Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13059 E. 2013/12750 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/13059
Karar No
2013/12750
Karar Tarihi

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, süresi içinde Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafça istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 05.07.2013 günü belirlenen saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü; Davacı vekili, davacının ara vermeksizin 20.1.1986- 31.12.2003 tarihleri arasında davalı şirkette TIR şoförü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence herhangi bir haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek,kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 7.10.1998 tarihinde emekli olarak iş sözleşmesini sonlandırdığını hak ettiği kıdem tazminatının kendisine ödendiğini, dava tarihi itibariyle de alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,iş sözleşmesinin ne surette sona erdiği, bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa'nın 141 nci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. . Somut olayda; mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatı alternatifli olarak hesaplanmıştır. Birinci seçenekte davacının 20.1.1986 tarihinde işe girdiği ve akdin 7.10.1998'de davacının emekliye ayrılmasıyla son bulduğunun kabulü halinde net 2.536,21 TL, ikinci seçenekte ise davacının 20.1.1986- 31.12.2003 tarihleri arasında kesintisiz olarak işveren yanında çalıştığı ve akdin işverence haklı sebep olmaksızın feshedildiğinin kabulü halinde davacının net 24.794,72 TL kıdem tazminatı hak kazanacağı hesaplanmıştır. İhbar tazminatına dair hesaplama 7.10.1998-31.12.2003 tarih aralığı esas alınarak yapılmıştır. Mahkemece karar gerekçesinde "...davacının davalı iş yerinde 20/01/1986 - 07/10/1998 tarihleri arasında davalı iş yerinde hizmet akdi ile çalıştığı ve davacının iş akdinin davalı iş veren tarafından haklı nedenle fesih ettiğine ilişkin dosyaya her hangi bir belge ibraz edilmediği gibi feshin haklılığı da davalı tarafça kanıtlanamadığı ..." cümlesine yer verilerek davacının kıdem süresinin bilirkişi raporundaki kıdem tazminatı ile ilgili ilk seçeneğe göre belirlenmesi gerektiği belirtilmiş olamasına karşın hüküm fıkrasında bilirkişi raporunun kıdem tazminatı ile ilgili ikinci seçeneğine göre karar verilmiştir. Ayrıca davalı taraf davacının 7.10.1998 tarihinde emekli olduğunu ve bir daha davalı şirkette çalışması bulunmadığını savunmakta iken davacı taraf anılan tarihte davacının emekli olmasına karşın 31.12.2003 tarihine kadar çalışmasını kesintisiz sürdürdüğü iddiasındadır. Şu halde 7.10.1998 tarihinde davacının emeklilik işlemlerinin yapıldığı taraflar arasında çekişmesizdir. Mahkemece yukarıda da belirtildiği üzere hizmet süresi karar gerekçesinde belirtildiği şekilde 20/01/1986-7/10/1998 tarihleri kabul edilirse emekli olan davacının ihbar tazminatına hak kazanamayacağı sonucu doğar ki Mahkemece ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 7.10.1998 tarihinde sona erdiğinin kabulü halinde davalı tarafın cevap dilkeçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu da unutulmamalıdır. Tüm bu tespitler karşısında karar gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir ve bu durum bozma sebebidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. HK

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13059, K. 2013/12750, T. 05.07.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-13059-e-2013-12750-k-0bebc7732e92