Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12988 E. 2013/19766 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/12988
- Karar No
- 2013/19766
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı-karşı davalı vekili, davalının hemşire olarak 16/10/2008-16/10/2009 tarihleri arasında 1 yıl süreyle sözleşmeli olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin süre bitiminden önce davalı tarafından 22/02/2009 tarihli dilekçe ile tek taraflı olarak feshedildiğini, iş sözleşmesinin 8. maddesi gereğince haklı nedenle iş akdinin feshedilmemesi halinde brüt ücretin 4 katı tutarında tazminat ödemesi yapılacağının belirlendiğini, davalıdan terditli olarak ihbar tazminatı talep edildiğini belirterek sözleşmede düzenlenen cezai şartın ya da terditli olarak ihbar tazminatının ödetilmesini istemiştir. Davalı-karşı davacı vekili, davalının işten ayrılmasının davacının muvafakati ile gerçekleştiğini, sözleşmenin bir yıl süreli olması nedeniyle ihbar tazminatı talep edilemeyeceğini, tek taraflı ve matbu şekilde hazırlanmış sözleşmede yer alan cezai şart maddesinin geçersiz olduğunu, talep edilen cezai şartın fahiş olduğu savunarak davacının açmış olduğu davanın reddini istemiş, açmış olduğu karşı davada ise ücret alacağı ve fazla çalışma ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep edilmiştir. Mahkemece, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren objektif nedenler bulunmadığı, sözleşmenin belirsiz süreli olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle süreye bağlı olarak öngörülen cezai şart yönünden yasal koşulların oluşmadığı, davalının Sağlık Bakanlığınca atamasının yapılmasını işten ayrılma sebebi olarak gösterdiği, ancak bu hususun 4857 sayılı Yasanın 24. maddesinde işçiye iş akdinin bildirimsiz fesih imkanı veren haklı fesih hallerinden biri olarak sayılmadığı, böylece davacının cezai şart alacağının bulunmayıp ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, davalının karşı davası ile talep etmiş olduğu ücret alacağının ödendiği hususunun davacı-karşı davalı tarafından ispat edilemediği ve yine davalının tanık anlatımlarına göre haftalık yasal çalışmasının üzerinde fazla çalışması bulunduğu halde, fazla çalışma ücretlerinin ödendiği hususunun davacı-karşı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, davalının karşı davasının ise kabulüne karar verilmiştir. Davacının cezai şart alacağı talep edip edemeyeceği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır. Mahkemece iş akdinin belirsiz süreli olduğu kabul edilerek davacının cezai şart talebi reddedilmiş ise de, taraflar arasında yapılan 1 yıl süreli iş sözleşmesinin 1 yıllık süresi dolmadan feshedildiği sabittir. Sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 8. maddesinde, tarafların sözleşmenin sona eriş tarihinden önce İş Kanunu'nda belirtilen haklı nedenler haricinde bir nedenle iş akdini sonlandırmaları halinde karşı tarafa cezai şart ödeyecekleri hükme bağlanmıştır. Somut olayda, taraflar arasındaki iş akdinin davalı işçi tarafından herhangi bir haklı nedene dayanmaksızın feshedildiği ispat edildiğine göre davacının cezai şart isteme hakkı doğmuştur. Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesap edilen cezai şart (ceza koşulu) alacağından mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/son, 6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu'nun 182/son maddesi uyarınca uygun bir indirim yaparak hüküm altına alınmalıdır. Yazılı gerekçe ile talebin reddi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı-karşı davalıya iadesine, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.