda azalma olup olmadığı belirlenip davacının fesihten 12 gün sonra 09.08.2011 tarihinde başka bir işyerinde işe başladığıda gözetilerek tüm deliller bir arada tartışılarak davacının iş akdini haklı nedenle feshedip feshetmediğini belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1748, K. 2013/5707, T. 04.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-1748-e-2013-5707-k-32b9a9600858